Erken Boşalma

Uzm. Nilsu Atıcı

Cinsellik hakkında konuşurken çoğu zaman iki uçta dolaşıyoruz. Ya her şeyi çok biliyormuş gibi davranıyoruz ya da hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi susuyoruz. Oysa gerçek şu ki; cinsellik hepimizin içinde olduğu ama çoğumuzun doğru bilgiye ulaşmakta zorlandığı bir alan. ‘Erken boşalma’ da bu sessizliğin, yanlış bilgilerin ve utanmanın gölgesinde kalan konulardan biri.

Erken boşalma (prematür ejakülasyon), cinsel birleşme sırasında istenenden daha kısa sürede kontrol edemeden boşalma olarak tanımlanır ve erkek bireylerin yaklaşık %30 ile %40’ında bu durum vardır. Genellikle cinsel birleşmeden önce veya kısa bir süre sonra meydana gelir. Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta var. Süre tek başına belirleyici değildir. Toplumda yaygı olan ‘iki dakika erken, beş dakika normal’ gibi ölçütlerin bilimsel bir karşılığı yoktur. Uluslararası sağlık rehberleri, erken boşalma tanısını koyarken süre kadar boşalma üzerinde kontrol hissinin olup olmaması, erken boşalma durumunun sıklığı, kişide ve/veya partnerde stres, kaygı, tatminsizlik yaratıp yaratmaması unsurlarına da bakar. Erken boşalma söz konusu olduğunda toplumda dolaşan birçok yanlış bilgi vardır. Bu yanlış bilgilere bir göz atalım.

‘Erken boşalma tamamen psikolojiktir’

Eksik bilgi. Psikolojik etkenler önemli olmakla birlikte, erken boşalmanın biyolojik ve nörolojik nedenleri de olabilir. Hormon düzeyleri, sinir iletimi, prostat sorunları gibi fizyolojik faktörler göz ardı edilmemelidir.

‘Erken boşalan erkek bencildir’

Ayrımcı ve incitici bir söylemdir. Çünkü erken boşalma kişinin isteyerek yaptığı bir şey değildir. Bu tür söylemler kişinin yardım aramasını zorlaştırır.

‘Eğer gerçekten isterse kendini tutabilir’

Bilimsel olarak yanlıştır. Boşalma refleksi, istemli kontrolden çok otonom sinir sistemi (istemsiz) ile ilişkilidir. Yani bu durum sadece bir ‘irade meselesi’ değildir.

O halde erken boşalma neden olur? Erken boşalmanın tek bir nedeni yoktur. Çoğu zaman birden fazla etken bir arada bulunur. Bunlar; performans kaygısı, ilişki içi iletişim sorunları, suçluluk ve utanç duyguları gibi psikolojik etkenler. Hormon düzeylerindeki farklılıklar, hormonal dengesizlikler, bazı hastalıklar gibi biyolojik etkenler. Hızlı boşalmaya alışılmış mastürbasyon alışkanlıkları da zamanla cinsel aktivitelerde de benzer bir duruma neden olabilir. Erken boşalma sadece bireysel bir durum da değildir. Çoğu zaman partnerlerin ilişkisini sessizce etkiler. Konuşulmayan beklentiler, dile getirilmeyen istekler zamanla uzaklaşmaya neden olabilir. Dünya Sağlık Örgütü bize şunu söyler; sağlıklı cinsellik; iletişim, onay, karşılıklılık ve haz içerir. Bu nedenle erken boşalma konuşulurken yalnızca boşalma süresi değil partnerlerin birbirini nasıl hissettiği, ne beklediği ve nasıl iletişim kurduğu da ele alınmalıdır.

Peki erken boşalmanın tedavisi var mı? Evet. Öncelikle burada net olmamız gerekir, erken boşalma bir ‘kader’ değildir. Tedavi seçenekleri vardır ve çoğu zaman olumlu yanıtlar verir. Örneğin cinsel danışmanlık veya cinsel terapi en etkili yöntemlerden biridir. Bazı durumlarda doktor önerisiyle ilaç tedavi kullanılabilir veya çift odaklı yaklaşımlar da partnerin/partnerlerin sürece dahil edilmesi ile tedavi başarısını artırır. Burada önemli olan ‘internetten bulunan mucizevi çözümler’ yerine bilimsel, güvenilir ve kişiye özel yaklaşımların tercih edilmesidir. Belki de en önemli mesele şudur, erken boşalma yaşayan bireylerin büyük bir kısmı yardım almıyor. Çünkü utanıyor, yargılanmaktan korkuyor ya da bunun ‘konuşulacak bir şey olmadığını’ düşünüyor. Oysa cinsel sağlık, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsellik hakkında konuşabildiğimizde, yanlış bildiklerimizi sorguladığımızda, bedenimizi düşman olarak görmediğimizde değişim başlar.

Erken boşalma ne bir ayıp, ne bir eksiklik, ne de kişinin değerini belirleyen bir ölçüttür. Bu durum konuşulabilen, anlaşılabilen, çözülebilen bir cinsel sağlık konusudur. Sessizlikle değil bilgiyle, yargıyla değil anlayışla ele alındığında çözüme ulaştırılabilir.