Gazetecilik, döneklik ve satılmışlık!

Serhat İncirli

Medya Etik Kurulu diyor ki; “Her içerik haber değildir, haberin kaynağını sorgulayın.” 

-*-*-

Kurul açıkça şu çağrıyı yapıyor:
“Her içeriği ‘haber’, her haber sitesini de ‘gazetecilik’ yapan güvenilir bir mecra olarak kabul etmeyin.”

-*-*-

Kurul, özellikle seçim dönemlerinde doğrulanmamış ve manipülatif içeriklerin yayılmasının demokratik kamuoyu açısından risk oluşturduğunu vurguluyor!

-*-*-

Her sosyal medya kullanıcısının “gazeteci” kabul edilmeye başlandığı ülkemizde, hatta her canı sıkılan kişinin “digital gazete” bile yapmaya başladığı içinde olduğumuz günlerde, “mesleki etik” beklemek kolay değil!

-*-*-

Onlarca, hatta belki de yüzlerce kişi, siyasi karakterlerin sahte diploma aldığından emindir!
Oysa bu konuda henüz sonuçlanan mahkeme yoktur!
Sadece, “sahte diplomaları dağıtmaktan da sorumlu tutulan” iki kişi mahkum edilmiştir…

-*-*-

Haaa bir de okuyucu veya ahali, okuduğu her şeye anında inandığı için de sıkıntı yaşanmaktadır!
Aslında Medya Etik Kurulu’nun “bence” uyarısı bu noktada çok önemlidir!

-*-*-

Örnek vereyim; bir kurumun veya birliğin başındaki kişinin bir yakınının polis tarafından sorgulanmış olması üzerine yapılan yorumları okuduğum zaman, tüylerim diken diken olmaktadır!

-*-*-

Bu birlik başkanının bir takım ihaleler veya işlerle ilgili veya bazı kişilerle sıkıntıları çoktur da yakınlarının başına gelen bir sorgulama olayı üzerine “sevinmek”; meseleyi “insan olmaktan uzaklaşmak” pozisyonuna sokmaz mı?

-*-*-

Şöyle bir örnek vereyim… 
Belki daha iyi anlatmış olacağım…

-*-*-

İzmir’in Belediye Başkanı Cemil Tugay, AKP’ye katıldı!
Törenle!
Recep Tayyip Erdoğan’a övgüler yağdırdı!

-*-*-

Cemil Tugay nedir?
Tartışmasız – gayet açık bir şekilde “dönek”tir!

-*-*-

Bu döneklik için belgeye ihtiyaç yoktur!

-*-*-

Döneklik, siyasi açıdan bir eleştiridir!

-*-*-

Peki Cemil Tugay “satılmış” mıdır?

-*-*-

Bilemeyiz!

-*-*-

“Satılmış” demek için elimizde somut kanıt olması gerekir.

-*-*-

Tugay, 2024'te CHP'nin adayı olarak seçime girdi ve seçildi… Haziran 2026'da CHP'den istifa ettiğinde bağımsız olarak görevine devam edeceğini söylemişti. 

-*-*-

Ağustos 2025'te AKP'ye geçme ihtimali sorulduğunda bunu “milyonda bir bile bir olasılık yok” diye nitelemişti. 
Hatta “annem beni reddeder” gibi ifadeler dahi dile getirildi falan!

-*-*-

Ancak bir baktık ki, milyonda bir ihtimal gerçekleşti ve 7 Ekim 2026'da Erdoğan'ın elinden AKP rozetini aldı. 

-*-*-

AKP ya da Erdoğan, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni ilk kez yönetmeye başlamış oldu!
Üstelik seçilmeden!

-*-*-

Cemil Tugay “Dönek” mi?
Evet!

-*-*-

Cemil Tugay, beni mahkemeye veremez ama verse bile, Türkiye’deki mahkemeler için konuşamam elbette ancak buradan eminim ki, bu adamın “dönek” olmadığına hiçbir hakim hükmedemez!
Çünkü adam resmen dönmüştür!

-*-*-

Ama “satıldı” dersek, çok ağır bir iddiada bulunmuş oluruz!

-*-*-

Satıldığını kanıtlayan güvenilir bir bilgi var mı?
Yoktur!
Belki asla satılmamıştır ama başka gelişmeler vardır!
Mesela tehdit gibi!

-*-*-

Haaa en doğrusu aslında “dönek” de dememektir!

-*-*-

Adamın yaptığı için, “Dönekçe bir siyasi tutum” demek en doğrusudur!

-*-*-

Haaa duygularınız, hisleriniz, emin olduğunuz düşünceleriniz olabilir ve bu adama kesinlikle “satılmıştır” da diyebilir; sosyal medyada paylaşım da yapabilirsiniz ama buna da “gazetecilik” diyemezsiniz!

-*-*-

Demokrasi nedir?
Demokrasi, bu tür değişikliklerin bu kadar kolay olamamasıdır ama İngiltere’de bile olabiliyor!

-*-*-

Parti değiştirilebilir!
Buna da “döneklik” denebilir!

-*-*-

Satılmışlık farklıdır!

-*-*-

Haaa Cemil Tugay’a sadece “dönek” de denmeyebilir!
Çok daha ötesi sıfatlar da eminim çoğumuzun aklına gelmiştir!

-*-*-

Mesela, eminim şu anda terörist olmam nedeniyle Türkiye’ye asla giremeyeceğime inanıyorum ama bu adam yaşadığı müddetçe, İzmir’den transit bile geçmeyi düşünmüyorum!
Aynı havayı koklayamayacağım biri!

-*-*-

Allah bizden ırak tutsun!
Amin! 

-*-*-

Bu arada yeri gelmişken yazayım; bu ülkede, ayıptır söylemesi ama özellikle son 4 – 5 yıldan beri ülkeyi yöneten kadro ya da kadroların tuvalette küçük veya büyük abdestlerini nasıl yapacaklarına dahi Türkiye’deki ağaları karar veriyor!

-*-*-

Daha açıklayıcı davranacak olursak, tüm ihaleler, tüm protokoller, tüm büyük işler Türkiye’de dizayn ediliyor, bizimkilere “gelin imzalayın ulan” denmese bile, “değerli efendiler, haydi imzalayalım” deniyor!

-*-*-

Bu ülkede, çok üzgünüm ama en başta “müzakereler” olmak üzere, her türlü siyasi pozisyon Türkiye’de şekilleniyor; Türkiye “ok” vermezse, taş üstüne taş konmuyor!

-*-*-

Böylesi bir durumda, ister gazeteci olsun, ister siyasetçi, isterse dümdüz vatandaş; iktidarı eleştirirken, açık gerçeği görmemek, “objektif” olmamaktır!

-*-*-

Gerçeği gizlemeye çalışmaktır!

-*-*-

Manipülasyondur!

-*-*-

“Bu ülkeyi biz yönetiyoruz” diye ortaya çıkmak, bunu seçim propagandası yapmak koskocaman bir “yalan”dır!

-*-*-

Siz yönetmiyorsunuz!

-*-*-

Partinizi bile siz yönetmiyorsunuz!

-*-*-

Yani, diyelim ki mevcut başbakanı eleştiriyorsunuz; ben iddia eder ve derim ki, mevcut hükümetin seçim yasaklarına on saniye kala yaptığı ve hepimizin saldırdığı her şeye, Cevdet Yılmaz “ok” vermiştir!

-*-*-

Takımın antrenörü benmişim ama takımı kuran, ilk 11’i belirleyen, oyuna kimin gireceğine, kimin çıkacağına, hatta maçtan önce iki rekat namaza, maç içerisinde gol atan oyuncunun Muhammed Salah modeli dua etmesine, hangi formaların giyileceğine kadar başkaları karar veriyorsa, her puan kaybı sonrası bana neden sövüyorsunuz ki?

-*-*-

Haaa ben böyle bir durumda o antrenörlüğü yapar mıydım?
O da benim karaktersizliğimle alakalı!
Onur gurur mu?

-*-*-

Yüksek bir maaş verirseniz, öperim takımınızı da kulübünüzü de dermişim!

-*-*-

Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Uzatmak istemem ama “gazetecilik” açısından şu eleştiriyi de yapmak zorundayım; “… Kaç gazeteci, Türki devletlerin KKTC’ye karşı tavrını eleştirmiştir? Kaç gazeteci, Erdoğan’ın yanılmıyorsam tam beş kez BM Genel Kurulu’nda yaptığı ‘KKTC’yi tanıtın be canım’ açıklamasına, tek bir ‘dost – kardeş devletin’ yan gözle gülümseyerek dahi bakmadığını yazmıştır?”

-*-*-

“Haydi, tek millet üç devlet, Azerbaycan’a gezmeye gidelim” dendiğinde, hepimiz uçaktayız ama değil mi?

-*-*-

Meslek onuru!
Meslek etiği!
Neyse, yerim dar başka oynayamam!


İzmir’in Belediye Başkanı Cemil Tugay (fotoğraftaki), AKP’ye katıldı! Cemil Tugay, “dönek”tir!

Cemil Tugay’a “dönek” diyebilmek için bir belgeye ihtiyacımız yoktur… Döneklik, siyasi açıdan bir eleştiridir! Peki Cemil Tugay “satılmış” mıdır? “Satılmış” demek için elimizde somut kanıt olması gerekir. O kanıt yoktur; diyemeyiz!