EL BİRLİĞİYLE YOKEDİYORUZ

Tamer Öncül

 

Doğa, insanlıktan intikam mı alıyor; yoksa insanoğlu “sınırsız hırslarının” bedelini mi ödüyor?

Bir haftadır küçük küçük yangınlar yaşıyoruz. Alayköy’de, Sanayi bölgesinde, Gönyeli Barajı yanlarında ve Dikmen Taşkent arasında başlayan yangınlar büyümeden söndürüldü.

Yunanistan ve İsveçte’ki yangınlar sürerken Perşembe gün Limasol’da (bir kez daha) Başlayan büyük yangın yüreklerimizi ağzımıza getirdi. Bu ciddi uyarılar bize sinyal vere dursun; felaket haberleri hiç kesilmedi hafta boyunca….

Laos’ta yıkılan baraj 6 köyü yuttu, binlerce insan evsiz kaldı, yüzlerce insan boğuldu, kayboldu...

İsveç’te Cuma akşamı 83 ayrı yerde başlayan yangın sürüyor.  Afet seferberlik kurumu MSB durumun çok ciddi olduğunu ve İsveç’in tarihindeki en büyük yangın afetini yaşadığını açıkladı. Yangınlardan en büyük 4’ünün söndürülmesi MSB tarafından şimdilik imkansız görülüyor. (Jämtland, Gävleborg, Dalarna, Örnsköldsvik). Şimdiye kadar binlerce hektar orman kül oldu. Ülkenin çoğu yerinde binlerce insan evlerini boşalttı.

Yunanistan, tarihinin en büyük yangın felaketlerinden birini yaşadı bu hafta… Onlarca insan yaşamını yitirdi, yaralandı…  Tüm canlılar için büyük bir yıkım yaşandı…

İnsanlar, hayvanlar bu perişanlığı yaşarken panik halindekiler birbirini suçluyor… Papaz bu yangını Çipras’ın ateist olmasına bağlıyor. Kimleri, Troyka’nın “Kemer sıkma” politikaları yüzünden, Orman Müdürlüğü'nün kapatılmasını, 2000 itfaiyecinin işten çıkarılmasını ve yangın önleme tedbirlerine ayrılan bütçenin daraltılmasını, yangının bu kadar büyümesinin nedenleri olarak gösteriyor.... , Yapılaşma için arazi kazanmayı hedefleyen sabotaj ihtimali, hükümet yetkilileri de dâhil olmak üzere birçok kesim tarafından dile getiriliyor.

Tüm bunlar tartışılırken doğa bir tokat daha vurdu Atina’ya… 40 dakika boyunca yoğun yağan yağmur, Atina’nın kuzey semtlerinde tam bir yıkım yaşattı…

“Sürdürülebilir Kalkınma” diye süslenen, “Rant Ekonomileri”nin dünyanın her yanında bu tür felaketlere davetiye çıkardığı açık seçik ortada…

Adına “Çevre felaketleri” deyip geçtiğimiz, kirlettiğimiz, ısıttıkça ısıttığımız; dengesini bozduğumuz doğanın intikamı;  burnumuzun dibine kadar (Akkuyu) gelen Nükleer tehdit… Emperyalizmin çıkarları için hızla yok edilen bir gezegen…

Bunların yıkımları yetmezmiş gibi terörizmin; yobaz yıkıcılığın beslenmesi. (Geçtiğimiz yıl insanlarla birlikte tarihi değerleri de katleden  IŞİD, Perşembe gün  Suriye’nin güneyindeki Süveyde vilayet merkezi ve çevresinde eşzamanlı saldırılarla 200 den fazla insanın hayatına kıydı).

Gezegenimizi yaşanmaz hale getirmek için uğraşıyoruz adeta. Yaşanan her yıkımın ardında insan eli var.

On yıl önce, Bolivya Başkanı Evo Morales'in BM'in VII. Bölgesel Forumu'nda "gezegenimizi kurtarmak için neler yapmalıyız" başlıklı konuşması geliyor aklıma… Belli ki bir işe yaramamış!

Yarınlarımızı, çocuklarımızı ve onlardan sonra gelecek nesilleri düşünüyorsak; onlara güzel bir villa, yeni bir araba bırakmak yerine; Yaşanılabilir/Adil Bir Dünya bırakmak istiyorsak; bir kez daha kulak verelim Morales’e…

GEZEGENİMİZİ KORUMAK İÇİN ON EMİR

1. Gezegenimizi korumak için kapitalist sistem yok edilmeli dış borç ödeyen güney ülkeleri değil kuzey ülkeleri dünya genelindeki ekolojik borcunu ödemeli.

2.  İmparatorluklara ulusötesi şirketlere ve birkaç aileye hizmet eden fakat halklara yararı olmayan savaşa SON VERİLMELİ ve anlaşmaya gidilmeli. Savaşa ayrılan milyarlarca dolar yanlış kullanım ve talan yüzünden zarar gören gezegenimizin düzeltilmesi için kullanılmalı.
3.Ülkeler arasında emperyalizm ve sömürgecilik olmadığı bir dünyada hakimiyet değil birlikte yaşama ilişkisi geliştirilmeli. İki ve daha çok taraflı ilişkiler önemli çünkü bizler diyalog ve sosyal birliktelik kültürüne inanıyoruz bu ilişkiler bir ülkenin diğerine bağımlılığını getirmemeli.
4. Su insan hakkıdır ve gezegendeki bütün canlıların hakkıdır. Suyun özelleştirilmesi bu nedenle doğru değildir.
5. Doğayla dost temiz enerji kaynakları geliştirin ve enerji israfını durdurun. 100 yıl içinde milyonlarca yılda oluşmuş fosil yakıtlar tükenecek. Biyoyakıtları özendirmeyin. Bazı ülkelerin topraklarını insanlara gıda sağlamak için değil lüks araçların biyoyakıtı için kullanmaları kabul edilemez. Bu konuda hükümetlerle tartışılmalı ve toprakların insanlığın yararına kullanılması gerektiği bilinci yaygınlaştırılmalıdır.

6. Gezegenimize saygı gösterin. Kabilelerden ve yerli halkların tarihsel öğretilerinden gezegene nasıl saygılı olunması gerektiğini öğrenin. Toplumun tüm katmanlarında gezegenimin annemiz olduğu konusunda ortaklaşa toplumsal bilinç geliştirilmeli.

7. Su, elektrik, eğitim, sağlık, haberleşme ve toplu taşımacılık gibi temel hizmetler insan hakkı olarak görülmeli özelleştirilmemeli ve kamusal hizmetler olarak kalmalıdır.

8. Gerektiği kadar tüketin, yerel olarak üretilene öncelik verin, çöp ve lüksten kaçının. Milyarlarca insan asgari standartlarda yaşarken bazı ailelerin lüks düşkünlüğü kabul edilemez.
9. Kültürel ve ekonomik çeşitliliği teşvik edin. Farklılıklarımız bizim doğamızda. Beyaz, kahverengi ve siyahların kaynaştığı bir devlet.

10. Herkesin iyi yaşayabilmesini istiyoruz fakat bu başkalarının kötülüğü pahasına olmamalı. Gezegenimizle barışık sosyalist toplum inşa etmemiz gerekiyor.                                  

   (28 Nisan 2008 Çeviri: Ümit Çifci )

Morales’in önerilerini beğenmediyseniz,  bir  de Yorgos Seferis’in  şu dizlerine kulak verin:

Sonsuzluğu gördüm

Ormanda bir cesedi çiğneyerek
Sonsuzluğun bana doğru geldiğini gördüm.
Tutuştu an dirildiğinde herkes,
Gülümsedi yıldızlar
Ve doğruldu deniz yüreğin nabzı gibi..
Sonra göründü sonsuzluk,
Bir Yunan fistanı giymişti.

Ya da Zeki Ali’nin aşağıdaki dizelerine…