EKONOMİ UÇARKEN…

Aysu Basri Akter


Ticaret Odası, son 5 yıldır Kuzey Kıbrıs ekonomisinin rekabetedebilirliğini ölçüyor.
Dünya Bankası’nın uyguladığı bir anket yöntemiyle yapılan çalışma, ekonomilerin iş dünyasındaki algısını ve katma değer yaratabilme potansiyelini ölçüyor.
Buna göre, Kuzey Kıbrıs 144 ülke arasında 123. sırada.
Yani hükümet yetkililerinin iddia ettiği gibi uçuşta değil. Dahası son 5 yıl içinde istikrarlı bir düşüş ya da başka deyişle, ilerleyememe durumunda.
Kuzey Kıbrıs’tan daha kötü durumda olanlar arasında, Uganda, Pakistan, Çad ve Mozambik gibi ülkeler var.
Ekonomik krizle boğuşan Güney Kıbrıs, gerileyerek, 58. sıraya düşmüş.
Yine batık durumdaki Yunanistan, 96.sırada.
Türkiye ise son yıllarda istikrarlı bir yükselişle, bu yıl 43. sıraya yükselmiş.
Raporu hazırlayan uzmanlardan Dr. Kamil Sertoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın kamu borcu konusunda, örneğin yaklaşık 20 milyarlık bir kredi bekleyen iflas noktasındaki Güney ekonomisinden bile kötü durumda olduğunun altını çiziyor.
Raporun en dikkat çekici sonuçlarından biri ise, Kuzey Kıbrıs ekonomisi ile ilgili algıyı en çok kötüleştiren etkenler arasında siyasetin ekonomi üzerindeki etkisi.
İş dünyası iş yaparken karşılaşılan en önemli sorunlar arasında, politika ve hükümet istikrarsızlığını gösteriyor.
Siyasetin doğrudan her alanıyla ekonomi üzerinde bu kadar etki yaratması bile, şüphesiz ki, ne kadar sağlıksız ve kırılgan durumda olduğumuzun bir göstergesi.
Yine raporu hazırlayan uzmanlardan Dr. Mustafa Besim, sadece siyaset alanında yakalanılacak bir istikrarın doğrudan ekonomiye etki edeceğine özellikle vurgu yapıyor.
Ne var ki bu istikrar kurultay döneminde işaret edilen istikrar değil, ekonomi ve kurumsal işleyişe siyasetin etki yaratıp ket vurma durumunun ortadan kaldırılmasıyla yakalanabilir.
Ticaret Odası bu yılki raporunda, Türkiye’den gelecek su projesinden hareketle, tarım sektörünü ele alıyor ve rekabet gücü yüksek bir alan olarak da organik tarım üretiminin Kuzey Kıbrıs için verimli bir model olacağına vurgu yapıyor.
Organik tarımın dünyada 60 milyar dolarlık bir pazar olduğunu söyleyen Kamil Sertoğlu, ambargolara rağmen, Kuzey Kıbrıs’ın bu pazardan son derece önemli bir pay alabileceğine işaret ediyor.
İşte istikrar aslında tam da burada devreye giriyor.
Siyasette vizyon olduğu sürece, geleceğe ilişkin öngörü ve geliştirdiği projelerle bu istikrarı sağlayabilir. Aksi durumda hazır gelen bir kaynak üzerinden ekonomik popülizm yapmak tam da bugün içinde bulunduğumuz durumu yaratır.
Biz sadece siyasetin kalitesizliğinin etik sonuçlarını yaşamakla kalmıyor, dünya ülkeleri gelişimi yakalayıp yaşam kalitesini yükseltirken, biz ağır bir gerileme içinde çırpınıyoruz.
O yüzden Maliye Bakanı’nın söylediği gibi, “bu rapor ekonomideki refahı yansıtmıyor” gibi çıkışlar yapmak yerine, sivil toplum örgütlerinin çalışma ve önerilerini daha çok fazla dikkate almak gerekiyor.
Umalım ki, Ticaret Odası’nın raporu artık birilerine ilham verebilsin…