Eğitimde sendikalar

Tayfun Çağra

 

Eğitim eski Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’nun istifa ederken açıkladığı gerekçelerin haklılık payları çok yüksek.
Ancak bu açıklanan gerekçelerin hemen hemen tümü de yeni değil.
Yılların Eğitimde kangrenleşmiş sorunları…
*
Bu sorunlar, Eğitime yeterli bütçe verilmemesi, öğretmen kadrosunu verimli şekilde kullanamama gibi gerekçelerle çözülemiyor.
Eğitimde neredeyse her yıl artan öğrenci nüfusuna ve eğitimde artan ihtiyaçlara orantılı olarak bütçe ayrılması gerekirken bu oran sağlanamıyor.
Sağlanamamasına rağmen genellikle Maliye Bakanları her yıl bütçe hazırlığı sırasında “en fazla bütçeyi Eğitime ayırdık” şeklindeki övünç! sözcüğünü kullanıyorlar.
*
Diğer bakanlık bütçelerine baktığımızda böylesine genel bir doğru görülebilir ancak yine de ayrılan bütçeyi genel bütçeye oranladığımızda ya aynı kalıyor ya da daha aşağıya düşüyor.
*
Öte yandan eski Eğitim Bakanı Arabacıoğlu’nun öğretmen sendikalarından dert yanması da çok yanlış değil. Özelde öğretmen sendikaları, genelde sendikalar temsil ettikleri zümrenin haklarını savunurken ve bu hakları daha da yukarılara çekmeye çalışırken, yine temsil ettiği zümrenin çalıştığı yerlerin sürdürülebilirliği için de katkı koymalıdır.
*
Örneğin eğitimde ortaya çıkan sorunda görüldüğü gibi bir öğretmen yandaki okulda varolan öğretmen açığını kapatabilmek için bulunduğu okuldan yandaki okula kaydırılamıyor. Buna sendikalar karşı çıkıyor. Oysa sendika burada üyesini eğitimdeki verimlilik açısından ikna etmeli ve eğitim sürecine katkı koymalıdır. Bu gibi sorunlarla ilgili eğer yasalar, tüzükler izin vermiyorsa da yenilerinin yapılabilmesi için sendikalar ön ayak olmalıdır.
*
Peki bakanlık çok mu akılcıl davrandı bu konuda? Hayır.
En iyi okulumuz dediğimiz Lefkoşa TMK’da bile 4-5 öğretmen eksiği var. Nedeni de bürokrasiye atanan öğretmenler… Yaz aylarında yapılan atamaların yerine öğretmenler yerleştirilmemiş. Bugün hâlâ en iyi okulda eksik öğretmen var. Bakana sorsanız Maliye yapmadı diyecek ama kim yapmadıysa yapmadı, bu ne öğrencinin ne de velilerin sorunu!

-------------------------------------------------------------------------

Narenciyede rakamlar

Ticaret Dairesi 2014 Ocak-Haziran dönemi dış ticaret rakamlarını açıkladı. İthalatımız 2013’ün aynı dönemine göre %7, ihracat rakamımız ise yine aynı döneme göre %17 oranında artış göstermiş.
Türkiye açısından baktığımızda ise yine 2014 Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine oranla Türkiye’den ithalatımız düşerken, ihracatımız ise artmış.
Ve tabloda ilginç bir rakam var;
“Narenciye ülkesiyiz” derken ama narenciyede sorunlarımız sürekli artarken doğal olarak narenciye ihracatımız da yine sözkonusu aynı dönemde %36 oranında düşüş kaydetmiş.
Ancak ilginç olan meşrubat/meyve suyu ihracat oranında ise %1,530 oranında artışı işaret eden yüksek bir rakam var.
Bu rakamlara baktığımda düşen narenciye ihracatına rağmen, oldukça fazla oranda meyve suyu ihracatını değerlendirdiğimde ve bu sektörün dışında olan bir kişi olarak aklıma gelen ilk şey, narenciye ürünün oldukça fazla bir oranının ıskarta (değerini yitirmiş mal) olarak değerlendirildiğidir. Üretici, ürününe çeşitli nedenlerle iyi bakım yapamadığı için ya da narenciyede açıklanan fiyatları beğenmediğinden ürününü ıskarta olarak vermek zorunda kalmıştır. Bu durumda da meyve olarak düşen ihracat rakamları, ürün sıkılmaya gittiğinden meyve suyu olarak artış göstermiştir.