Boynuz!
Kıbrıs’ta büyük boynuzlu koç kafasını ya da kafatasını evinin, iş yerinin üzerine asanlar vardı eskiden!
“Nazar değmesin” maksatlı olduğunu düşünürüm!
-*-*-
Boynuz; nazar dışında, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk ve Türkiye toplumlarında, “karısı tarafından aldatılmış erkeğe yakıştırılan” bir “ahlaksız şaka sembolü” de olabilir!
-*-*-
“Kadın satan kişiye” de zaman zaman “boynuz” veya “boynuzlu” yakıştırması, argoda kullanılan bir sıfattır!
-*-*-
İngiltere’de, sürüş ehliyeti kursunda, Türkiyeli bir kardeşimize, sınavı yapan kişi, üzerinde boynuzlu geyik resmi olan üçgen işaretin anlamını sormuş…
-*-*-
Bizimki, “dikkat ileride genelev var” diye yanıtlamış!
-*-*-
Boynuzlu varsa, genelev de var!
Algı o tarafta!
-*-*-
“Dikkat yaban hayvanları her an yola atılabilir” falan yok yani!
-*-*-
Haaa Güney Kıbrıs’ta bir zamanlar canlı radyo programında, psikiyatrist – sunucuya “karım beni aldattı, şimdi apartmanın çatısından atlayıp öleceğim” diyen adama, “sakın atlama, başındakiler kanat değil, boynuzdur, uçamayacaksın, yere çakılacaksın” diye yanıt verilmesi de aklımda kalan konuyla alakalı espriler arasındadır…
-*-*-
Haaa bu arada Gaziveren’de “geyik” görülmüş!
-*-*-
Bir arkadaşımı aradım, “ne iş?” dedim, ilk verdiği cevap, “abi bölgede gece kulübü çok” şeklindeydi!
-*-*-
Bir başka arkadaşıma sordum, “gavolle da avdan bir gün önce bu haber yayılsaydı, yarın bizim köyün etrafı avcı gaynayacaktı” şeklinde oldu!
-*-*-
Geyik muhabbeti yaptık!
-*-*-
Haaa, “geyik muhabbeti” nedir?
-*-*-
Geyik muhabbeti, günlük Türkçede ciddi bir amacı olmayan, daha çok eğlenmek, vakit geçirmek veya şakalaşmak için yapılan uzun ve çoğu zaman gereksiz sohbet anlamına gelir.
-*-*-
Mesela bazı sözlükler bunu örneklerle açıklar!
-*-*-
“Yeter artık, geyik muhabbetini bırakın” deriz değil mi?
Ne demektir bu?
“… Konuyu dağıtmayı ve boş konuşmayı bırakın” demektir!
-*-*-
Ya da “Dün akşam arkadaşlarla sabaha kadar geyik yaptık” da diyebilirsiniz!
Yani, “… Arkadaşlarla şakalaştık, komik ve önemsiz konular üzerine uzun uzun konuştuk” anlamına gelir…
-*-*-
Veya Kıbrıs Cumhuriyeti Meclis Başkanı Anitta Demetriou ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz gün İtalya’da katıldıkları toplantıda, tam bir geyik muhabbeti yapmışlar!
-*-*-
Nasıl mı?
İki başkanın sözleri, ciddi bir tartışma yerine geyik muhabbetine dönüştü…
Verimli bir tartışma yapılamadı.
Yapılamıyor!
-*-*-
Şu anda Tufan Hocam ve Nikos kardeşim arasındaki görüşmeler – konuşmalar da geyik muhabbeti!
-*-*-
Haaa, bu geyik muhabbeti, “… İnsanların rahatlamasını, yakınlaşmasını ve birlikte eğlenmesini sağlayan samimi sohbetse, ne ala…”
-*-*-
Ancak, çok ciddi bir konuyu önemsizleştiren, zaman kaybettiren veya asıl meseleden uzaklaştıran konuşmaysa, mıçmışım o muhabbete!
-*-*-
Neyse, Kıbrıs Temsilciler Meclisi Başkanı Demetriou, 15 Ekim 2026'da Roma'da düzenlenen Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin parlamento başkanları konferansı kapsamında Kıbrıs sorununu çeşitli ülke temsilcileriyle görüştü. Konuşma yaptı…
-*-*-
Demetriou, Kıbrıs sorununun yalnızca iki toplum arasındaki bir mesele değil, Avrupa Birliği'nin güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası hukuk ilkelerini ilgilendiren bir sorun olduğunu anlattı…
-*-*-
Demetriou Türkiye'nin adadaki askerî varlığını ve devam eden durumu “işgal” olarak nitelendirdi. Bunun yalnızca ikili veya bölgesel bir mesele olmadığını; Avrupa'nın güvenliği, Kıbrıs'ın toprak bütünlüğü ve AB ilkeleriyle ilgili olduğunu savundu.
-*-*-
Türkiye’nin savunduğu iki devletli çözümü reddetti.
-*-*-
Politis’in haberine göre Demetriou, iki devletli çözümü kesin biçimde reddederek BM kararları doğrultusunda siyasi eşitliğe sahip, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon temelinde çözümü destekledi.
-*-*-
İngiltere'nin rolünü öne çıkarmaya çalıştı.
(Garantör) İngiltere’nin Avam Kamarası Başkanı Lindsay Hoyle ile görüştü… Hoyle da iki bölgeli, iki toplumlu federasyon temelinde adil ve kapsamlı çözüm desteğini yineledi.
-*-*-
Politis şunu da yazdı:
“… Demetriou, Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerine uyması gerektiğini savundu ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısıyla Türkiye'nin 1974'teki askerî müdahalesine uluslararası toplumun yaklaşımı arasında farklılık bulunduğuna dikkat çekti.”
-*-*-
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Demetriou'nun açıklamalarına karşı çıktı. Kıbrıs'ta Türk tarafı dikkate alınmadan çözüm bulunamayacağını, Kıbrıslı Türklerin eşit haklarının gözetilmesi gerektiğini söyledi ve 1974 müdahalesini Türkiye'nin garantörlük hakları çerçevesinde savundu.
-*-*-
Roma’da ortaya çıkan gerçek şu:
Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye arasında hala ciddi görüş ayrılıkları var!
-*-*-
Ancak belli ki, neredeyse Kıbrıs meselesi ile ilgilenen tüm taraflar, Anitta Demetriou’nun savunduğu tezlere çok yakın duruyor…
-*-*-
Ve Türkiye de bunun farkında!
Türkiye, sadece bazen abartılı, bazen gerçek, bazen tamamen propaganda kaynaklı bir savunma yapıyor ve bu savunma modeli artık çok sırıtıyor!
Türkiye, tam bir geyik muhabbeti yapıyor!
-*-*-
Mesela?
Evet, Kurtulmuş diyor ki;
“… Enosis yanlısı istilacıların yaptığı bir sürü soykırım, Türkiye’yi Kıbrıs’taki Türklerin haklarını koruması için harekete geçmeye mecbur bıraktı…”
-*-*-
Kurtulmuş, 1963 Aralık ayından 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar geçen sürede onlarca köyde katliamların yapıldığını, masum gençlerin, kadınların, çocukların öldürüldüğünü anlatıyor…
-*-*-
Türkiye’nin garantörlük hakkından doğan bir sorumluluk gereği 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı yapıldığını dile getiren Kurtulmuş, Kıbrıs’ta harekat sonrasında her iki tarafın da barış içerisinde yaşadığı bir ortamın sağlandığını belirtiyor…
-*-*-
Ve diyor ki, “… Kıyamete kadar Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Adası’nda eşit yurttaşlar olarak yaşamaya devam edeceklerdir.”
-*-*-
Bence geyik muhabbeti!
-*-*-
Evet, Kıbrıs’ta faşist Rumlar Kıbrıslı Türklere ciddi kötülükler yapmadı dersek doğru olmaz ama 1963 – 1974 arasında “onlarca köyde katliamlar yapıldı” demek, ağır abartıdır!
-*-*-
1963’ün son günlerinde Ayvasıl’da toplu öldürmeler oldu mu?
Oldu!
-*-*-
Bu, daha çok, bizim beş yıl önce Gönyeli’de yaptığımız benzer vahşi ve toplu sayılan kıyımın bir şekilde intikamıydı!
-*-*-
En ahlaksız, en vahşi ve en acı katliamlar, Barış Harekâtı öncesi değil, o günlerde yapıldı…
Atlılar, Muratağa, Sandallar ve Taşkent…
-*-*-
Acıdır!
Karşılıklıdır!
Savaştır!
-*-*-
Ne istiyoruz?
Sürekli abartılı bir şekilde, “Rumlar bizi kestiydi” demeye devam etmek mi?
Ya da Rumların dediği gibi, “Türkiye gelip Ada’nın yarısını işgal ettiydi” diye resmen geyik muhabbetini sürdürmek mi istiyoruz?
-*-*-
Çözüm mü?
Geyik muhabbeti mi?
-*-*-
Alooo, sevgili Behattin, buldunuz mu geyiği?
“Yok olan ararık!”
-*-*-
Anitta’lar, Numan’lar da arar!
-*-*-
Bu arada, Kurtulmuş’un şu sözü, benim için “geyik muhabbeti” değil, “geyik sürüsü korusu nakaratıdır”:
“… Kıyamete kadar Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Adası’nda eşit yurttaşlar olarak yaşamaya devam edeceklerdir.”
-*-*-
Hangi halk?
Kim?
-*-*-
Kıbrıs Türk halkı?
Öyle bir halk mı vardı?
-*-*-
Neyse; yazı çok uzadı be Behattin!