Enayi (!!!)

Erdinç Gündüz

Dünyanın  orasında burasında ne enayiler var farkında mısınız ? Bu kadarı da olmaz...

İsveçli bir Bakan,  alkollü araç kullanırken polise yakalanmış diye görevinden istifa etmiş. Enayiliğin bu kadarına da pes artık... Polis’e ,  “Ben kimim sen biliyor musun ?” diyebilirdi... “Susmaz, görmezden gelmezsen seni sürdürürüm,  süründürürüm,  işinden ederim” diyebilirdi...  Orada sesini çıkarmasa bile sonradan telefona sarılıp trafik cezasını sildirebilirdi... Yapmadı. Kafası çalışmadığındandır, emin olun.  Enayi enayi gitti, koskoca Bakanlığı bıraktı. Koltuğu da makamı da, maaşı da...
Çıkar böyle enayiler orada burada...

Japonya’da adı bir yolsuzluğa karıştı diye, soruşturma sonucunu bile beklemeden harakiri yapanlar mı istersiniz ? Var...

Makam arabası, 50 koruma, 10 sirenli ışıklı polis arabası  ve motorsikleti eşliğinde değil, eşini koluna takıp, sinemaya kadar yürüyerek giden Başbakan mı istersiniz ? Var....

Süpermarkette tek başına alışveriş yaparken görülen Başbakan-Bakan eşi mi istersiniz ? Var...
Vatandaşların arasına karışıp bisikletiyle şurda burda dolanan  Bakan mı istersiniz ? Var...

Arabasıyla hız sınırını aştığı için trafik polisine yakalanan, sürüş ehliyeti bilmem ne kadar süre iptal edilen Prens bile var mı ? Var...
Var oğlu var... Hem de bir sürü...
Ciddiye almayın. Hatta gilip geçin. Bunlar aslında hep kötü örnekler...
Halbuki Başbakan, Bakan, Müsteşar hatta Müdür dediğin, ağırlığını her zaman, her yerde hissetirmeli. Doğrusu bu değil mi ?
Örneğin,

Mutlaka ve mutlaka makam arabası olmalı...  Arka koltukta ‘padişah’ gibi oturmalı...
Yolda belde, sadece kendisini değil, hısımını, akrabasını durduran ceza yazan polise haddini bildirmeli...
Bir Başbakan’a,  Bakan’a, hatta Milletvekili’ne trafik cezası mı yazıldı ? Derhal , bir telefonla silinmeli...
Bir yerden bir yere giderken, polis sirenleri çalmalı, trafik durdurulmalı, büyüklere yol açılmalı... Böyle olmalı ki  bilmeyenler ‘fark’ı öğrensinler...

Bakan dediğin, gücünü her yerde göstermeli... Örneğin, eşini, oğlunu, gelinini, dünürünü, akrabalarını ve en sadık dostlarını önemli yerlere yerleştirmeli...
Herkes ama herkes, o “Yok” dedi mi itaat etmeli...
Ne Bakan ne de eşi, öyle olur olmaz yerlerde gezinmemeli... Sinemaymış, süpermarketmiş... Olmaaazzzzz... Fark her zaman her yerde gösterimeli....
Bakmayın, görmezlikten gelin o bazı ülkelerdeki kötü örnekleri. Onlar nereden bilecekler Bakanlığın, Başbakanlığın önemini ?

Bir de... Her trafik cezasında;  her rüşvet alınıyor iddiasında; her  yakınlarına, yandaşlarına, yalakalarına ‘torpil’ yapıyor iddiasında,  onlar gibi istifalar olmaya başlasa, ne Bakan kalacak memlekette ne milletvekili.
Enayi mi bizimkiler ?

--------------------

     Sokak Ağzı
• Mağusa Limanındaki silahlar meselesi aklımı karıştırdı. Kimindir bulmuşlar.. Ama,  nereden geldi; Nereye gidiyordu ?;  Neden geldi ? soruları henüz açıklığa kavuşmadı.
• Sormagir hanı memleket. Adamlar Ay Nappa’da cinayet işliyor, elini kolunu sallayarak Girne’ye kadar geliyor.
• Gazımız amma gıymetliymiş ha... 50-60 senenin gazıdır be bu... Birikdi birigdi garnımız şişdi.  Kokusu çıkınca gıymeti anlaşıldı. Saldırdılar.
• Türkiye’de şimdi ‘ihbar-gammazlama’ dönemi... Tarihe de geçecek bu dönem, göreceksiniz. Sevmediklerini, çekemediklerini, kıskandıklarını  FETÖ’cü diye ihbar et, soksunlar içeri,  kurtul ellerinden.
• Kıbrıs Türkleri arasında FETÖ’cü yokmuş. Doğrudur...  Şimdi Tayyipçi dönemi... Kıbrıs Türkünün, her zaman yeni duruma adapte olma ustalığı vardır... Kıbrıs Türkü işini bilir. Boru kimdeyse onun borusu öttürülür Kıbrıs’ta...
• TMT’ciler güvenlik formülünü beğenmemişler. Yeni tavizdir kabul edilmez demişler... Bir de çıkıp ne istediklerini net olarak söyleseler...
• Cumhurbaşkanı Akıncı “Aynaya bak...” demiş... Memlekette ne ayna kaldı ne aynaya bakan Sn. Akıncı. Sakın ‘farkında değildim’ deme...