Söz konusu 1931 yılında futbol karşılaşmaları yapan pek fazla takım yoktu kuşkusuz. Bundan dolayı Lefkoşa Türk Spor Cemiyeti, yani zaman zaman basında kısaca “Türk Kulübü” olarak anılan takımımızın rakipleri arasınd, İngiliz Okulu, İngiliz Askerleri gibi oluşumlar das yer almaktaydı. Aşağıdaki haberden de okuyacağıız gibi bu kez “Türk Kulübü”(Lefkoşa Türk Spor Cemiyeti)( ile İngiliz askerlerinden oluşuturlan futbol takımı arasında maç gerçekleşiyordu. Daha önce de belirttiğim gibi bu haberde de “spor yorum-yazarlığının” ilk örnekleri görülebilmektedir.
“SÖZ gazetesi, 26 Kasım 1931, syf:3
Futbol Maçı
Türk Kulübü:4, İngiliz Askerleri:1
13 T.sani Cuma günü İngiliz askerleriyle Türk takımı arasında bir futbol müsabakası icra edilmişti. Maça tam saat 3’te başlanıldı bizim takım şu şekilde:
Cavit (kalede), Orhan (sol bek), Kâzım(sağ bek), Raşit (sol iç), Cingiz (orta saha), Salih (sağ iç)
Niyazi (Kafa) sol açık, Niyazi (sol senterfor), Çavuş (orta senterfor), Necmi (sağ senterfor), Şevki (sağ açık).
Oyunu çok ciddi bir ingiliz çavuşu idare ediyor. Kal’alar (yazı-tura ile) intihap edildi. Kazandık. İlk hakemin düdüğü ile hücuma geçen askerler seri bir akınla kal’aya iniyorlar, avıt, dört dakika devam eden bu tazyik içerisinde santerlerinin sıkı bir şutu ile ilk ve son gollarını yapıyorlar. 12 dakika süren bu hakimiyetten sonra kendimizi toplayıp güzel paslarla hasım (rakip) kal’asına iniyoruz. Necmi’nin çok yerinde bir pasını Niyazi (Kafa) ferdi bir sürüşle müdafaa hattını atlatarak beraberlik sayımızı kaydediyoruz. İnglizler hücuma geçiyorlar. Ve akınları hep sol açık vasıtasıyle yapıyorlarsa da bir netice vermiyor. Çünkü müdafaamız, bugün harikalar yaratıyor. Top muhacimlerimizde tam 22’inci dakikada yine Necmi’den aldığı bir pası Niyazi kal’aya tıkıyor ve bu suretle birinci devre 2-1 faikiyetimizle (üstünlüğümüzle) neticeleniyor.
İkinci devrede oyunu tamamıyle değişmiş görüyoruz. Askerler mağlubiyetten kurtulmak için çok ağır basmağa başladılar. Hakemin ara sıra kısa düdüğü oyunda favullu oynandığını işaret ediyordu. Maalesef bu tarz oyuna mukabele (karşılık verme) etmeğe mecbur kaldık. Bu sırada müthiş bir akınımız kornere atılıyor. Sağ açık Şevki tarafından misli az görünen bir gelişle top Niyazi’nin kafasına oradan ağlara: Dördüncü ve son golumuzu yine Niyazi, Çavuş’tan aldığı bir pasla yapıyor. Oyunu 4-1 Türk takımının galebesiyle neticelendiriyoruz. Muhacim (hücum) hattını bilhassa (Sıhhiyeden) Niyazi galibiyeti temin eylediklerinden dolayı tebrik ederiz. Bir müddet ekzersislerine devam edemiyen Çavuş için, oynayamaz, öldü, deyenlere, onu merkez muhacim mevkiinde Necmi ile el ele vererek pas tevziatı yaparken görmelerini reca edeceğiz. Çavuş takımın göz bebeğidir. O ölmedi ve ölmeyecekir.”
Dönemin en eski ve önemli Rum takımlarından biri de kuşkusuz Apoel idi. Hâlâ günümüzde güçlü birtakım olarak kendini gösteren Aboel, bu kez “Türk takımının” yani Lefkoşa Türk Spor Cemiyeti’nin rakibi oluyordu.
“SÖZ gazetesi, 10 Aralık 1931, syf:3
Futbol Maçı
Türk takımı: 0, Aboel: 0
5. K. Evvel Cumartesi Türk kulübü ile Aboel (Rum kulübü) arasında icra edilen futbol müsabakası beraberlikle neticelenmiştir. Saat on bir raddelerinde dostane bir oyun oynamaklığımız için vukubulan müracaatları üzerine tam takımle sahaya çıkamadığımız gibi onları da bilâkis en iy şekilleriyle isbatı vücut ettiklerini görüyoruz. Bu bize karşı bir intrikadan (entrika) bir şey değildi. Çünkü Türk takımının kuvvetini ve ne azim ile çalıştıklarını biliyorlar. Fırsat bu sırsat belki arzumuza muvaffak oluruz fikrini güttüler fakat yanıldılar.
Oyuna saat 3’de başlandı. Kal’alar (kaleler) intihap (seçmek) edildi; kaybettik. Rüzgâr aleyhimize olmakla beraber dokuz kişi ile oyuna başladık. Ve devrenin ilk 20 dakikası böyle devam etti. Çünkü iki oyuncunun vazife başında bulunması bu kadar geç kalmalarına sebep oldu. Bu eksiklik yüzünden kal’âmızı sıkı akınlarla tazyik etmeğe başladılar. Bunu gören muhacim hattı tedafüî (savunma) bir oyun oynamak mecburiyetini hissetti. Ve bu suretle birinci devreyi rüzgâr aleyhimize olmakla beraber mütevazin bir şekilde devam ettirebildiler.
İkinci devrede; Türk takımı vaziyete hakim. Rum kal’âsı tazyik çenberi içerisinde fakat bir türlü gol yok. Niyazi ve bilhassa necminin yüzde yüz gol olmak ihtimali olan pek enfes şutlarını kal’âcıları (kalecileri) pek büyük bir maharetle kurtardı. Buna herkes hayret etmiştir. Çünkü kesilmesi imkânı yok. İşte bu kurtarışlar takımın talihsizliğini isbata kâfidir. Bir müddet sonra kısa bir düdük oyunu müsavatla (eşitlikle) neticelendirdi. Halk bu neticeden pek memnun. Çünkü 1924’ten beri böyle Türk takımının hakimiyeti altında cereyan eden bir oyunu ilk defa olarak seyrediyorlar. Eğer takım muntazam oyununu, hatta İngilizlere karşı oynanan oyunun nısfını (yarısını) oynamış olsaydılar behemehal (kesinlikle) sahayı galip olarak terkederdik. Muhacim hattın; muvafakkiyetsiz bir oyun oynamalarının esbabını (sebebini) tetkik ettiğimizde oyuncularımızın eksikliği ve karşımızdaki takımın Rum kulübü olması bizi fazla heyecana kaptırdı cevabını verdiler. Bu hususta biraz haklı olabilirler. Çünkü Türk takımı artık kendi milletine şeref vermeğe karar vermiştir.”
Yazı içerisinde yine önemli bir noktayı keşfediyoruz. Kıbrıslı Türklerin “ilk” futbol takımları (okul dışında ve okula dahil) ne zaman sahada yer aldı sorusuna sanırım yazıda geçen şu cümle bir açıklık getirebilir: “...Çünkü 1924’ten beri böyle Türk takımının hakimiyeti altında cereyan eden bir oyunu ilk defa olarak seyrediyorlar...” kanımca “1924” yılını futbol tarihimiz için buraya not düşmek gerek.
Ve Hükümet Dairelerinin bölümlerinden oluşan bir futbol turnuvasının hazırlandığı haberine rastlıyoruz. Görüldüğü gibi o yıllardaki futbol “takım” oluşumları bu şekilde de yer almaktaydı. Maçların fikstürüne de yer verilmekteydi fakat sizlerle sadece bu duyuruyla ilgili bölümü paylaşıyorum.
“SÖZ gazetesi, 10 Aralık 1931, syf:3
‘Futb Bol’
Hükümet Daireleri arasında müsabakalar
10 Hükûmet Daires tarafından bir “Fut Bol Cemiyeti” tesis edilmiş ve bunlardan 7 tim teşkil edilerek 2 nevi müsabaka tertip edilmiştir:
A-Bir Lik müsabakası, ki bunun birincisine İnşaat Müdürü umumisi Mr. Stone’un hediye ettiği bir “Şilt” verilecektir, B-Nok avıt (Knock out) müsabakası, ki bu müsabakada galip gelen time (takıma) Sıhhiye Müdürü Doctor Stratteaesu’in hediye ettiği “kupa” verilecektir.
Lik maçlarınının salı günleri hisar altında ve perşembe günleri İngiliz mektebi sahasında oynanacaktır. Birinci maçta Sıhhiye Dairesi Ziraat Dairesini “iki”ye karşı “dört” gol ile ve ikinci maçta Orman Dairesi S.T.A.C. (Müsteşarlık, Defterdarlık, Müfettişlik, Mahkeme) Dairelerini “bir”e karşı “üç” gol ile mağlûp etmiştir. Nok avıt müsabakasının kur’ası yeni senenin ilk günlerinde çekilecektir...”
Kıbrıs Türk Spor Tarihjimizde özellikle futbolumuzla ilgili 1931 yılının izini sürdük. Söz konusu yıla ait futbolumuzla ilgili SÖZ gazetemizde çıkan haberle, 1931 yılına ait yolculuğumuzu tamamlıyoruz.
“SÖZ gazetesi, 31 Aralık 1931, syf:4
Sporcularımız
Lefkoşa Türk Sporcuları geçen cuma günü Lârnaka’ya gitmişler ve orada Rum timi ile bir futbol maçı oynamışlardır. Oyun sahasında yüzlerce seyirci vardı. Sırf maçı seyretmek için otomobil kiralayarak Lârnaka’ya gidenler olmuştur. Uzatmayalım oyun oynandı ve Rum timi hiçe karşı 5 gol ile galip geldi!
Pazar günü
Genç sporcularımız geçen pazar günü Lefkoşa’da hısar altında İngiliz askerleriyle bir maç daha oynamışlar ve ötekine muadil ve müşabih akibet (benzer sonuç) ve mağlûbiyetle karşılanmışlardır. Gençlerimiz gürbüz ve kuvvetlidir fakat maalesef disiplin denilen nizam ve intizamdan mahrumdur.”