Eğitimde Unuttuklarımız

Salih Sarpten

Dünyanın en zor işlerinden biri eğitim politikalarını belirlemek ve onları sürdürmektir. Bu işin temel zorluğu; eğitim politikalarının hem bireyleri hem de toplumu direk olarak ilgilendirmesi ve etkilemesidir.

Her toplumun bir eğitim felsefesi vardır ya da olmalıdır. Bu felsefe, o toplumun geçmişten gelen birikimlerini süzgeçten geçirerek, iyi ve geliştirilebilir olanı korurken, köhnemiş ve işlevselliğini kaybedeni ayıklayan dinamik bir süreçtir. Aynı zamanda bu felsefe, toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücü yetiştirecek unsurları da içermelidir. Hiç kuşku yok ki bu unsurların içinde ilk anda akla gelen, bireyi nitelikli bir meslek sahibi yapabilecek becerileri ve akademik bilgileri kazandırmaktır.

Bu anlamda hiç unutmadan yaptığımız onlarca şey var: Mesela kolej sınavını yapmayı unutmuyoruz. Her yıl aynı manzaraları yaşatmayı, ezberi, yarışmacı yaklaşımı, özel dersi, dershaneyi unutmuyoruz… Aşırı korumacı anne-baba tutumlarını, başarıyı notla değerlendirme tavırlarını, özgüvensiz ve kişiliksiz bireyler yetiştirmeye zemin hazırlayan daha onlarca olguyu unutmadık, unutmuyoruz bir türlü…

Peki, ama akademik bilgileri kazandırırken yapmayı unuttuklarımız yok mu? Biyolojik bir varlık olarak dünyaya gelen insanoğlu, sosyal ve kültürel çevresiyle etkileşerek bir diğer boyutu olan kültürel boyutunu geliştirmektedir. Ve kim ne derse desin bir toplumun çağdaşlığını işte bu boyut belirlemektedir. Ne yazık ki eğitim adına yapmayı unuttuklarımız tam da bu noktada kendini göstermektedir.
 

Örneğin;

  • Her türlü ayrımcılığa karşı olmayı, farklılıklara saygı duymayı, farklı düşüncelere tahammül edebilme becerilerini kazandırmayı unutmuş olabilir miyiz?
  • Dürüstlük, sorumluluk, etik kurallara bağlılığın ve hukukun üstünlüğünün vaz geçilmez olduğunu öğretmeyi unutmuş olabilir miyiz?
  • Çocuk ve insan haklarını içselleştirmeyi, şiddete karşı duyarlı olmakla ilgili içerikleri müfredata yerleştirmeyi unutmuş olabilir miyiz?
  • Eşitlik, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşmanın güzelliklerini, kültürler arası zenginliğin önemini vurgulamayı unutmuş olabilir miyiz?
  • Bilinçli tüketici olmayı, estetik değerlere sahip, çevreye duyarlılığı olan ve toplumsal hayata aktif katılımı başarmış öğrenciler yetiştirmeyi unutmuş olabilir miyiz?
  • Eleştirel bakışı, bilimselliğin gerekliliğini, üst düzey düşünme becerilerini öğrencilerimize aktarmada çok daha fazla çaba göstermemiz gerektiğini unutmuş olabilir miyiz?
  • Eğitimde fırsat eşitliği yaratmayı ve öğrencinin mümkün olan en üst standartta yetiştirilmesini, toplumsallaşmasını, demokrasiyi yaşam biçimine dönüştürmesini öğretmeyi unutmuş olabilir miyiz?

 

Anlaşılan o ki eğitim adına yapmayı unuttuğumuz önemli şeyler var. Oysa özgür, üretken ve düşünebilen bireyler yetiştirilmesi temeli tam da bu unuttuğumuz olgulardan geçmektedir. Ve hiç unutmadan çalışmamız, tüm enerjimizi ayırmamız gereken önemli bir şey daha var. O da, yeni paradigmalar bağlamında oluşturulan çağdaş eğitim kuramlarını eğitim sistemlerine entegre etmektir.


Yeni Nesil Öğrenme

Yaratıcılık

Önümüzdeki yıllarda kağıt üzerinde kalan ezbere bilgi yığınına sahip olmak çok anlam taşımayacak... Yaratıcılığı güçlü olan toplumların baskın olacağı bir dönemin eşiğindeyiz. Bilgiyi veriye, veriyi de davranışa ve yaratıcı ürünlere dönüştürebilmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü yaratıcılık, iki temel süreci içerir: düşünme ve üretme.

 

Bilgi ► Veri ► Davranış ve Yaratıcı Ürünler

Yaratıcılık, dünyayı yeni yollarla algılama, gizli kalıpları bulma, görünüşte ilgisiz olaylar arasında bağlantı kurma ve çözüm üretme yeteneği ile karakterize edilir. Yaratıcılık, bilgi, ilham ve aklımızı dolduran tüm parçalara dokunma yeteneğimizdir. Farklı bir dünyaya uyanmak ve onları olağanüstü yeni şekillerde birleştirmektir.


Bir Resim - Bir Mesaj

Düşünmek


Özgür olmak ve düşünmek önemlidir. Çoğu zaman sessiz insanların, gürültü beyinleri vardır. Ve bu beyinlerin renkli, yaratıcı ve sıra dışı düşünceleri vardır. Bu nedenle de sınıfta “sus konuşma” demek yerine, susma konuş, zihnindeki o renkli, yaratıcı ve sıra dışı düşüncelerini bize söyle demek çok daha önemlidir.