Seçime, dolayısıyla da büyük ihtimalle bu yönetimin vedasına iki ay kaldı.
En güncel kamuoyu araştırmaları, sahada gördüğümüz gerçeklikle örtüşüyor.
Toplumun önemli bir çoğunluğu aynı şeyi söylüyor: “Bunlar gitsin!”
Peki gidecekler de geride bıraktıkları tahribatı nasıl ölçeceğiz?
Maliye'nin çökertilmesini mi konuşacağız? Borçları, ihale oyunlarını, savurganlığı mı? Nüfus politikasızlığını, dağıtılan yurttaşlıkları, artan şiddeti, büyüyen güvensizliği hangi hesaba yazacağız?
Ya liyakatsizliği, kurumsal çürümeyi, yönetime kaybolan güveni…
***
UBP, Tatar’ın başbakan olduğu Mayıs 2019’dan beri iktidarın merkezinde… UBP-DP-YDP ortaklığı ise Aralık 2020’de kuruldu.
Arada hükümet krizleri yaşandı; başbakanlar, bakanlar değişti.
Yönetim anlayışı değişmedi.
Üçlü ortaklık, farklı başbakanlarla beş yılı aşkın süredir memleketi yönetiyor.
Üstel hükümeti de dört yılı geride bıraktı.
Bu dönemde kaç üst kademe yöneticisi görevden alındı? Kaç kişi atandı, sonra yeniden görevden alındı? Her siyasi kavganın ardından kaç makam el değiştirdi?
Bütün bunların maaş, emeklilik ve ikramiye yükü ne oldu?
Bilmiyoruz!
Resmî Gazete’de yüzlerce karar var; ortada tek bir maliyet hesabı yok.
***
KTAMS Başkanı Güven Bengihan’ın son açıklaması, savurganlığın boyutunu tek bir atama üzerinden gösteriyor.
Lise hizmet sınıfından Posta Dairesi Müdürlüğü’ne getirilen kişinin aylık maaş farkı 147 bin 117 lira…
Emeklilik maaşı farkı 98 bin 421 lira…
Çoğumuzun "maaşı" değil bu fark!
Hele özel sektör emekçileri için bu nasıl isyan ettiren bir hesap...
Otuz altı yıl üzerinden emeklilik ikramiyesinde yarattığı ek yük 5 milyon 296 bin lira…
Toplam ikramiye 14 milyon 315 bin liraya ulaşıyor.
Bu yalnızca bir atama!
Bir kişinin terfisinin bedeli bile milyonlarla ölçülüyorsa, yıllardır süren atama ve görevden alma trafiğinin toplam faturası nedir?
***
Üstelik giderayak yapıyorlar bunu.
Bir deniz faciası yaşandı.
İnsanlar öldü, aileler dağıldı.
Bakan görevden alındı; ardından müsteşar ve müdürler değiştirildi.
Daha soruşturma tamamlanmadan boşalan koltuklar yeniden dolduruldu.
Acıyı bile makam paylaşımına çevirdiler!
***
Sahte diplomalar...
Vatandaşlık pazarlıkları…
KIB-TEK ihalelerindeki şaibeler…
Meclis Başkanlığı seçimindeki sahte oy pusulaları…
Cezaevindeki hukuk dışı tahliye…
Ayrıcalıklı izinler, denetimsiz limanlar, insanların yaşamına mal olan ihmaller…
Bunların her biri aynı düzenin farklı yüzüdür.
İki ay sonra hükümet değişmeli; 2019’dan bugüne bütün atamalar, görevden almalar, ihaleler ve ayrıcalıklı kararlar bağımsız denetime açılmalıdır.
Gidecekler elbette…
Öyle de görünüyor...
Ama ömrümüzden, hayatlarımızdan, çocuklarımızın geleceğinden çaldıkları ne varsa, hesabını vermeliler mutlaka!