Enflasyon ve pahalılık, ülkemizin en büyük sorunu haline gelmiştir. Enflasyon rakamları da, ülkemizdeki ekonomik durumun kötüye gittiğini net olarak gösteriyor.
Hükümet ise, 4 yıldır bu sorunu görmek istemiyor. Enflasyonu düşürecek, pahalılığı azaltacak ekonomik ve mali politikaları hayata geçirmediği için hayatı ucuzlatamıyor.
KKTC’de, 5 aylık enflasyon toplamı, yüzde 14.33 oldu. Bu bağlamda, yıllık enflasyon ( Geçen Mayıs’tan ’ dan bu Mayıs’a) yüzde 37.28’ e ulaştı ve artmaya devam etmektedir.
Son 4 yıldaki yıllık enflasyon rakamlarına da baktığımız zaman, 2022 ‘ de yaklaşık yüzde 94.5, 2023’ de yüzde 83.6, 2024’ de yüzde 53.3 ve 2025’ de yüzde 39;5 olarak gerçekleşmiştir.Bu yüksek oranlar, ülkedeki ekonomik, mali ve sosyal tüm dengeleri olumsuz etkilemiştir.
Döviz kurlarının yükselişe geçmesi, akaryakıt, elektrik, gaz zammı ve birçok zamdan ötürü, pahalılık, yükselmeye devam ediyor. Yıllık gıda enflasyonu da yüzde 40’ a dayandı. Ülkedeki pahalılık, mutfaktaki yangını da büyütüyor.
Öte yandan, mal ve hizmetlere devamlı zam yapılması, kısa sürede, artan maaşları da eritmektedir. Asgari ücret yüksek görülsede, yaşanan pahalılığa yetmemekte, satın alma gücü düşmektedir. Hükümet ‘in piyasa denetimlerini de düzenli olarak gerçekleştirmemesi sonucunda, pahalılık ve enflasyon günden güne artmaktadır.
Gümrük ve ithalat vergileri, malların ülkeye giriş günündeki döviz kurları ile hesaplandığı için, yaşanan döviz artışları, malların ülkeye giriş maliyetini artırmakta ve böylece piyasaya pahalılık olarak yansımaktadır.Neyse ki, uzun zamandır, çok yüksek oranlı döviz kuru artışları yaşamadık.
Hükümet, enflasyon ve pahalılığı önlemek için, özellikle gıda, ilaç, temizlik malzemelerinde ithalat vergileri, kdv ve fonlarda, devlet gelirlerinin düşeceği gerekçesi ile indirim yapmamaktadır. Bu görüş de, enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratmaktadır.
Dünyada, savaşın sona ermesiyle birlikte, petrol fiyatları düşmeye başlamıştır.Bu bağlamda, ülkemizde akaryakıt fiyatlarına da indirim yapılmalıdır. Türkiye’ de bu indirimler başlamıştır.Ama, bizim hükümet, bütçe açıkları ve borçlanmalar nedeniyle, indirime gitmemektedir.
4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı, durmadan yükseliyor. Mayıs ayı sonunda 43 bin 949 TL’ye ulaştı. Üstelik de bu rakam, son yapılan elektrik zammından önce belirlenen tutardır.Haziran sonunda bu rakam daha da yükselecektir.
Öte yandan, 4 kişilik bir ailenin Mayıs ayı sonunda yoksulluk sınırının yaklaşık 237 bin TL oldu. Bu veriye göre, 237 bin TL’ nin altında geliri olan aileler yoksul olarak görülmektedir.
Ülkemizde, açlık sınırının altında çok sayıda insanımız yaşamaktadır. Özellikle, sosyal yardım ve engelli maaşı alanların maaşı az olduğu için, gıda harcamalarını dahi karşılayamamaktadır.
Bu konuda, süratle, mevzuat düzenlenmeli, sosyal yardım ve engelli maaşı alan vatandaşlarımızın maaşlarının asgari ücret düzeyine getirilmesi veya başka bir hesaplama formülü ile belirlenmesi düşünülmelidir.
Piyasa ucuzlamadığı sürece, yeni asgari ücret de, çalışanları çok fazla rahatlatmayacaktır. Asgari ücret artışı, maliyet olarak algılanıp, piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarını yükseltecekse, satın alma gücü yine düşecektir.
Halk, geçinemediği için, kredi kartlarına yüklenmekte, ancak, tüm borç ödenmediği, sadece asgari ödeme tutarı ödendiği zaman ise, faizle birlikte borç miktarı da büyümektedir.
Ülkemizde enflasyonun ve pahalılığın önlenmesi için yapılması gereken adımlar vardır.Bunların başlıcaları şunlardır:Elektrik maliyetlerinin düşürülmesi için solar sistemlerin kullanımı teşvik edilmeli , yerli üretim (arz) artırılmalı, rekabet güçlendirilmeli ve tekelleşme önlenmeli, haksız fiyat artışları düzenli olarak denetlenmeli ve fırsatçılara ceza uygulanmalıdır.
Bunlar yanında, temel tüketim malları üzerindeki vergi yükü azaltılmalı( gıda, ilaç, temizlik malzemeleri, eğitim harcamaları),pahalılığa neden olan gereksiz bürokratik maliyetler gözden geçirilmeli, sektörlerde verimlilik artırıcı teknolojilere yatırım yapılmalı, İthalat ve dağıtım maliyetlerini düşürecek düzenlemeler yapılmalı ve bütçe açıkları azaltılarak, kamu harcamalarında verimlilik artırılarak, pahalılıkla mücadelede etkili adımlar atılmalıdır.
Netice itibarıyle, Türkiye’ de yıllardır devlette tasarruf tedbirleri alınırken, KKTC’ de ise son dönemde alınan tasarruf tedbirleri yeterli görülmemektedir.. Ülkenin kıt kaynaklarının, doğru zamanda, doğru yerlere harcanması, halkın, hakkı olan hizmetleri layıkıyla alabilmesi şarttır.
Tasarruflarla, oluşacak kaynaklarla, öncelikle sağlık ve eğitim hizmetleri, alt yapılarının güçlendirilmesi ve sosyal yardım ile engelli maaşı alanlara geçinebilecekleri bir maaş verilmesi sağlanmalıdır. Kamu’ da yapılacak tasarruf anlamlı olmalı, bütçe açığını, kamu borçlanmasını ve faiz yükünü de azaltmalıdır.