Oya Kutsal’ın Ersin Tatar ile sosyal medyada yaptığı söyleşiyi dinledim - izledim…
-*-*-
Canlı değildi…
Canlı söyleşiler zordur…
-*-*-
Editlenmiş söyleşilerde “istenmeyenleri” veya varsa “sakıncalı” durumları atabilir – çıkarabilir – yayınlamayabilirsiniz!
-*-*-
Söyleşi sırasında Tatar’ın rahatlığına hayran kaldım…
-*-*-
Yıllardır yakından takip ettiğim, iyi bildiğime inandığımı biri olan Tatar’ı, siyasete girdiği günden bu yana hiç bu kadar relax görmedim…
-*-*-
Her soruya gayet mantıklı cevaplar verdi…
Sinirlenmedi…
Sakindi…
Ama hepsinden öteye espriliydi…
Sürekli gülümsüyordu…
-*-*-
En çok ters düştüğümüz “iki devletli çözüm” meselesini bile çok mantıklı hatta ikna edici bir tarzda anlattı…
-*-*-
Kavgacı, düşman yaratıcı, dışlayıcı değildi…
“Ben buyum, buna inanıyorum” dedi ve kızmadı, germedi, gerilmedi…
-*-*-
Peki görevdeyken?
Tatar görevdeyken de halkla iç içeydi, çalışkandı, bir şeyler yapmak için çırpınıyordu ama üzerindeki “baskı” o kadar fazlaydı ki, hemen her açıklaması veya paylaşımı “ilginçti” diyelim!
-*-*-
Üzerindeki baskı mı?
-*-*-
UBP’ye genel başkan olmak!
KKTC’ye Maliye Bakanı olmak!
KKTC’ye Başbakan olmak!
Ardından, “en büyük hatamdı, keşke başbakan kalsam ve şimdi cumhurbaşkanlığına aday olsaydım” dedi!
Düşünün yediği baskıyı!
Fuat Oktay ensesinde, hatta Tayyip Erdoğan’ın soğuk ve tehdit dolu bakışları aklında!
-*-*-
Bir birinden ayrı ayrı çevrelerin kafanızda üşüşmesi ve beyninizi kemirmesi demektir bütün bunlar!
-*-*-
Üyeler var, örgütler var, örgüt başkanları var, vekiller var, sempatizanlar var…
Hepsi sizden bir şey ister!
-*-*-
Türkiye’nin memurları var, askerleri var, diplomatları var, var oğlu var!
Hepsi talimat yağdırır ve siz çirkinlikleri – yanlışları görürsünüz susmak zorundasınız; hatta hırsızlıkları görürsünüz göz yummaya zorlanırsınız!
-*-*-
Tatar, bence her zamankinden daha çok siyaset yapmaya hazırdır…
Ki halen yapıyor…
KKTC’nin makinesi bozuk!
KKTC Kimlik Kartım “eskimiş”…
Bir önceki model!
Dün bir arkadaşa anlattım, Rum Polisi Kermiya’dan geçerken, “kimliğin eski değiş” noktasına gelmişti!
-*-*-
Meğer bizim arkadaş kimliğini mi kaybetmiş yoksa yenileyecek miymiş; yaklaşık 2 hafta önce İçişleri Bakanlığı’na gitmiş, başvurusunu yapmış!
-*-*-
Ve KKTC kimlik kartlarını basan makine, o günden beri bozukmuş!
Düne kadar da onarılamamış!
Bizim arkadaş güneye de gidemiyor, et alamıyor tabii ki1
Şaka yaptım canım!
Ama bir makineyi onaramıyorsanız…
Neyse!
Aramızda para toplayalım, yenisini alalım sıkıntı yoksa!
Maaşları kes, karmayı kaldır, erken
seçim yap sonra da başkanlık sistemi!
Daha önce de yazdım; seçim tarihinin gecikmesi demek, en ciddi zararı iktidar partilerine verir…
-*-*-
Başbakan Ünal Üstel’in “maaşlarda kesinti” teklifine “Temmuz başı veya ortası ya da sonu “erken seçim tarihini” eklemesi, “avantaj” hanesine yazılır!
-*-*-
Ünal Üstel ve tabii ki hükümeti, vekillerin ve üst düzey devlet maaşlılarının kesintisini başarırsa, bunu “bravo” hanelerine yazdırırlar!
-*-*-
Çok büyük bir tasarruf mudur?
Değil elbette!
Son derece popülist bir çıkıştır ama işe yarayacağı kesindir!
-*-*-
Üstel, karma oy uygulamasını da kaldırırsa, bunu da “avantaj” hanesine yazar!
-*-*-
Karma oy, artan seçmen sayısı ve hem artırılan hem de tek bölge yapılan aday listeleri ile birlikte artık hiçbir işe yaramaz haldedir!
-*-*-
CTP’den söyleşi yaptığım ya da konuştuğum herkes, “kaldırılsın”cıdır!’
-*-*-
Seçmen, gider partisine oyunu verir; tercihini de yapar!
Tercihler hatalı mı?
Mühür geçerlidir!
Tercihler hatalı değilse, parti içi sıralama belirlenir!
Bitti!
Karmadaki gibi oy pusulası “çöp” olmaz!
-*-*-
Haaa bir teklif daha!
Çok işe yarayacağından değil ama hem güney ile uyum hem de değişiklik iyidir gerekçelerini sunaraktan; başkanlık sistemi neden olmasın?
Her yer çöp!
Güney – Kuzey arasında bir çok konuda kıyas yapabilirsiniz…
Mesela bisiklet yolları, parklar, yeşil alanlar, otoyollar, limanlar, tanınmışlık, turist sayısı, gelişmişlik, et fiyatları, diş macunu fiyatları gibi…
-*-*-
Kuzey’in Güney’e “fark attığı” üç konu vardır…
Birincisi enflasyon rakamları…
Yıllık yüzde 50’ye yakın enflasyon oranımıza karşın, Güney’deki yıllık enflasyon yüzde 5 civarındadır…
-*-*-
İkinci büyük farkımız casinolarımızdır…
Bizim casinolar hem ülke ekonomisi için “can damarı” durumundadır, elde kalan tek turizm alanıdır hem de gerçekten kalite açısından 50 sene öndedir!
-*-*-
Ve üçüncüsü, kerhanelerimizin pardon gece kulüplerimizin ışıklarıdır!
Güney’de hiç gece kulübü görmedim!
Yaz gizlidirler, ya da ışıksız!
Bizimkiler maşallah pırıl pırıl!
-*-*-
Bir konuda söz etmek istiyorum…
Çöp ve yol kenarları!
Be arkadaş, yol kenarlarımız, özellikle Lefkoşa ve Girne çıkışlarına bir bakar mısınız?
Kullanılmış çocuk bezinden kullanılmış kadın bağına kadar her şey var!
-*-*-
Asfaltlar delik deşik!
Yol kenarlarındaki tüm bariyerler çarpık!
-*-*-
Çok mu zor?
Temiz tutmak, temizlemek, boyamak, yamalamak, çiçeklendirmek, yeşillendirmek?
Külliye başımıza yıkılır inşallah!
“Başınıza” demedim dikkat!
Ben de içinde, başımıza dedim!
O külliyeyi yapmayacaktık be gavollem!
Keşke ona harcanan parayla ülkeyi temizleseydik; herhalde 100 sene her yer pırıl pırıldı!
-*-*-
Bir de tüm belediyelerden ve hükümetten ricamdır; “FOTOĞRAFTAKİ” bu görüntüyü yasaklayın be kardeşim!