Filmin tamamını seyretmeniz gerekir...

Mehmet Çağlar

 


ALİ KOÇ: GERÇEK SORUN KAPİTALİZMDİR
Dünya ekonomisinin yüzde 85’ini,
Dünya nüfusunun üçte ikisini oluşturan
G-20 ülkeleri, Antalya’da toplandı...

G-20 zirvesi öncesi,
Antalya’da, iş dünyasının zirvesi olan B-20'de konuşan Koç Holding’in Yönetim Kurulu üyesi Ali Koç:
"Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir.
Ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Gerçek sorun kapitalizmdir"
diyerek, yeni bir tartışma başlattı...

Ali Koç, Türkiye’nin en büyük kapitalist ailelerinden birinin oğlu!
Gezi Direnişine katılan bir holding üyesi...
Lâkin kardeşi Mustafa Koç ise:
"Yerli oto ticari intihar olur" demişti...

Microsoft'un sahibi ve dünyanın en zenginlerinden biri olarak gösterilen      
Bill Gates de,
Küresel ısınma ve çevre felaketlerinin sorumlusu olarak kapitalizmi göstermişti...

PARADİGMA DEĞİŞMELİ
Ali Koç, konuşmasının devamında:
"Buradaki eşitsizliği anlamak için Einstein olmaya gerek yok!
Eşitsizliği asgari düzeye indirmek için yapılacak çok fazla senaryo var.
İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en büyük göç dalgasıyla karşı karşıyayız.
60 milyon insan evini terk etti ve kötü insan hakları altında düşük ücretlerle çalışmaya hazırlar.
Burada özgür olarak, serbest olarak dolaşamayan tek unsur insan... Paradigmalar değişmeli" diyor...

Evet değişmeli.
Küreselleşmenin standart hâline geldiği yerde, medeniyetin kendisi ortadan kalkar; yerini harabelere bırakır...
Üretebilmek için, kendileri hiçbir şey üretemeyen insanlardan izin almanız gerekir!
Küreselleşmeyi var olmanın aracı hâline getirdiğinizde, insanların iyi insanlar olarak kalmasını sakın beklemeyin...
Küreselleşme haklı suçlular ve yasal yağmacılar yaratır...
Toplumun savunma mekanizmalarını yok eder...

HALKIN SERVETİNİ KORUMALIYIZ
Bu yüzdendir ki, defaten ısrarla yazıp, söylüyorum:
"Eğitim, enerji, sağlık gibi çeşitli kurumsal alanlarda,
"Dome Hotel" örneğinde olduğu gibi ve daha da geliştirerek, "Halk Sektörleri" oluşturup;
"Halkın servetini devlete karşı koruma altına almalıyız" diye!

Bakın, ülkemizde vergi rekortmenleri açıklandı...
Kurumsal bazda ilk 10'na giren 7 banka var...
Diğer taraftan bakıyorsunuz, onbinlerce esnaf batmış; ama bankalar kâr üstüne kâr ediyorlar...

Neden?
Çünkü "ekonomimiz", "Borca Dayalı Bankacılık" sistemi üzerine kurulu...
12 milyar TL kaydî para görülüyor, ama bunun 9 milyarı borç!

Yani bizler, hepimiz, 3 milyar liranın yanı sıra, 9 milyar lira kaydî paranın (bilgisayar ekranlarında yaratılmış, gerçekte olmayan) yıllık faizini ödemek için çırpınıp duruyoruz...
Bu durum hiçbir zaman da bitmiyor ve bitmeyecektir.
Çünkü "fiyat ve para” bir avuç insan arasında dolaşan bir güç haline geldi...
Çünkü "Kısmi Rezerv Bankacılık" sürekli para üretiyor ve bunun faizini de sistem hepimize ödetiyor!
Çünkü batan da batıyor! ve bu durum sistem için sorun olmuyor, sadece batanın sermayesi el değiştiriyor...
Sermaye, finans kapitalistin oluyor!
Çünkü bankalar teşebbüslere ortak olmuyor...
Siz hiç bankaların özel sektör teşebbüslerine %50 ortak olduğunu gördünüz mü bu ülkede ?

RAKAMLARA BOĞULMUŞ DAR DİSİPLİNER YAKLAŞIM METODU
DERHAL TERKEDİLMELİ

Bir de öz eleştiri yapayım:
Parayı tekrardan satan adamların eline düşmesine mani olacak yasalar nerede?

Gelecekle kucaklaşmak için, geçmişte yapılan hataları tekrarlıyor olmak, büyük bir çelişki yaratıyor...
Rakamlara boğulmuş, dar bir disipliner yaklaşım metodu hatadır...
Toplumsal gerçeklik tasviri, rakamsal bir ekonomi anlayışı değildir....
Toplumsal gerçeklik tasviri, toplumsal mekanizmaların bütünselliğinin bütünsel işleyişini kavrayıp, muhtemel etkiler üzerinde düşünebilmeyi gerektirir...

Neden sorusuna cevap verebilmeniz için, sadece bir kesiti değil,
filmin tamamını seyretmeniz gerekir...