Girne’de Eğitim ve Anafartalar Lisesi

Salih Sarpten

Girne’yi tanımlamak adına birçok şey söylenebilir. Ancak son yıllarda Girne için dile getirilen ifadelerde ciddi değişimler olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin:

“KKTC’nin en çok nüfus artışı yaşadığı kent…”, “Eğlence, dinlence ve yerleşim için en çok tercih edilen yaşam alanı…”, “Büyük ve yüksek binalarla silueti acımazsızca bozulan, trafik karmaşasını sonuna kadar yaşayan bir şehir…” gibi nitelendirmeler, ne yazık ki bu yeni ifadelerin başını çekmektedir.

 

 İşte böylesi bir kentte eğitimi düzenlemek çok daha büyük bir önem ortaya çıkartıyor. Kentin yaşadığı bu çarpıklıklar, Girne’deki okulların yaşadığı sorunların da temelini oluşturuyor. Kentteki tüm okullar tıkanmış, sürdürülemez yapılaşma durumuna çoktan gelmiştir. Bu sorunlara bir de yönetsel hatalar eklenince durumun vahameti daha bir artıyor…

Anafartalar Lisesi de bu vahametin eşiğindeki okullardan biri… Oysa Anafartalar Lisesi hem Girne’nin hem de Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin en önemli kültürlerinden birisi olmuştur.

Okul, sadece öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir yapı değildir. Okul; tarihsel gelişimi, yaşı, taşıdığı donanımsal özellikleri, yerleşim planı, kuralları, inançları,  öğretmen ve öğrencilerin davranışlarına kılavuzluk eden değerlerin bütününden meydana gelir… Anafartalar Lisesi bu değerler bütünü anlamlaştıran okullardan birisi olmayı başarmıştır.

Bu olgu görmezden gelinerek Anafartalar Lisesi’nin taşınması gündemde… Ne var ki; okulun taşınması Anafartalar Lisesi’nin bugün yaşadığı sorunları çözmeyeceği gibi yeni sorunların ortaya çıkmasına da neden olacak… Örneğin; okulun taşınması düşünülen yeni yeri Girne’nin doğusunda, kent içi trafiğin en sıkıntılı olduğu bölgede yer alıyor. Sadece bu unsur bile yeni sorunlar, yeni sıkıntılar yaratmaya yeterli gibi duruyor…

Çözüm taşınmakla değil, akılcı ve rasyonel önerileri kararlılıkla hayata geçirmekle mümkündür. Bu durum da sanıldığı kadar karmaşık değildir. Üstelik bulunacak çözüm pedagojik gelişimi de desteklemelidir. Bu nedenle çözüm, Anafartalar Lisesi’ni taşımak değil, Girne’ye yeni bir okul kazandırmak olmalıdır.

Bu çözümün anahtarı; Anafartalar Lisesi’nin orta kısmı ile lise kısmının ayrılmasında yatmaktadır. Oysa okulu taşımak bu çözüm imkanını tamamen ortadan kaldıracağı gibi okul kültürünü yıkma pahasına yeni sorunların ortaya çıkmasına da neden olacağı aşikardır.

Kısacası inşaatı devam eden okul, bir ortaokul olarak yapılandırılmalı ve Girne’nin batısında yer alan Oğuz Veli Ortaokulu’ndan sonra Girne’nin doğusunda yapılanmış ikinci ortaokul olarak eğitim sistemine kazandırılmalıdır. Bu durumun kent yapılaşması ve kent içi ulaşımına da anlamlı katkılar sağlayacağı aşikardır. Yeni öğretim yılından itibaren Anafartalar Lisesi’nin orta kısmını yeni kayıtlara kapatıp, sadece lise olarak eğitim sisteminde yer almasını sağlamak okulun yaşadığı sorunların çözümü adına önemli bir adım atılmış olacaktır.

Bu denli basit ve basit olduğu kadar da nitelikli bir çözümü görmezden gelip, bir okulun yarattığı kültürü ortadan kaldıracak yeni arayışlara gitmek ister istemez akılla başka şeyleri getiriyor… Sebep her ne olursa olsun, Anafartalar Lisesi’ni taşımak mümkün olmayacaktır…

Çünkü o okul, 1954’de kurulmuştur…

Çünkü o okul, paylaşılan değerlerden, sembol yaratmış anlamlardan, okul içindeki hikayelerden, duvarlarına yazılan sloganlardan oluşmuştur…

Çünkü o okul, sahip olduğu yaşam alanı, çevre şartları, okulun imkanlarına göre yetişmiş nitelikli insanlardan meydana gelmiştir…

Çünkü o okul, yöneticisi, öğretmeni, öğrencisi ve her bir tuğlasıyla yerinden sökülemeyen büyük bir değer haline dönüşmüştür


Biliyor muydunuz?

Okullar Kime Ait?

Hiç düşündünüz mü, okullar kime ait? Hangi okullar diye sorduğunuzu duyar gibiyim… Hiç fark etmez bütün okullar; resmi okulları, özel okullar ve diğerleri…

Sanılanın aksine okullar ne devletin ne de özeldeki sermaye sahiplerinindir. “Okullar; öğrencilere, öğretmenlere, topluma ve gelecek nesillere aittir.” Bu nedenle herhangi bir okul için yapılacak herhangi bir değerlendirme bu olguların tamamını düşünme gerekliliği vardır.

 


Aklınızda Bulunsun

Mahkeme Kararı: Din Dersine Katılmama Tabii Hak

İstanbul 9’uncu İdare Mahkemesi çocuklarının din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması için velilerin açtığı davada “din derslerine katılmamayı tercih etmenin en tabii hak” olduğu hükmüne vardı.

İstanbul’da bir aile, özel bir ortaokulun 5’inci sınıfında okuyan çocuğunun “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersinden muaf tutulması için Eylül 2015’te okula verdikleri dilekçeden sonuç alamayınca Ocak 2016’da İstanbul 9’uncu İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Ailenin, çocuklarının zorunlu “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersinden muaf tutulmasını istemesinin ardından mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

Davayı açan veli Cem K. ise şunları söyledi: “Çocukların dini kavramlarla 15 yaşından önce karşılaşmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bu davayı herhangi bir azınlığa dahil olup olmama kapsamında açmadım. Müslüman olarak devletin böyle bir öğretimi yapmasını doğru bulmuyorum. Din öğretme işi ailelerden olur. Bu Kuran kursu veya verilen inanca göre kurumlar aracılığıyla yapılabilir.  Bir farkındalık yaratmak için davayı açtım. İnsanların özgür iradeleriyle din dersi alması gerektiğini düşünüyorum. Çocukların uygun yaşta, yani 15- 16 yaşlarında din dersleriyle karşılaşması gerektiğine inanıyorum”.