‘GİRNE’NİN ANAYASASI’ HAZIR, AMA…

Mert Özdağ

İşte bu proje ‘imar planı’ halini alsaydı bugün Girne çok başka olacaktı!

Son aylarda sıklıkla tartıştığımız, canlı bir hassasiyet de doğuran bir süreç var, Girne ve kıyıları…

Bir ülke halkının en güzel kıyı kentlerinden birini böylesi bir heyecanla tartışması, fikir üretmesi, yanlışlara anında tepki vermesi elbette çok güzel bir gelişme…
Daha önceleri ‘parçalı’ tepkiler ve lokal olarak ele alınan tartışmalar artık bir kentin bütünüyle el alınmasına dönüşen kapsamlı bir tartışma sürecine dönüştü.
Bu açıdan baktığımda ben Girne ile ilgili devam eden ve edecek olan tartışmaları ve canlı gündemi faydalı buluyorum.
Önceleri Kaya Holding’e ait otel inşaatı ile patlak veren, daha sonra içine Zeytinlik ve yüksek katlı binalar konularının da eklendiği bütünsel tartışmalarda zaman zaman geçmişe dönmekte yarar görüyorum.
İyisiyle kötüsüyle geçmişte yapılanları, alınan yanlış veya doğru kararları ve bunların sonuçlarını da tartışmalarımıza yedirmek çok da faydalı olacaktır.

***

İşte geçmişten bir iyi örnek…

2012 yılında Girne Belediyesi tarafından uzman bir ekine hazırlatılan Girne Kıyı Bandı Kentsel Tasarım ve Çevre Düzenlemesi Projesi!..
Proje, Girne kentinin doğu ve batısına uzanan kıyı bandının konumunun işlevlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor.
Ozanköy’den Karaoğlanoğlu’na kadar uzanan 10 kilometrelik kıyı şeridini kapsayan bu projede hangi nokraya hangi proje yapılacak, nerelere hangi inşaatlar yapılabileceğe kadar her şey var.
Belediyedeki eski yönetim tarafından kale arkasında başlanan kentsel proje de bu ana planın bir parçasıydı.
Elbette ki; Sümer Aygın’ın belediye başkanlığı döneminde belediye tarafından hazırlanan ve çok kapsamlı bir yol gösterici durumundaki proje yasal bir boyut kazanmalıydı.
Bu projeden Şehir Planlama Dairesi uzmanlarının da haberi vardı, hatta projenin hazırlanmasında bire bir konuyu takip ettikleri de bilinen bir gerçek…
Aslında o yıllarda göreve gelen hükümetlerin burada bir eksiği olduğunu söylemek gerekiyor.
Yukarıda dediğim gibi eğer bu kapsamlı proje yasal hale getirilseydi ve bir imar planı haline dönüşseydi bugün çok başka bir Girne’den söz edecektik.
Çünkü projede nereye ne kadar inşaat yapılabileceği, hangi kıyıya hangi kentsel yaşam alanlarının yapılacağı belirtiliyordu ve detaylandırılmıştı.
Ne yazık ki bugün plansız ve kontrolsüz şekilde betonlaşan kentte devam eden yapılaşmanın ve çarpıklığının önünde lokal çıkışlarla karşı çıkmaya çalışıyoruz.
Ancak elimizde kapsamlı bir plan yok, proje yok.
Örneğin şimdiki belediye yönetimi bu projenin yasal bir imar planı haline gelmesi için öncülük edebilir.
Ya da Şehir Planlama Dairesi’ndeki uzmanlar bu projeyi temel alabilir.
Umarım böylesi çalışmalar kentin dokusuna hassasiyet gösteren her bir kurum ve kişi tarafından dikkate alınır.
Zira her konuda plansız ve kontrolsüz devam etmenin kimseye faydası olmadığını yaşayarak görüyoruz.

------------------------------

 BİR GELİŞME
KOOP’a “acil” istihdam tamam (!)

YENİDÜZEN’in geçen hafta duyurduğu “Kooperatif Merkez Bankası’nda istihdam hazırlığı” konusunda gelişme oldu, bir grup bankaya istihdam edilerek işbaşı yaptı.
Hatırlayınız, geçen hafta YENİDÜZEN’e açıklama yapan banka yönetim kurulu başkanı  “46 kişilik acil ihtiyaç var” demişti.
Demek ki “acil” şekilde istihdam gerçekleştirildi.
Peki kriter nedir?
Kim, hangi nedenle işe alındı?
Partisel ilişkiler bu istihdamlarda etkili oldu mu?
Kapsamlı bir açıklama yapılacak mı?
Bekliyoruz!

------------------------------

 BİR TESPİT

Emlak sektöründe ‘entelektüel’ hareketlilik

Bir emlakçı arkadaşımla sohbet ediyoruz.
“Nasıl gidiyor satışlar?” diyorum.
“İyi” diyor.
-“Kimler ev alıyor peki?”…
-“Yabancılar… Özellikle de hali vakti yerinde Türkiyeliler. Yoğun olarak burada ev almaya başladılar. Bazıları ile konuşuyorum, neden Kıbrıs’a taşınmak, ev almak istiyorsunuz diye soruyorum. Artık Türkiye’nin yaşanılmaz bir yer olduğunu anlatıyorlar. Kızının, eşinin şortla Türkiye’de sokakta yürüyemez duruma geldiğini, Kıbrıs’ın çok rahat bir ortam olduğunu söylüyorlar”
Yani kısacası Türkiye’den Kıbrıs’a hali vakti yerinde, entelektüel insanların gelmeye başladığını söylemek zor değil…
Zira adamız her şeye rağmen hala yaşanılır bir ülke…
Her şeye rağmen… 

------------------------------

Tanınmış Ekonomist NECDET ERGÜN diyor ki:

“% 90’nı hizmetler sektörüne dayalı (lokomotifi turizm ve üniversite) bir ekonomide tarım ürünleri ithalatına TÜK'ü kurtarmak için (ki tasfiye edilmeli) % 3 FON koymak CİNAYETTİR.
TÜK bataklığını tüketiciye ödetmektir, pahalılık yaratmaktır, rekabet gücümüzü baltalamaktır. Mukayeseli avantajı HİZMETLER sektörü olan Kuzey ekonomisinde ‘ithalat yasakları ve yüksek gümrük-fon’ uygulamak, ekonomiye ve ülke kaynaklarına İHANETTİR”