Ne kadar çok gerici varmış meğer…
Ne kadar çok nefret…
İnsanların kimliğine, cinsel yönelimine, varoluşuna dair ne kadar çürümüş bakış gizlenmiş içlerinde…
Yaşam hakkına saygısız…
Özgürlüklere saygısız…
İnsana saygısız kalabalıklar…
Meğerse göründüğünden çok daha fazlaymış.
Sosyal medya yorumlarının altına dökülen o iğrenç sözlerden anlıyorum bunu…
Sadece öfke değil; örgütlü bir hınç dolaşıyor ortalıkta.
O nedenle kıymetli “Homofobi, Transfobi ve Bifobiye Karşı Uluslararası Mücadele Günü…”
***
En çok da Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay’ın tavrını takdir ettim.
Siyasi hesap yapmadan…
Toplumsal tepki ölçmeden…
Birilerine şirin görünmeye çalışmadan…
Belediye binasına gökkuşağı bayrağını astı cesaretle.
Ayrımcılığa karşı eşitlik fikrini, en sade ama en güçlü biçimde anlattı.
Sanırım bunu yapabilen tek resmi kurumdu.
Üstelik Süleyman Başkan inançlı biri…
Hatta bu yanını “solculukla bağdaştıramayan” insanlar bile var.
Ama ne inancını siyasete karıştırıyor ne de özgürlüklere yaklaşımını gizliyor.
Hiçbiri göstermelik değil…
İki toplumlu çalışmalarda da yürüyor korkmadan.
Barış inşasında da…
Güneydeki belediyeyle ortak etkinlik yapabiliyor örneğin…
Hem de aynı isimde iki belediye…
Memlekette herkesin yerden yere vurduğu bir siyasi rakibe, hak ettiğinde teşekkür edebiliyor bir basın toplantısında.
Ne kadar tabu varsa, aldırmıyor.
***
Toplum, pek çok konuda olduğu gibi, “farklılıklara saygı” konusunda da samimi davranmıyor.
Hep bir “ama…” saklı cümlelerin içinde…
Sevginin, aşkın, kimliğin hâlâ suç ya da ayıp gibi görüldüğü bir düzen bu…
Dedikodunun, nefretin, kötücüllüğün ortada gezindiği…
17 Mayıs yürüyüşüne gittim.
Genç bir kalabalık vardı.
Yeni yüzler…
Kendine güvenli, mücadelede kararlı, haklarının farkında, coşkulu bir grup…
İlk kez bir eylemde gençlerin böylesine baskın olduğunu gördüm.
Polisler dışında yaş ortalaması yirmilerdeydi sanırım.
***_
“Dünya alevler içinde yanarken, tek derdiniz eşcinsellerin öpüşmesi mi?” pankartı, yürüyüşün en yaratıcı sloganlarından biriydi.
Umarım geniş kitleler bu söz üzerine biraz düşünmüştür.
Çünkü gerçekten de çağın büyük yıkımları ortadayken…
Savaşlar, yoksulluk, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, sömürü, şiddet büyürken…
Ülkemizde hile, talan, tahakküm kol gezerken…
En masumu, o öpüşlerdi.
“Yurtta aşk, dünyada aşk”tı bu yılın teması Lefkoşa sokaklarında…
Barış kadar güzel geliyor kulağa…
Yurtta...
Dünyada...
Fotoğraf: Doğan Samer