Gaipten sesler

Cenk Mutluyakalı

Nerede kalmıştık!..
“Azgın bir toplum olduk” demişti Şeyh Nazım Kıbrısi, 16 sene öncesinde yaptığımız sohbette...
Başka neler söylemişti?.
***
- “Ermeniler geldiğinde adaya, ben hatırlarım Lefkoşa’da Arabahmet mahallesine kiracı olarak kondular. Arasta çarşısı Türkler’indi... Bizimkiler ticarete atılmadı, babasının sanatını devam ettirmedi. Ermeniler aldı işleri. Her yer Ermenilerin dükkanlarıyla doldu. Hükümet kapısında Ermenilerin bir memuru yoktu. Yalnız poliste bir Kasnak Çavuş vardı.

- “E sonra ‘asalak’ dönemlerimiz başladı. Hazineyi tüketmek için... Yani arı bal yapar, öteki mızır arılar gelir balı yer gider. Biraz da bal yapıcı ol!.”

- “Nedir be bu!. Evrakların arasında memurlar kayboldu. Başbakan’a yazacan. O yazacak öteki bakana.
O bakan imza edecek müsteşara.
O gönderecek polis kumandanına, polis gönderecek askeri kumandana... Sonra hakime, hakimden hekime... Allah’ın emri her şeyi kolaylaştırın der, zorlaştırın demez ki!”

- “Mideden bağlananlar karnı nerede doyarsa oraya gider. Karnı tok olanlar da sofrası en zengin olanın peşine düşer. Gönülden bağlananlar öyle değildir. Bu nedenle hakiki lider insanları kendisine gönülden bağlayabilendir. Kadın, erkek fark etmez.”
***
İşte böyle!..
Şeyh Nazım da geldi, geçti dünyadan...
Şu meşhur ‘gaipten sesler’ haberi için bir gece yarısı gitmiştik, Mağusa surlarına...
“Kuştur” demişti, Denktaş!..
Şeyh, “Buna kuş diyen kuş beyinlidir” diye öfkelenmişti...
O haberden, sanırım 4 gazeteci ödül almıştık ve o gün, ‘rekor’ satış yapmıştı KIBRIS gazetesi!..
Hepsi hepsi, bir taş yığını içinden çıkan ‘gaipten’ sesleri yazmıştık (!)
***
Kıbrıslı Türkler’in tüm dünyada en fazla tanınan iki ismi de yok şimdi...
‘Mideden bağlı’ gerçekliğimiz içersisinde, 74 sonrası oluşan düzene ‘uyumlaşmış’ bir halde sürüyor yaşam...
Bu ölçütsüz, denetimsiz, eşitliksiz, yalancı düzene en fazla karşı çıkanlarımızın dahi ‘kişisel’ pratiklerine bakınca, yükselen seslere ‘gaipten’ dememek mümkün mü?