Endişeli ve mutsuz bir bayrama giriyoruz...

Ödül Muhtaroğlu

Bu yıl  Ramazan (Şeker) Bayramında, hem bölgemizdeki ABD-İSRAİL-İRAN savaşından, hem de ekonomik sorunlardan dolayı,  mutsuz, umutsuz ve endişeliyiz. Buruk bir bayram geçireceğiz.

Petrol fiyatlarının yükselmesi, KKTC’de de enflasyonu da yukarıya çekmektedir.

Petrol fiyatlarında görülen artışlar, başta akaryakıt ve elektrik gibi temel girdi maddelerinin ve tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarında yükselişler yaratmaktadır.

Öte yandan, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) tarafından yapılabilecek yüzde 30-40 düzeyinde  zam, piyasadaki pahalılığı daha da artıracaktır. Elektriğe zam gelmesi, girdi maddesi olması nedeniyle, hem tüm mal ve hizmetlere zam olarak yansıyacak, hemde halkın kullandığı elektrik faturaları zamlanacaktır.

Bayramı yaşadığımız bu günlerde,  bir yandan halkın çoğunluğu ekonomik sorunlarla ve pahalılıkla uğraşmakta, borcu olanlar borcunu ödemekte zorluk yaşamakta, kredi kartı borçları da  çoğalmaktadır. Halkımız, ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak bunalmış durumdadır.

Böylesine olumsuz bir ortamda, insanlarımız, eski bayram günlerini ve özellikle çocukluğundaki bayramları hatırlamakta ve özlemektedir.

Eski bayramlarda, fakirlik vardı, göçmenlik vardı. Ama, insanlar daha mutlu, bencillikten uzak ve az ile yetinebiliyorlardı.Bugüne göre, daha çok sevgi ve saygı vardı. Eski bayram günlerine özlem, muhtemelen bu nedenlerden kaynaklanmaktadır.

Kıbrıs kültürünün ve bayramların vazgeçilmezi olan mangal keyfi, pahalılıktan dolayı birçok ailede yapılmamaktadır. Halkımızın önemli bir bölümü, pahalılıktan dolayı, evine et alamamakta, sadece tavuk eti alabilmektedir.

4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını oluşturan açlık sınırının  38 bin 314 TL olduğu bir ortamda, aylık asgari ücret ise, net olarak yaklaşık 52 bin TL’dir. Asgari ücret, açlık sınırı ile iyice yakınlaşmıştır.

Görüldüğü üzere, asgari ücret 2 ay önce artmış olmasına rağmen, kısa bir süre içinde erimiştir. Dar gelirliler, büyük ölçüde mutfak masraflarını karşılamak için çalışmakta olup, gıda fiyatları ise günden güne artmaktadır.

Ülkemizde, açlık sınırının altında  çok sayıda insanımız yaşamaktadır. Özellikle, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlar perişandır.Bu insanlarımızın maaşları mutlaka iyileştirilmelidir.

Eski bayramlarda, ailelerin, ne kadar fakir olsalar bile, bütçelerine uygun fiyatlarda,  çocuklarına yeni kıyafetler alması ve harçlık vermesi çok önemliydi.Anne ve babalar kendilerine almasalar bile, çocuklarına mutlaka yeni kıyafetler almaya çalışırlardı. Şimdi ise, birçok aile bunu yapamamaktadır.Çocuğuna harçlık veremeyen veya çok az harçlık veren aileler bulunmaktadır.

Eski bayramları özlerken, aslında eski bayramlardaki güzel insanları özlediğimizi de düşünüyorum. Bugüne göre, daha çok sevgi ve saygı vardı.Bireysel ve toplumsal huzur, şimdiye göre çok daha üst düzeydeydi.

Bizim çocukluğumuzun bayramlarını düşündüğüm zaman, şimdiye göre, çok şanslı olduğumuzu ve çok mutlu zamanlar geçirdiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.

Yaşam kavgası sürerken, bir çok güzelliği, değeri ve duyguyu unutuyoruz, Yani hayatın kıymetini bilemiyoruz. Keşke, bayram günlerindeki mutluluk duygusunu, her zaman gözden kaçırmasak..

Kişilerin mutlu bir çocukluk yaşamaları, arkadaşları, anne ve babaları ile birlikte kaliteli vakit geçirmeleri, komşuluk ilişkilerinin güçlü olması, onlara başarılı ve daha sosyal bir birey olma yolunda avantaj sağlıyor.

Son tahlilde, halkımızın yarın başlayacak bayramını kutlarken, sevgi, saygı, dayanışma içinde, çocukluğumuzdaki bayramlar tadında, sağlık, refah, barış dolu nice mutlu bayramlar dilerim. Trafikte dikkatli olalım, bayramı kabusa çevirmeyelim.Elbette ki, savaşların bittiği bir dünyada yaşamak, hayatı bayrama çevirecektir.