Ersin abi gider, Ünal abi gelir!

Serhat İncirli

Köşe yazılarımı ilk okuyanlardan biri Erdoğan’dır...

Recep Tayyip olan değil tabii ki; bizim Erdoğan canım!

Limnidi’de...

Dillirga Erdoğan!

Bazıları Doğan da der!

-*-*-

Neyse, işin şakası bir yana, geçenlerde “Tayyip” olan Erdoğan’ın, “Ersin Tatar’sız” bir masada, Ünal abimi ve iki ortağını karşısına alıp talimat yağdırmasının ahlaki anlamda aşağılanma içermesinin ötesinde, eşit egemen devlet levılı açısından ve diplomatik anlamda çok ciddi bir “ayıp” veya “yanlış” olduğunu yazmıştım.

-*-*-

Erdoğan aradı!

Tayyip Erdoğan değil canım!

O bizi niye arasın ki!

Başka bir Erdoğan!

Limnidili olan da değil!

-*-*-

Neyse, “telefonla arayan Erdoğan”; “Tayyip beyin yeni KKTC şehzadesi Ünal abi” diye bir tüyo verdi!

Hemen sordum; “nasıl yani?”

Açıkladı:

“... Türkiye, Ersin Tatar’ın garipliklerinden usandı. Yeni gözde, hatta tek gözde Ünal abidir. Şimdilik bu kadar bilgi yeter” dedi.

-*-*-

Zorladım; “... Yani ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde Ersin Tatar aday olmayacak mı? Olacaksa, Ak Parti O’nu desteklemeyecek mi?”

Cevap verdi:

“1 – KKTC’de ilk cumhurbaşkanlığı seçimi yapılırken Türkiye’de Ak Parti diye bir parti veya Erdoğan diye biri olmayabilir...”

“2 – Ama eğer hala Türkiye’de Erdoğan da Ak Parti de aynı şekilde devam ediyorsa, o zaman KKTC’de cumhurbaşkanı adayı Ünal abidir.”

-*-*-

Yine dayanamadım, “mümkün değil gibi görünüyor” dedim.

Telefondaki ses, “Ünal abinin iki rakibi var, ya Sibel Tatar ya da Nur Nadir” dedi.

Hafiften gülümsediğimi hissetmiş olacak, “Çok ciddiyim” diye ekledi!

-*-*-

Dedim, “kapatma, son bir soru: peki soldan aday!”...

“... Onlar ya Güney Kıbrıs’a ya da İngiltere’ye kaçacaklar yakında...” demez mi?

-*-*-

Not: Bu yazıyı dedikodu, şaka veya kara mizah sananlara duyurulur, “siz da öyle zannedin!”

Ve bir “notcuk” daha; Ersin Tatar, görev süresini tamamlamayabilir. Hatta “kesin tamamlayamaz”... İzleyelim... Heyecanla!


Fikir özgürlüğü mü?

Bizim ceza yasamız veya yasalarımız “darp” olayını açıklarken, “vurma, vurmaya teşebbüs, vurunca kan akması ve haliyle vurduğu gibi öldürdü” bağlı olarak verilecek cezayı da ağırlaştırır...

-*-*-

Fiziksel şiddet.

Darp...

İşkence...

Adına ne derseniz deyin, “elini kaldırdın” “darba girer!”...

-*-*-

Geçen gün kardeşimizin biri, karısıyla kavga etmiş...

Alkollü bir durum var sanırım.

Gazetelerde okudum...

Polisin iddiasına göre, bu güzel kardeşimiz, elindeki viski bardağını kaldırdığı gibi, karısının başına geçirmiş!

-*-*-

Yargıya müdahale gibi olmasın ama bu olay “darp mı?”...

Yes, iti is a pencil!

Pardon, “evet darp”!

-*-*-

Efendim şöyle olduydu, böyle olduydu, kavga çıktıydı, küfür vardı, oydu, buydu!

Kararı mahkeme verecek!

-*-*-

Mahkeme, bu kararı neye göre verecek?

Tabii “ki yasalara göre”...

Kanun!

Anayasa!

Nasıl tarif ediyorsa!

-*-*-

Peki Ahmet Ünsal ne diyor?

Yasalarla yönetilen laik KKTC’nin dinci dairesinin dıştan atama ama kendi kendini mülk sahibi sanma müdürü Ahmet Ünsal diyor ki, “... kocan isterse vereceksin!”...

-*-*-

Şimdi, karısının başına viski bardağı ile vurduğu ve kanattığı iddia edilen “yaratık”, “istedim de vermedi” derse; suçlu mudur – suçsuz mudur?

-*-*-

Aynı zamanda din bilimci olan Erhan Arıklı bakanımıza sormak istiyorum:

Nisa Suresi, ayet no 34...

Hocam!

Buyur çekirge!

Hayır o Kung fu’ydu!

Şey hocam, şimdi karısının başına bardağı yekleştiren kardeş, İslam’a göre masum mu?

Fikir özgürlüğü mü?

-*-*-

Ahmet Ünsal bütün ülkeye bunu anlatmakla mı mükelleftir?

KKTC “laik” midir yoksa bütün bunlara “layık” mıdır?

-*-*-

Fikir özgürlüğü mü demiştin?

-*-*-

Üstelik bak İsveç’te kafa yapısı sizlerden pek farklı olmayan ama karşı tarafa konuşlanmış bir “ısgarta”, kutsal kitabımızı yaktı!

-*-*-

Çok üzgünüm!

Çünkü, Kuran-ı Kerim’e bu ahlaksız ve kışkırtıcı saldırıyı yapan ile Ahmet Ünsal’ı kıyaslamak istemem ama hocamızın “anti laik hocalığı”, “yasalar karşısında” pek farklı değildir be hocam!

Hepsi yasadışıdır!

Hepsi ahlaksızlıktır!

Üç aşağı 50 yukarı!

Suç suçtur!

Ve “fikir özgürlüğü” denilerek açıklanmamalıdır!


Evkaf, Maraş, Toki ve utanma duygusu!

Maraş’a Türkiyeli apartmancı TOKİ sosyal konut yapacak!

Bravo!

Yapın!

Sizi tutan yok!

-*-*-

Ancak, sosyal medya tartışıyor...

Mesela Sim Tv’de 24 Ocak Salı günü program konuğum olacak Mete Hatay kardeşim soruyor; “... Derinya'daki sosyal konut projesinin yapılacağı alan, EVKAF'ın vakıf malı olduğunu iddia ettiği bölgenin içinde değil mi? Yani hükümet, EVKAF malına nasıl tapu verecek? Yoksa artık vakıf malı değil mi orası? Veya bu konutlara tapu verilmeyecek mi?”

-*-*-

Merak ettiğim şudur:

1 – Maraş’ın EVKAF’a ait olduğu yalanına siz de inanmadınız değil mi?

2 – Diyelim ki inandınız ve evet Maraş EVKAF’a aittir. EVKAF’a ait vakıf malına nasıl sosyal konut yapacaksınız, nasıl tapu vereceksiniz?

3 – Yoksa Maraş’ın EVKAF’a ait olduğu iddianız gibi, bu iddia da sadece yalana dayalı propagandanızın bir adi parçası mıdır?

4 – Utanmayı bu kadar ciddi anlamda unutmuş olabilir misiniz?


İngiltere’de bazı yeni araştırmalar, “aşı yaptırmamış” COVID hastalarının, enfeksiyondan sonra en az 18 ay boyunca daha büyük bir ölüm ve kardiyovasküler hastalık riski taşıdıklarını ortaya koymuş... Dün İngiliz medyasında bu haber yayınlandı... Havadis gazetesi de dünkü manşetinde, ülkemizde 2022’de 108 “ani ölüm” vakasını manşetleştirdi... Bu 108 kişi, son 18 ayda COVID geçirdi mi? Aşılı mıydı, aşısız mıydı? Bunu saptamak zor mu? Önemli mi? Bilemiyorum ama bu konu yıllarca tartışılacak gibi duruyor...