Erken Genel Seçim Olmasın…

Kutlay Erk

Uzunca süreden beridir genel seçimlerin erkene alınması gerek CTP, gerek sendikalar, gerekse de sivil toplum örgütleri tarafından seslendirilmektedir; halkın da bu doğrultuda bir beklentisi olduğu da bilinmektedir. Hükümetin ortaklarından DP ve YDP de erken genel seçim için tarih bile vermişlerdi… Başbakan ve UBP Genel Başkanı Üstel ise hem partisi içinden gelen erken kurultay hem de kendisinden başka tüm çevrelerden gelen erken genel seçim taleplerine karşı çıkıp direniyor.

Üstel’in direnmesinin nedeni kurultaya gitse parti başkanlığını kaybedecek; erken genel seçime gitse partisi kaybedecek, kendisi de başbakanlıktan olacak. Dolayısıyla, Üstel’in stratejisi, normal seçim tarihine kadar direnip partisi kaybedince de bunun üzerine parti başkanlığından ‘yenilginin sorumluluğunu üstelenme onuru ile’ istifa ederek kurultayın önünü açmak gibi görünüyor. KKTC Cumhurbaşkanlığı (CB) seçim sonuçlarının Türkiye’de AKP’nin genel siyasi imajını olumsuz etkilemesi ve CHP seçmenine moral-motivasyon kaynağı olması nedenleriyle Ankara hükümetinin KKTC hükümetine erken genel seçime gitmemelerini, giderlerse büyük yenilgi alacaklarını ve bu sonucun da AKP’yi Türkiye seçmeni nezdinde daha da yıpratacağını söylediğine dair UBP kaynaklı teyide muhtaç bilgiler var… AKP, 2026 yılı ortalarında Türkiye’de erken genel seçim olabileceğini, dolayısıyla KKTC’de erken genel seçimin 2026 sonbaharından önce olmamasını istiyormuş.

Bu da Üstel’in halktan, parti tabanından ve koalisyon ortaklarından gelen erken genel seçim taleplerini reddetmesine kendince güçlü bir zemin oluşturdu. Koalisyon ortaklarının da CB seçimlerinden hemen sonra yaptıkları Ankara ziyaretinden itibaren erken genel seçimi dillendirmekten vaz geçmeleri ve dahi bunu Başbakan Üstel’in inisiyatifine bıraktıklarını açıklamaları da bu gerekçeye bağlı olarak yorumlanmaktadır. TC CB Yardımcısı Yılmaz’ın da sık sık KKTC’ye gelip, toplantılar yapıp, onlarca defa verdiği mesajları yüzlerce defaya çıkarmak istercesine aynı açıklamaları yapması da Üstel hükümetinin devamını sağlamak amaçlı olduğu anlaşılmaktadır. Yılmaz şimdi gene KKTC’dedir… Meraklısı alsın baksın, en azından son beş ziyaretinde ne açıklama yapmışsa yeniden yaptığını görebilecektir. KKTC halkında bu sözlerin bir etkisi yok, kimse de bu sözlerden heyecan duymuyor; mesajın asıl amacı da AKP’nin KKTC siyaseti üzerinden TC seçmeninde heyecan yaratmak ve imajını toparlamaktır. Yoksa, Üstel’in başarılı bir Başbakan imajı kazanması gibi bir dertleri yoktur; Tatar’da öyle bir dertleri oldu, derslerini aldılar. Dolayısıyla, dertleri Üstel değil, kendilerinin Türkiyeli seçmende kaybettikleri önemli oranda desteği geri toparlayabilmektir.

Bu tespitlerden sonra derim ki, KKTC’de genel seçimler normal tarihinde, yani bir yıl sonra olsun; erkene alınmasın… O güne kadar KKTC insanı yaşamın her yolunda Üstel hükümetinin kötü yönetiminden dolayı maalesef çok zorluklar çekecek, çok ezilecek… Üstel hükümetinin iyi bir performans kapasitesi olsaydı KKTC halkı bugünlerde olur muydu?! Dolayısıyla, genel seçime kadar olan süreçte de kötü performanslarının ve siyasi yozlaşmalarının yeni örnekleri ile devam edecekler. Ve Üstel’in AKP’den de destek bulan stratejisi nedeniyle gününde yapılacak olan bir genel seçimde hükümet ortağı olan DP ve YDP’nin seçim barajı altında kalacağı, UBP’nin de barajla boğuşuyor olacağı bir aşamaya varılmış olacak. Üç parti diğer meclis dışı sağ partilerle ve/veya kendi aralarında seçim işbirliği yapsa da CTP’nin tek başına ve rahat bir meclis çoğunluğu ile hükümet kurabileceği bir sonucu önleyemeyecektir. 

Böyle bir sonuçla hükümete gelebilecek olan CTP’nin ‘iktidar’ olabilmeyi başarması halinde, KKTC halkının içinde olduğu zorlukların çözümü en çok bir yıl alır. Nüfus sayımı yapılır ve ona göre kısa ve orta vadeli bir ekonomi planı hemen yapılırsa, bütçe harcamalarında kara delikler olmazsa, ekonomi süratle kayıt altına alınır ve devlet vergilerini topalarsa ekonominin geriye gidişi duraksar, ayağa kalkması ivme kazanır. İç güvenlik önlemlerini ‘KKTC iktidarı’ olarak kendi kararları ile alırsa, iç güvenlik sağlanır. Siyasi yozluklara ve kokuşmuşluğa son verilir ve yapılmış olan tüm siyasi kural dışılıkların hesabı yargı marifetiyle sorulursa halkın siyasete ve hükümete güven duygusu artar. ‘KKTC iktidarı’ tarafından, sürekli değer kaybeden TL’nin pazar faaliyetlerinde değişim aracı olarak kalması ama muhasebe sisteminin istikrarlı bir para biriminde olmasının kararı verilmesi hem ekonomiyi sürdürülebilir ve öngörülebilir yapacak, hem de tüketicinin satın alma gücünü koruyacak. Bunlar kısa vade içinde uygulamaya girebilecek, en geç bir yıl içinde de olumlu sonuçları yaşanmaya başlayacak uygulamalar olabilecektir. Evet, CTP’nin tek başına hükümete gelmesi bir sonuç olacak, ‘iktidar’ olması ise KKTC halkı için güzel, mutlu ve huzurlu günlerin ve geleceğin de başlangıcı olacak…

Dolayısıyla, erken genel seçim olmasın… Olsa da CTP’nin meclis çoğunluğunu kazanması olasılığı yüksektir ancak kuracağı hükümetin ‘iktidar’ olabilmesinin gücünü verecek bir çoğunluk olamayabilir. Erken genel seçim olması halinde DP baraj altında kalacaktır ama YDP barajı biraz aşabilecektir; UBP’nin de mecliste şimdi sahip olduğu milletvekili sayısının yarısı ile temsil edilmesi olası. Onun için genel seçim normal gününde olsun, o güne kadar yapacakları kötü icraatlar ve yaratacakları kötü siyasi kokuşmuşlukla DP ve YDP meclis dışı kalsın, UBP ‘işa-işa’ mecliste temsil edilsin. İki partili bir meclis olmayacaktır elbet, TDP de mecliste olabilecektir; başka bir partinin meclise girebileceği ise belirsiz…

Ve dolayısıyla, KKTC’de CTP dışında yeni siyasi partilerin yapılanması süreci de başlayabilecektir. Bu olgu da gününde yapılacak bir genel seçimin KKTC siyasetine önemli bir katkısı olacaktır.