Erhürman – Guterres Görüşmesine Dair…

Kutlay Erk

Dolayısıyla, Kıbrıs Türk kamuoyu Kıbrıs Rum tarafından gelen stratejik hareketleri ve oyunları analitik düşünce ile yorumlamalı, değerlendirmeli ve ona göre tavır almalıdır. Belli ki BMGS Kıbrıs sorunu çözüm süreci için yeni bir inisiyatif almak arifesindedir, bu inisiyatifte de misyonunu başarmaya odaklıdır; sakin, soğukkanlı ve çok konuşmadan…

Cumhurbaşkanı (CB) Erhürman 2 Şubat’ta BM Genel Sekreteri (BMGS) ile New York’ta görüşme talebinde bulundu; on gün sonra da New York’ta BM binasında resmi görüşmeyi gerçekleştirdiler… O kadar erken gerçekleşebildi CB Erhürman’ın talebi… BMGS, 30 dakikalık bir randevu vermiş, 75 dakika süren bir görüşme yapmış CB Erhürman ile… İlginç bir gelişme ve gerçekleşme…

Niye ilginç?! Uluslararası siyaset ve dünya cadı kazanı gibi; kazanının ateşini kontrol edip söndürmekte pek etkin olamayan BM’nin genel gündemi de çok yoğun… Buna rağmen BMGS’nin CB Erhürman’a hemen randevu vermesi elbette ilginç… Demek ki, onca sorunlu işleri içinde BMGS, Kıbrıs sorununun çözümünden halen umudu kesmemiş, ilgisini azaltmamış ve çözüm misyonunu yerine getirmek için yeni bir fırsat görüp öncelik vermiş. Randevusunu da 30 dakika olarak vermiş ama belli ki kendi programında bu randevu sonrasındaki konuları için bir ihtiyati boşluk süresi bırakmış ki CB Erhürman ile 30 dakikalık randevusunun görüşmesini 75 dakikaya kadar uzatabilmiş…

Yani, randevuyu verirken “Yeni bir fırsat penceresi açıldı gibi; 30 dakika bir görüşelim bakalım durumlar nedir?” gibi bir düşünce ile hemen randevuyu vermiş, görüşme sürecinde “Yeni bir fırsat penceresi gerçekten zuhur etmiştir. Ayrıntılarını da dinlemeye, sorup öğrenmeye değer; devam edelim ki BM olarak fiilen neyi – nasıl - ne zaman yapabileceğimizi değerlendirelim” düşüncesi ile de görüşme sürecini 45 dakika kadar daha uzatmıştır. BMGS seviyesindeki bir uluslararası siyasi profilin öngördüğü 30 dakikalık randevu sürecini fiilen 75 dakikalık görüşme sürecine uzatmasını uluslararası diplomasi ve ilişkiler bağlamında ve pratiğinde hafife almamak gerek; vardı bir ‘değer’ ağırlığı… CB Erhürman’ın “Yararlı ve verimli bir görüşme oldu” demesi belli ki BM tarafı için de geçerli nitelemedir.

CB Erhürman’ın bu görüşmede, Kıbrıs sorunu müzakere sürecinin başlaması ve sürdürülmesine dair geliştirdiği metodolojiyi, CB seçildikten sonra Kıbrıs sorunu ve bu sorundan neşet etmiş ada sorunları ile ilgili olarak kendisinin Hristodulidis ile, temsilcilerinin de birbirleri ile yaptığı görüşmeleri konusunda BMGS’yi bilgilendirdiği anlaşılıyor. Birinci ağızdan, yüz yüze, doğrudan ve ayrıntıları ile anlatım… İsabetli olmuş, doğrusu yapılmış olmuş… CB Erhürman Kıbrıs sorunu çözümünü belirlenmiş bir sürede müzakere edip sonuçlandırmak üzere masaya oturmak istediğini BMGS’ye doğrudan teyit etmiş ve dahi kendini bağıtlamıştır. Ve önerdiği metodolojinin de aslında BMGS arşivlerinde yer alan evraklarda da bulunduğunu mutlaka anlatmıştır.

CB Erhürman görüşmenin verimli ve yararlı geçtiğini vurguladı… Öyle olmamasına rağmen öyle demiş olabilir mi?! Kesinlikle hayır… Birincisi kişiliğine hiç uymaz öyle yapması… İkincisi, BM diplomatik bir dille görüşmenin CB Erhürman’ın dediği gibi geçmediğini diplomatik bir dille ifade edebilir… Üçüncüsü ise, görüşme konusunda Hristodulidis mutlaka bilgi edinecek ve eğer görüşme CB Erhürman’ın dediği gibi geçmemişse hemen açıklamalar yapıp, Kıbrıslı Türklere karşı algı operasyonlarında deveyi pire yapmaktaki ustalığını yeni bir örnekle ve keyifle sergileyecektir. Hade şimdi Hristodulidis “Erhürman-Guterres görüşmesinin Kıbrıs sorunu çözümüne yönelik hiçbir fırsat yaratmadığını ve yaratamayacağının anlaşıldığını” söylesin, CB Erhürman ile BMGS’nin zıt duruşlarda olduğunu iddia etsin edebilirse…

Bu görüşme öncesinde, Kıbrıs Rum basınında yer alan TC Dış İşleri Bakanı Fidan’nın BMGS ile görüşerek eski uzlaşıların geçerliliğini reddetmesi anlamına gelen müdahalesi iddiası gene Hristodulidis’in bir algı operasyonu marifetiydi. Yoksa, haberi yayınlayan gazeteye bu haber BM’den mi sızdırılmış, TC Dış İşlerinden mi?! İşin aslı başka… Crans-Montana Konferansını yer ile yeksan eden Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis’in en yakın adamı Hristodulidis şimdilerde Crans-Montana’da kalınan yerden devam etme söyleminde samimi değildir. Belli ki öyle bir tehlike seziyorlar… BMGS Guterres de bir açıklamasında Crans-Montana’da neredeyse imza aşamasında gelmiş olduklarını ve hatta garantörlerin başbakanlarını da imza için Crans-Montana’ya davet ettiklerini söylemişti. Ve gene aynı BMGS yeni süreç farklı olacak, sonuç odaklı ve zaman tahditli olacak, bir-iki ay da yeter demişti… Daha önce Talat karşısında Papadopulos’un Annan Planı sürecinde, sonrasında da Akıncı karşısında Anastasiadis’in Crans-Montana sürecinde düştüğü boşluğa Erhürman karşısında düşmemek için çırpınıp duran Hristodulidis kaçacak yol ve delik arıyor… Şimdilerdeki stratejisi zaman tahditli görüşme sürecini reddetmek ve olasılığını da ortadan kaldırmaktır. Ne yapabilir?! Eski uzlaşıları ret ve inkâr etmekle deneyebilir… Nasıl yapabilir?! “Türk tarafı eski uzlaşıların açılmamasını istiyor” algısını yaratmakla… CB Erhürman’da bu iddia tutmaz; at topu Fidan’a… Hemen Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye tarafı arasına bir de nifak girmiş olur, Kuzey Kıbrıs kamuoyunda sürece ve Türkiye tarafına dair sorgulamalar ve tartışılmalar başlar… Hristodulidis de rahatlar…

Tutar mıydı?! Tutmadı… CB Erhürman konuya kendisinin müdahale ettiğini açıkladı ve izahatını da yaptı… Geçmiş görüşme süreçlerinde tarafların uzlaştıkları konular siyah renkte kaydedildi; uzlaşılamayan Türk tezleri kırmızı, Rum tezleri mavi renkle kaydedildi. Dolayısıyla, yeni süreç başlayacaksa, Kıbrıs Türk tarafına göre, kırmızı ve maviler tartışılmaya açılmalıdır; siyahlar yeniden açılmamalıdır. Ama süreci uzatarak oyalamaya almaya yeminli Hristodulidis siyahların da yeniden karşılıklı teyitlenmesi bahanesi ile görüşmeleri neredeyse sıfırdan başlatmak istiyor. Dolayısıyla da CB Erhürman BM’ye siyahların açılmasını istemediğini söylemiş…

BM Güvenlik Konseyi kararı olan federal yapıda Kıbrıslı Türklerin etkin, eşit ve fiili siyasi katılımcı taraf olmasını kabul ettiğini tüm boyutları ile henüz daha açıklayamayan Hristodulidis, geçmiş görüşme süreçlerinin uzlaşılarını ret ve inkarını da söyleyemeyen Hristodulidis, BMGS’nin söylemi olan “Çözüm odaklı – zaman takvimli görüşme sürecini” hiç de kabullenmediğini ifade edemeyen Hristodulidis, BMGS’nin “Bu defaki süreç farklı olacak” derken müzakere masasında olan BM’nin eskiden olduğu gibi pasif taraf değil de aktif taraf olacağını ima etmesinden huylanan Hristodulidis oyun bozanlık etmek için son olarak bu çareyi denedi. Tutmadı, tutmayacak… Süreç başlamasın diye de daha bakalım neler yapacak?!… Onun hedefinde Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’yi çatışır hale getirmek olduğu belli; böylece, Kıbrıslı Türkler kendi içinde de çatışır hale gelecek. Dolayısıyla da CB Erhürman’nın müzakere sürecini başlatmaya yoğunlaşmış gayretleri etkisiz duruma düşecek… Hristodulidis’in muradının bu olduğu anlaşılıyor…

Dolayısıyla, Kıbrıs Türk kamuoyu Kıbrıs Rum tarafından gelen stratejik hareketleri ve oyunları analitik düşünce ile yorumlamalı, değerlendirmeli ve ona göre tavır almalıdır. Belli ki BMGS Kıbrıs sorunu çözüm süreci için yeni bir inisiyatif almak arifesindedir, bu inisiyatifte de misyonunu başarmaya odaklıdır; sakin, soğukkanlı ve çok konuşmadan… Hristodulidis’in tüm yakınmalarına rağmen, BMGS’nin, önce iki liderin ada içi konularda ve özellikle güven yaratıcı önlemler almada ilerleme kaydetmeleri koşulunu öne sürmesi (ki bu koşul da CB Erhürman ilhamlı Holguin ifadesidir), 5+1 Resmi Toplantısını ondan sonra çağıracağını söylemesi BMGS’ ile CB Erhürman’ın ‘Benzer düşünen taraflar’ olduğuna delalet eder….  

Kıbrıs Türk barış güçlerinin bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının stratejik algı operasyonlarına karşı dikkatli olması, HJristodulidis’i analitik düşünce ile yorumlaması ve başlaması olası süreç için CB Erhürman’ın yanında olması, başarılı sonuç için çok katkısı olacaktır.