“GÖÇ YASASI” ve ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Ferdi Sabit Soyer

Toplumda oldukça önemli günler yaşanırken bu yaşadıklarımızdan sonuçlar çıkartmak gerekir. Ama bu sonuçlar eğer, yalnızca o anın siyasi veya toplumsal ihtiyaçlarına yanıt vermek için olursa, hiçbir zaman geleceğe giden yolda sağlıklı bir verim elde etmek mümkün olmaz. Ayni kısırlıkları yaşamaya devam ederiz.
Şimdi bakın, meşhur “Göç Yasası” ile ilgili bir yasa önerisi DP’ li bir vekil tarafından Meclis’e sunuldu. Tam seçim öncesi. Bunun nedenleri elbette ki daha sonra konuşulacak. Ancak bu adımdan sonra seçim var ya ve memlekette ve en büyük eleştiri de siyasi güçlerin seçime endeksli çalıştıklarına dairdir de ya….
Her şeyin, seçimlere ve oy almaya dönük olduğu yaklaşımı ile siyasi partileri haklı olarak eleştiren sendikaların ve sivil toplumun bazı kesimleri, şimdi ise bu toplumsal sorunun, seçimlere dönük gündeme getirilmesine hemen destek verdiler.

DÜNDEN sonuç çıkartmadan bugün aynı…

Bundan amacın Hükümet partilerine, ama özellikle CTPBG’ye dönük tepki geliştirmek olduğu da çok açıktır. Nitekim, Meclis’te ivedilik oylamasının ertelenmesinden sonra, KAMU-SEN hemen açıklama yaptı. CTP ve DP adaylarına oy verilmemesini istedi. Ne kolay değil mi?

Ama ayni Kamu –Sen, 2009’da, dönemin UBP Başkanı Sayın Eroğlu ile diğer sendikalarla birlikte bir protokol imzalamıştı. Yine ayni şeklide 2009 seçimlerine giderken bizden onlar, %7 civarında bir artış istemişler, diğer bazı sendikalar ise %26 artış istemişlerdi. O günün şartlarında, daha önce çalışanların maaş ve ücretlerini son derece iyi şekilde geliştirmemize karşın, ekonomik kriz nedeni ile çalışanların alım gücünü koruyacak tedbirler ve Eşel Mobil’e aynen devam edeceğimizi de belirterek, söz konusu kriz nedeni ile artış yapamayacağımızı açıklıkla söylemiştik.

Bunun üzerine Sayın Eroğlu ile protokol imzalayan Kamu Sen , açıktan CTPBG’ ye oy verilmemesini istemişti. Bununla ilgili gazete reklamları yayınlamıştı. Ama sonuçta ne oldu?

2009 Ocak ayında bizden %7 ve %26 artış isteyen ve Sayın Eroğlu ile da protokol imzalayanlar, Nisan 2009 seçimlerinden sonra seçimleri kazanan Sayın Eroğlu ile görüşerek bu kez ona, “senden tek kuruş artış istemiyoruz olanı koru” demişlerdi. Bu ne çelişki idi 4 ay içinde?

Fakat imzaladıkları protokola karşın ve  “artıştan da vazgeçmiş olmalarına” rağmen, 2004-2009 arasında elde edilen pek çok hak, başta Eşel Mobil olmak üzere, alım gücü ve diğer pek çok özlük hak darbelendi. Darbelendi ne kelime kaldırıldı…Geriye gitti.

Şimdi bundan bir sonuç çıkartılacağına, KAMU SEN, yine seçim öncesi, “Göç Yasası” üzerinden oynanan ve siyasi garnitüre döndürülen, bu toplumsal soruna dönük, yine ayni metotla hareket ediyor. CTPBG’ye dönük olarak, Hükümet partileri diyerek oy vermeme çağrısı yapıyor. Yani bu yasayı getiren ve SENDİKALARLA imzaladığı protokole rağmen, kimsenin de haberi olmadan, Türkiye ile paket imzalayan ve bu paketin bir unsuru olanı, yani  bugün şikayet edileni getiren UBP ve Sayın Eroğlu’na; örtülü ödenek gibi, örtülü desteğe devam ediyor….

Yıllardır hükümette olan UBP’nin siyasi yaşamımıza yerleştirdiği, seçim öncesi ekonomik menfaat dağıtarak, siyasi sonuç alma düşüncesi, her alana yansımış bulunmaktadır. Hatta bu mentalite maalesef, buna karşı olanların bazılarının da mantığına yansımıştır. İşte bu olayda da bunu görüyoruz. Seçim öncesi, önüne ardına bakmadan, elbette çözülmesi gereken bu toplumsal sorun gibi sorunları, bir yol ile gündeme taşıyarak siyasi sonuç elde etme veya siyasetende de erkte olanı ürküterek sonuç alma yolu tutuluyor. İşte şikayet edilenin mantığına uymak budur.

Göç Yasası ve Anayasa

Şimdi bunun diğer yanına bakalım. Bu “ Göç Yasasına” karşı olan bazı kesimler ise yapılan Anayasa Değişikliğine ayni zamanda Hayır da demektedirler. Bu nasıl iştir? Çünkü Anayasada yapılan değişikliklerden bir tanesi de 90. Maddeye dönüktür.

Yani hükümetlerin yaptığı uluslararası antlaşmalar, artık Meclis onayına sunulacak. Eskiden, bu Meclis’in bilgisine getirilir şeklinde idi. Zaman içinde bu nasıl oldu?

Türkiye ile imzalanan tüm antlaşma ve protokoller kimsenin bilgisine dahi getirilmedi. Özellikle Göç Yasası denen bu yasanın çıkmasını sağlayan, 2009’ da Sayın Eroğlu’nun imzaladığı protokoldü. İmzalayanlar önce böyle bir protokol yoktur dedi. İnkar edildi. Sonra da,” biz değil, Türkiye bastırıyor” dendi.

İşte bu Anayasa değişikliği ile artık imzalanan tüm protokoller Meclisin onayına sunulacak. Böylece gizlenecek bir şey kalmayacağı gibi, bu nedenle imza atacak olan, bunun Meclisin onayını gerektirdiğini bilerek, titizlik gösterecek. Sonrada imzaladığının destekçisi olacak. Topu, ona buna Türkiye’ye atma, kolaycılık ve fırsatçılığına sahip olamayacaktır.  Bu toplumsal ve siyasi sorumluluğu geliştirecek olan, en önemli adım olacaktır. Buna karşın, hem Göç Yasasından şikayet edeceksin, hem de bunu sağlayan, bu gizli düzenlemeye dönük yapılan değişikliklere de hayır diyeceksin.

İşte yaşadığımız günlerde karşı karşıya kaldığımız budur. Yaşadıklarımızdan çıkarttığımız ve toplumsal siyasi yaşama sıkıntı veren davranış ve anlayışlardan çıkarttığımız sonuçları, yaşamamış gibi, yine ayni mantıkla hareket edersek ayni sorunların beş beterini yaşamaya mahkum oluruz.. Üzüntü veren  işte budur….