Eciş Bücüş

Cenk Mutluyakalı

Memleketin bugünkü yönetim biçimini anlatan en doğru siyasal kavramlardan biri bu olabilir.

Plansız…
Özensiz…
Ciddiyetsiz…
Bir tarafı eksik, öteki tarafı eğri…
Yamuk yumuk bir düzen…

Ülke artık yalnızca kötü yönetilmiyor;  bir kâğıdın üzerine aceleyle karalanmış notlara dönüşüyor.

***
Yasa gücünde kararname de çıkarabilirdi Üstel…
“Başbakanın, bakanların, vekillerin maaşından kesiyoruz…”

Böylesi onlarca karar aldı.
Hem de Anayasa’yı çiğnemek pahasına…
Hem de en tartışmalı meselelerde…

Yine yapabilirdi.

Ama bu kez başka bir yol seçildi: Şov…

Kameraların önünde “fedakârlık” gösterisi, memleket yönetmekten daha kolay çünkü…

***
İnsanlar artık gülüyor.

Şimdi en büyük meraklardan biri de şu:
Üstel yeniden seçilir mi?

Partisinde seçim kazanmadan “Başbakan” olmuştu olmasına da…
Dere her zaman "kütük" getirmiyor elbette…

Maaş kesme meselesi de ayrı bir popülizm örneği…

Gerçek bir tasarruf anlayışı böylesi sığ sularda yüzmez.
Tasarruf, her şeyden önce gereksiz istihdam düzenini durdurmakla başlar.

Maaş artışları, hayat pahalılığı ödemeleri, fon dengesi…
Bunların tümü ciddi bir bütçe disiplini içerisinde ele alınmalıdır.

Ama daha önemlisi şu:
Kamusal kaynaklarla finanse edilen tüm kurumlarda; üniversitelerden bankalara, belediyelerden dairelere kadar, hangi isimle ya da hangi statüyle olursa olsun; duyurusuz, sınavsız, eşitlikten ve ihtiyaçtan uzak istihdam mutlaka yasaklanmalıdır.

Önce şeffaf bir ihtiyaç analizi yapılacak…
Sonra gerçekten ihtiyaç varsa ve hak eden varsa istihdam edilecek.

Bu da yetmez üstelik…

Pek çok gereksiz teşvik, muafiyet, ayrıcalık ve ödeme düzeni yıllardır sürüyor.

Üretmeyeni ödüllendiren, ihtiyaç yaratmayan, topluma geri dönüşü olmayan ayrıcalıklar artık sona ermeli.

Yükseköğrenimden üretime kadar her alanda kaynak kullanımı yeniden tanımlanmalı.

Çünkü bu memleketin bütçesi artık keyfiliği taşıyamıyor.

***
Peki bütün bu radikal ama gerekli kararları kim verecek?

Bilgili…
Donanımlı…
Haysiyetli…
Yurtsever…
Demokrasiye ve halk iradesine saygılı siyasetçiler…

O nedenle halkın seçimleri önemlidir.

Şimdi kimileri diyecek ki:
“Bunları o koltuklara bu halk oturtmadı…”

Yalan değil…
“Babası istedi, bakan yaptık” diyor ya…
“Beyefendi istedi, Başbakan yaptılar” sonuçta kendilerini de…

Ama işin öteki tarafında başka bir gerçek daha var...
Kaç seçimdir “vekil” seçildikleri de ortada…

Bir kâğıt parçasının üzerine eciş bücüş bir yasa düzenlemesi yazacak kadar ciddiyetini yitirmiş, sıradanlaşmış bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız.

Merakım şu...
O “vekâleti” verenler şimdi ne hissediyor acaba?..

“Fedakârlık gerekiyorsa ilk imzayı atmaktan kaçmayız” demişti ya kürsüden…
Gerekiyor.
Gidiniz artık!