Yarın yeniden adamıza gelecek olan BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar iki toplumun liderleriyle görüştükten sonra, sivil toplumdan da gerekli gördüğü kişilerle de görüşecek.
Ardından da Ankara ve Atina’yı ziyaret ederek garantör ülke yetkilileriyle görüşerek Guterres’in kalan 6 aylık görev süresi içinde Kıbrıs sorununda ne yapılabileceğini irdeleyecek.
Rum medyası son günlerde bu konularda çeşitli iddialar ortaya atıyor. Bunların bir kısmı spekülasyon, bir kısmı da algı yaratma çabasıdır.
Ben “ateş olmayan yerden, duman çıkmaz” özdeyişine inanırım. Anlaşılan Tahsin bey de inanıyor. O nedenle şimdiden korku ve panik sardı kendini.
Tahsin Ertuğruloğlu son seçimde milletvekili seçilemediği halde, Ankara tarafından Dışişleri Bakanı olarak tayin edildi. Üstelik bu atama o dönem seçilmiş başbakan olan Faiz Sucuoğlu’na talimatla yaptırıldı.
Tahsin bey o gün, bugün kendisini Ankara’nın KKTC temsilcisi olarak görüyor. Bu nedenle Ekim ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Ankara’ya rağmen, halktan aldığı %63 oy oranıyla kazanarak Cumhurbaşkanı seçilen çözüm yanlısı Tufan Erhürman’ı bir türlü hazmedemedi.
Bu nedenle Erhürman’a her fırsatta içi boş sorular yönelterek güya “Erhürman Ankara ile çatışıyor” algısı yaratmaya çalışıyor.
Seçilmiş, hem de ezici bir üstünlükle seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın, seçilmemiş ama atanmış Ertuğruloğlu’nu muhatap almaması ve cevap vermemesi çok doğru bir yaklaşımdır.
Tahsin bey açıklamasında “BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın adaya gerçekleştireceği ziyaret öncesinde, Kıbrıs Türk Halkının geleceğini doğrudan ilgilendiren hayati soruları Sayın Cumhurbaşkanı’na yeniden yöneltmek kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir” dedi.
Soru 1- “Çözüm” ile ne kastediliyor?”:
Sayın Cumhurbaşkanı, “çözüm” derken hangi sorunun çözümünü işaret ediyorsunuz?
Şimdi bu soruyu soran ve kendisini bu ülkenin dışişleri bakanı olduğunu iddia eden kişi gerçekten hiçbir şeyin farkında değildir.
Çünkü bundan önceki demeçlerine bakarsanız “çözümsüzlük en iyi çözümdür” tezine sarıldığını ve aslında bugünkü statükonun bekçiliğine soyunduğunu görürsünüz.
O nedenle Tufan hocayı %63 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçen bu halkın hemen her kesiminin Kıbrıs’ta erken bir çözüm yanında adil ve kalıcı bir barış istediğini ya göremiyor, ya da görmek istemiyor.
Ertuğruloğlu’nun bir başka sorusu da “Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Sabır, soğukkanlılık ve kararlılık’ diyorsunuz. Kıbrıs Türk Halkı 60 yıldır fazlasıyla sabır göstermiştir. Rum’un keyfini bekleyecek sabırdan mı bahsediyorsunuz” idi.
Siz zaten çözümsüzlüğü, çözüm diye bize yutturmaya çalışıyorsunuz. Bunun için değil 60 yıl, 600 yıl geçse bile ne kuzeyde, ne de güneyde kimse çözümsüzlüğü çözüm olarak kabul etmez.
Siz kendi halkınızı bile ciddiye almıyorsunuz. Halkın ne istediği sizi ilgilendirmiyor. Siz kendi doğrularınızı, halkın isteklerinin önüne koyuyorsunuz. Bunu da Ankara’nın onayıyla yaptığınızı zannediyorsunuz.
Ama unutmayın kazın ayağı öyle değil. Ankara kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu yoktur.
Doğu Akdeniz’de bulunan ve bulunacak olan petrol ve doğal gaz yataklarından payına düşeni alması ve bu kaynakların pazara ulaşımında en ekonomik yol olan Türkiye üzerinden alternatifinin masaya konması durumunda ne yapacağını görecek ve siz bile şaşıracaksınız.
O nedenle boş konuşarak ve haddiniz olmadan sayın cumhurbakanına içi boş sorular sorarak görevinizi yaptığınızı sanıyorsanız, aldanıyorsunuz.
Boş konuşmak, içi boş sorular sormak tam size göre olabilir. Çünkü yapacak başka işiniz yoktur.
Ama sayın cumhurbaşkanı bu halkın ezici çoğunluğunun çözüm istemini hem Rum tarafına, hem BM’ye, hem AB’ye, hem Ankara’ya, Atina’ya, Londra’ya, hem de bütün dünyaya duyurmak ve gerçekçi, yaşayabilir ve iki tarafın da kazanacağı bir çözümü sağlamak göreviyle karşı karşıyadır.
Tufan hoca görevini biliyor.
Bilmekle de kalmıyor buna inanıyor.
İnandığı yolda hiçbir engel tanımadan yürümeye devam ediyor.
Çünkü arkasında halk var.