Gardaş gardaş

Erdinç Gündüz


KKTC Cumhurbaşkanı Ankara’ya gitti, geldi.  Yaşananlardan sonra herkesin gözü kulağı Ankara’daydı. Yeni bir kriz çıkar mı ? Gerginlik olur mu ? Ne konuşacaklar ? Ne diyecekler ? Falan filan... Çoğunluğun beklentilerinin aksine,  -anlaşıldığı kadarıyla-  görüşmeler sakin geçti.  Çatışma bekleyen ve bir çatışma daha çıkmasını gönülden isteyenler hayal kırıklığına uğradı. Geriye kalanlar ise “Böyle olması gerekirdi” diyerek mutlu oldu. ‘Umursuzlar’ ise, her zamanki ve konuda olduğu gibiydi. Sessiz ve umursamaz.....
Genelde çoğunluğun merak ettiği şey, kapalı kapılar ardında iki Cumhurbaşkanı’nın neler konuştuğuydu.  Ama basın toplantısında söylenenlerin dışında başka birşey sızmadı o odadan.  Belli ki (şimdilik) sızacak da değil.
Aşağıdaki diyalog  ‘Pazar’lık.. Her iki Cumhurbaşkanı’nın da affına sığınarak,  kapalı kapılar arkasında neler konuşulabilmiş olabileceğiyle ilgili uydurmalar...  Tamamen bir hayal ürünüdür, bir ‘kurgu’dur.  Belki birazcık  da  olsa güldürebiliriz düşüncesiyle kaleme alınmıştır...
 

***

(Beyaz Saray, pardon, Aksaray’da karşılama)
- Oooo gardaccığım hoşgeldin...
- Napan gardaş ? Eyisin ?
- Eyi eyi...Sen ?
- Ehh işde..Fena değil...
- Ne içen ? Çay gave ? Ben çay içecem...
- Ben da sade bir gahve alayım o zaman...
- Con isten yoksa Memed efendi ? Yoksa Oza ?
- Farketmez...

(Kahve-çay gelir birer yudum alırlar.)
- Ma neydi o halin öyle ? İlk günden geçirdin bize ?
- Ne ? Ne oldu ?
- E neydi o ‘Ağzından çıkanı gulagları duysun” hikayesi ?
- Yahu o saat ağzıma öyle geldi işde.. Bilmen beni ? Bazan ağzıma ne gelirsa söylerim.
- Neysa.. Bişey değil... Ama diggad et bireccig lütfen. Ağzından çıkanı gulağın duysun...
Bag ne güzel ‘OOO gardaccığım’ diye garşıladın beni ? Ne deyceydin yani ? Sen  ‘Oooo oğlucuğum hoşgeldin” deyecegdin ? Ben da  ‘Annne...Hoşbuldug’ deyecegdim ?
- Boşver yahu.. Olur böyle şeyler...

(Birer yudum klahve-çay’dan sonra...)
- Napacayık be Akıncı bu Gıbrıs meselesini ?
- Vallahi ben elimden geleni yapacam. Ama, ne sizin ne yapacağınızı bilirim ve Rum’un ne da Yunanistan’ın... Diğerleri de ayrı...
- Çok diggadli ol ha... Rum’u sen benden daha eyi bilin... Bagdın gördün sıkıya girdin,  “One minute” de benim gibi, galg ve gaç masadan. Ben arkandayım, merak etme...
- Tamam yaaaa... Merag edme... Ben da ahmak değilim ya... Ama bıgdı usandı artık bizim vatandaşlar....
- Bilirim... Aslına bakarsan biz da bıgdık usandık bu meseleden.
- E tamam işde... Siz da yardımcı olun bitirelim artık bu işi... Hem bilin ? Tarihe da geçerik ha... Sen da ben da... yarım asırlık sorunu bitirdig diye...
- Doğrudur vallahi... Fena fikir da değil ha... Türkiya’da oylar artar acaba öyle yaparsak ?

(Kahve-Çay biter. Toplantı da...)
- Eeee ? Ne deyceyig şimdi basın toplantısında ?
- Birşeyler bulurug merak etme... Ben hiç Anavatan-Yavruvatan demeycem..Hep ‘gardaş’ deyecem, söz.. Sen da hiç söz edme, bitsin kapansın o konu...
- Tamam gardaş...
- Hade annem bakayım...
- Bag gene.......