Hayatımda hiç ticaret yapmadım!
Bir şey satarak yaşamayı düşünmedim!
-*-*-
Ticaret dersi anlatacak halimiz de yok ama nedir ticaret?
Mesela bir dükkan sahibi ya da işletmecisinin, esnafın ürün satmasıdır…
Çiftçinin ürettiğini verip emeğinin karşılığını almasıdır…
Bir şirketin hizmet satması da ticarettir…
Bir lokantada da ticaret yapılır…
Ülkelerin birbirlerine mal satması ticarettir…
-*-*-
Satıp, karşılığında ne yaparsınız?
Para kazanırsınız!
Ticaret, bir ülkenin ekonomisinin temelini oluşturan “sistem”dir!
-*-*-
Turizm nedir?
Turizm de ticarettir!
-*-*-
Hem de KKTC için “hayati” öneme sahip, yıllarca öncül sektör dediğimiz bir ticaret!
-*-*-
Turizm, aynı anda çok sayıda sektörü hareketlendiren bir ekonomik güçtür.
Hem de dev gibi bir güç!
-*-*-
Ülkeler, turizm yapabilmek için büyük fedakarlıklar ortaya koyar ve koymak zorundadır!
-*-*-
Ülkeye ne kadar çok yabancı turist gelirse, o kadar çok da döviz gelir!
Ekonomi güçlenir!
-*-*-
Turizmin çok iyi olduğu ülkelerde istihdam sorunu olmaz… İşsizlik azalır…
-*-*-
Turizm sadece otellerden, restoranlardan, güneşten, kumdan, tarihi eserden ibaret değildir.
-*-*-
Ulaşım gelişmiş olmalıdır… Gelişmiş ulaşım avantajdır…
Turizm, çevreyi temiz tutmanıza öncülük eder, bunu yapmak zorundasınız.
-*-*-
Turizm varsa, yatırım olur, oteller yapılır, havaalanları inşa edilir, limanlar tamir edilir falan… Ve genel refah yükselir…
-*-*-
Ne kadar çok turist, o kadar ülke tanıtımıdır mesela!
Hani ağlıyoruz ya, “izolasyon – ambargo” diye!
-*-*-
Ve turizm en önemli devlet geliridir…
Turizm geliri, bütçe açığını kapatır, bütçe açığınız yoksa, elinizde, - kasanızda paranız var demektir…
-*-*-
Turizm, yerinde ihracattır…
Patatesi, portakalı pazarlarsınız…
-*-*-
Peki KKTC’de neden yapılmıyor?
Veya KKTC niye hiçbir şey satmıyor ve turizmde de batmış durumdadır?
-*-*-
Çünkü KKTC çok kötü yönetiliyor!
-*-*-
Sakın hükümeti veya yönetenleri suçladığımı sanmayın!
Bu kötü yönetimin sorumlusu en başta Türkiye sonra hepimiziz!
-*-*-
Çünkü topluma veya ülkeye zerre para getirmeyen tek bir ticaret türü ile uğraşıyoruz ve bundan da gocunmuyoruz!
Uğraştığımız tek ticaret türü mü?
Hamaset!
Hamaset pazarlıyoruz!
24 saat, gün, bir ay, bir sene, 1958’den beri, 1974’ten bu yana sadece hamaset!
-*-*-
Çek bayrağı, inşa et camiyi yaaaaay maşallah külliyeden de mutluyuz!
Hele bahçesi, vallahi çok güzel oldu!
-*-*-
Peki turist?
Vallahi izolasyon ve ambargolar kalkarsa gelecek inşallah!
İyi o zaman, izolasyon ve ambargoları niye kaldırmıyorsunuz?
Ezik ve yenik misiniz?
-*-*-
Bakın ne dedi Tahsin Ertuğruloğlu, “Aliyev Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayacağını söyledi” dedi!
-*-*-
Keşke bir meyhane yapabilsek, sabaha kadar Tahsin Abimle dalga geçecektim, “abi sardı sizi” diyecektim!
-*-*-
Evet, Dünya’nın en iyi hamaset ticaretinin yapıldığı ülkede yaşıyoruz!
Bedava hamaset satıyoruz!
Rumlar da bizimle anlaşmak istemediği için, külliyelerde eğleniyoruz falan!
-*-*-
Çözün kardeşim Kıbrıs meselesini!
Çözün!
Biz de ticaret yapalım, bize de turist gelsin!
Daha doğrusu, “biz kimiz” onu en azından bilelim!
Erhürman ne dedi, ben ne anladım?
Herkes görüşünü söylesin…
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın dün TAK’a söylediklerinden ne anladığımı söylemek daha doğrusu yazmak istiyorum…
-*-*-
Erhürman dedi ki, “Forum öncesinde İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığım görüşme olumlu, yararlı ve verimli geçtiği… Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler konusunda bir koordinasyon sağlama fırsatı bulduk… Erdoğan’ın 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğindeki konuşmasına önem veriyorum…”
-*-*-
Ne demek istedi?
Anladığım şudur; “… İkna eddik genni!”
-*-*-
Erhürman Başkan dedi ki, “… Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ile de görüştük…”
-*-*-
Evet dedi!
O kadar!
Görüştüler!
Ama hep söylerim, bunlardan bir hayır gelmez!
Erhürman’ın verdiği mesaj da gayet açık; “görüştük!”…
-*-*-
Bakın Erhürman bir şey daha dedi; “… Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı içindeki gözlemci üye statüsü daha yoğun siyasi, kültürel, sportif ve ticari temas üretmeli…”
-*-*-
Yani ne demek istedi?
Demek istedi ki, “Bunnarın hepsinin işi hikayedir guzzum, laf, hamaset, şov… Kültürel, sportif ama hepsinden önemlisi ticari ilişki niye kurmuyorlar bizimle?”
-*-*-
Tabii Cumhurbaşkanı okumuş adam; “yalancıdır be bunnar” diyemezdi!
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Erhürman, Güney’deki seçimler ve Avrupa Birliği dönem başkanlığının tamamlanmasının ardından haziran sonu itibarıyla Guterres’in yeni bir inisiyatif almasının gündemde olduğunu belirtti… Amaçlarının “müzakere olsun diye müzakere” değil, çözüme ulaştıracak bir çerçeve kurmak olduğunu söyleyen Erhürman, artık Guterres’in vurguladığı gibi “bu kez farklı olacak” anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirtti.
Süreci “adım adım yaklaşım” olarak tanımladı…
-*-*-
Ne demek istedi?
Ne demek istediği açık; Haziran sonuna hazırlanın, adım adım ve farklı olacak!
Ama bir şeyler olacak!
Ben öyle anladım!
Futbolumuzun çok büyük bir ismini daha yitirdik… Rifat Bayram (67)… Son dönemlerde çok rahatsız olduğunu öğrendik yakınlarından… İngiltere’den gelerek, 1980’lerde ülkemizde hem Mağusa Türk Gücü hem kendi köyünün takımı Yeni Boğaziçi’nde forma giymişti… KTFD Milli Takımı’nda da yer almıştı… Bir çok maçını izledim… Gerçek bir efsaneydi… Yıldızdı… Ölümüne çok üzüldüm… Ailesine, Yeni Boğaziçililere, futbol camiasına başsağlığı dileklerimi iletiyorum… Allah rahmet eylesin…