Eşit iletişim mi tapınma mı?

Cenk Mutluyakalı

Siyasetimizde şu üç noktanın tartışılmasını önemsiyorum:
1- “Türkiyeli yetkililerle her konuda aynı düşünmek mümkün olmadığı gibi zorunlu da değildir.”
2- “Kendi duyarlılığını gizlemeyi iyi ilişkinin reçetesi sayan siyasi anlayışlar var.”
3- “İyi bir ilişkinin ilk şartı eşit iletişim, dürüstlük ve açıklık olmalıdır.”

*  *  *

Bu üç maddeyi Mustafa Akıncı’nın sözlerinden derledim.
Yeniden altını çizmek istedim çünkü “Türkiye’yle ilişkiler” anlamında senelerdir doğru bir zemin yaratamıyoruz.

*  *  *

5 yıllık liderliği döneminde Mustafa Akıncı’nın ciddi bir “başarı öyküsü” yazdığını düşünenlerden değilim.
Doğrusu, çok daha enerjisi yüksek, yaratıcı, çözüm odaklı ve kararlılık sahibi bir lider hayal ediyorum.
Böyle bir isim var mı?
Seçimler adaylar içinden bir “tercih” meselesidir ve hayallerinize en yakın isme yönelirsiniz.

*  *  *

Çok fazla “içe kapalı” bir siyaset izledi Akıncı…
Dünyaya açılmayan ve toplumun nabzına göre günlük tepkiler veren bir figür oldu benim için… Çoğunlukla duygulara oynadı ancak hayatı değiştirmedi.
“Müzakere” kadar –hatta fazlası- “barış”a inşasını önemseyenlerdenim.
Kıbrıslı Rum liderliğini “suçlama oyunu” kolaycılığından sıyrılarak, kendi toplumunu barışa hazırlayacak bir liderlik istiyorum.
Çok daha çalışkan…
Çok daha ısrarlı…
Çok daha sınırları geniş bir tavır, çaba, dinamizm, iletişim, cesaret, kararlılık…

*  *  *

Tüm bu eleştirilerimi niye yapıyorum?
Tıpkı Akıncı’nın dediği gibi…
“Her konuda aynı düşünmek mümkün olmadığı gibi zorunda da değiliz…”
Sevgili Başkan’ın kendi pratiği de bu sözlerle pek uyumlu değil…
Kendinden farklı düşünenlere mesafesini bilenlerdenim…
Aslında sol kültürde ciddi bir “zaaf”tır bu!
Eleştirmeyi seven anlayışlar, bir o kadar da eleştiriye tahammülsüz oluyorlar.
Kimseler de bu gerçeği kabullenmiyor kolay kolay…

*  *  *

Akıncı’nın liderliğine mesafeli yanaşsam da Türkiye’yle ilişkiler noktasında söylediklerini önemsiyorum.
Evet, “Türkiyeli yetkililerle her konuda aynı düşünmek mümkün olmadığı gibi zorunlu da değildir.”
Ya da…
Tufan Erhürman’ın bu sözleri biraz daha geliştirerek söylediği yerden bakarsak…
“Türkiye ile her konuda aynı fikirde olmayabiliriz, ancak diyalog içerisinde olmalıyız. Türkiye, Avrupa Birliği, Birlemiş Milletler, tümüyle yüzde yüz aynı fikirde olmak zorunda değiliz ancak kendimizi anlatmamız, bu kapıları zorlamanız gerekir. Çok yönlü bir dış politika uygulamanız gerekir ki Kıbrıslı Türkler özne olabilsin…”
Umarım…
Siyasetimiz bunu başarır.
İyi ilişkinin bir nevi “yalakalık” ya da “tapınma” olmadığı görülür.
Bir de…
Açık, eşit, dürüst iletişim başarılır bir gün…