Eroğlu’na benden tam destek

Sami Özuslu

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu müzakere sürecinde ikinci kez görüştüğü Anastasiadis’e ne önermiş, duydunuz mu?
“Mayınları temizleyelim!..”
Güven yaratmak için mayın tarlalarını temizlemeyi önermiş Eroğlu…
Güzel öneri…
Kıbrıs’ta değil tek bir mayın, tek bir G-3 mermisi bile kalmasa fena mı olur?
Olmaz.
Mayın tarlaları da temizlensin, silahlar da yok edilsin.
Buna itiraz edecek bir ‘çözüm yanlısı’ bulamazsınız.
Zaten ara bölgedeki mayınların bir bölümü ‘çözüm yanlısı’ insanların adımlarıyla temizlendi.
2005-2011 döneminde toplam 27 bin mayın yol edildi.
Avrupa Birliği Komisyonu bu iş için 11 milyon Euro’luk fon sağladı. Mayın temizleme işi bu parayla, Birleşmiş Milletler kontrolünde gerçekleştirildi.
Ocak 2011’de fon bitti, ayrıca temizlenecek mayın tarlalarıyla ilgili tarafların yeniden değerlendirme yapması gerekecekti.
Verilen bilgiye göre Kıbrıs’ta hala temizlenmeyi bekleyen kara mayını sayısı yaklaşık 15 bin…
1974 savaşı sonrası iki toplumu birbirinden uzak tutmak amacıyla ve çatışmalar bittikten sonra yerleştirildiği bilinen mayınların üçte iki kadarı temizlenirken, hala yok edilmeyi bekleyen üçte birlik bir bölüm var.
Dolayısıyla Eroğlu’nun önerisine benden tam destek!
“Adadaki bütün mayınlar derhal temizlenmelidir.”
Nokta!
**
Cumhurbaşkanı Eroğlu’na tam desteği verdik, ‘nokta’yı da koyduk, ama iş o ‘nokta’dan sonra başlıyor asıl…
‘Mayın temizleme’ önerisini şimdi yapıyor Eroğlu…
Müzakere masasının kurulduğu, dış merkezlerin ‘çok kısa sürede çözüm ve referandum’dan söz ettiği bir dönemde!..
Sokaktaki vatandaş “Bu yıl içinde çözüm olacak mı, olabilir mi?” sorusuna yanıt arayıp, çözüm konusunda bir kez daha umutlanırken, Eroğlu özlü meseleler yerine ‘güven artırma’yı uygun buluyor.
Güveni artırıcı önlem niyetine de ‘mayın tarlası’nı seçiyor!
Kuşkusuz, mayın temizleme işi için ciddi bir fon gerektiğini, bunun uzun sayılabilecek bir zamana yayılması gereken bir proje olduğunu Eroğlu’nun bilmeme ihtimali yok.
Yani mayın temizleme ‘güven’ artıracaksa bile, bu öyle kısa zamanda olabilecek bir durum değil.
Bu yönde bir karar alınması, adım atılması olumlu olur elbet, ama kurulması aylar süren müzakere masasından ‘acil çözüm’ beklentisi varken, konuyu ‘mayın tarlası’na atmaktan başka bir anlam taşımıyor aslında Eroğlu’nun önerisi…
Dahası ‘mayın tarlası’ konusu ‘yakınlaşma’yı ve ‘işbirliği’ni güçlendirme bakımından öyle çok da uygun bir mecra değil.
Mayın daha çok ‘üst düzey’ bir konu gibi duruyor.
**
Eğer gerçekten güven yaratmak, iki toplum arasında buzları eritmek ve çözüme hazırlamak gibi bir niyetle ‘güven artırıcı önlem’ sunmak istiyorsa Eroğlu, naçizane birkaç önerim var.
Mesela GSM operatörlerini bir araya getirip bizim cep telefonlarının Güney’de, Rumlarınkinin Kuzey’de çekmesini sağlamayı önerebilir.
Akıncılar köyünün çilesini ortadan kaldırmak için ara bölgeden geçecek yol projesinin hızlandırılmasını tartışmaya açabilir.
Türk ve Rum siyasilerin top oynayacağı bir ’dostluk maçı’ önerisi yapabilir.
İki toplumlu bir ‘barış konseri’ için liderlerin öncülük yapması ve sanatçıların bir araya getirilmesi gibi öneriler konuşulabilir.
Niyet ‘güven’ yaratmaksa yani, ‘mayın tarlası’na gidene kadar çok sayıda alternatif var yani…
Sahi, Kıbrıs’ta çözüm bir ‘niyet’ meselesi değil miydi aynı zamanda?