Evet, o kadar

Cenk Mutluyakalı

 

Hak ediyor muyuz?!
“Yok” değil yanıtım.
Çünkü “öğrenilmiş çaresizlik” halinde izliyor, siniyor ve onaylıyoruz!.

***

Cumhurbaşkanı, görev süresinin son demi sokağa çıkıyor.
Oteller…
Pankartlar..
Gösterişler…
Ne yapacak?
“Kıbrıs konusunda bilgilendirme!..”
Ne diyor?
“UBP’nin toparlanması sevindirici…”

***

Toplumu senelerdir içten içe ‘kemiren’ bu virüs öylesine hızla yayılıyor ki…
Bilgiyi, emeği, geleceği, vizyonu eritiyor kendi içinde…
Ve her parti ‘kendi iktidarı’ döneminde, yeni bir ‘insan’dan söz ediliyorsa, yeni bir ‘görev’den, şu soruyu yöneltiyor mutlaka:
“Hangi partili ?”

***

İnsanlar ‘dili dini rengi ırkına’ göre ayrılınca ‘ayıp’ oluyor da!..
Eğer “partisine” göre ayırırsanız “sıradan” görülüyor bu!..
- “Hangi partili”…
Yani “bizden” mi?
Eğer değilse, “öteki”…

***

Yeni dönemde umarım ki “partiler üstü” bir isim seçeriz, ülkenin başına…
Toplumsal düşünebilen…
Tüm ‘öteki’leri içine sindiren…
Ve ‘sorumluluğunu’ bilen birisi…
Yani, ‘medeni’…

***

Ne acı ki, ‘demokratız, özgürlükçüyüz, devrimciyiz’ diyenler dahi, mesele ‘partisine’ gelince…
Gün gele bir ‘ama’ katabiliyor araya…
“Tamam, anladık, demokratız da,
ama…”

Bir ‘iğrenç’ cümle daha var sahi!..
“O kadar da değil yani…”

***

“Evet, o kadar” diyecek bir “düşünce devrimi” gerek bize…
Evet o kadar…
Eşitlikçi…
Özgürlükçü…
Devrimci…