'DÜZEN BEKÇİLİĞİ'NE DEVAM MI, TAMAM MI?

Sami Özuslu

 

Kıbrıs'ın kuzeyinde oluşmuş düzen, toplumun şimdiki yapısını şekillendiriyor.
Sol hareketlerin daha 1970'lerden beridir tespit ettiği gibi, esas mesele o düzenin değişip değişmeyeceğidir.
Yoksa düzenin devamını sağlamaya dönük her adım, kurulu yapıyı güçlendirmekten başka işe yaramaz.
Mevcut sistemin tamiri, belki toplumsal bakımdan kısa vadeli yararlar da getirebilir, ancak orta ve uzun vadede sistem herkesi kendine benzetir, kendi 'bekçi'lerini oluşturur, baki kalmak için her yolu arar ve bulur.

***

Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazımdır. Sol bu düzeni değiştirecek mi, yoksa devamını mı sağlayacak?
Bir başka deyişle, 40 sene önce yapılan tespitlerden vaz mı geçtik de kimsenin haberi mi olmadı?
Düzenin devamını sağlayacaksa eğer sol hareketler de, kadro ve politikalarını buna göre şekillendiriyorlarsa, işimiz çok ama çok zor demektir.
Pek farkında değiliz belki, ama belki de solun giderek 'umut' yaratmaktan uzak bir profil çiziyor olmasının sebebi budur.
Sahi, düzeni değiştiremeyecekse sol, neden kitleler peşinden gitsin, ondan medet umsun ki?
Sol da 'düzen bekçiliği'ne soyunmuşsa eğer, gelecek karardı demektir!

***

Kuşkusuz Kıbrıs'ın kuzeyinde düzenin nasıl değişebileceğini söylemeden sırf 'düzen bozuk' diye slogan atmak bir anlam ifade etmez. Alternatifleri ortaya koymazsanız, neyi değiştirip yerine neyi koyacağınızı söylemezseniz, lafazanlıktan öteye bir iş yapmış olmazsınız.
Demek ki önce kuzeydeki 'düzen'in tarifini ve tahlilini yapmalı, ardından da onu nasıl değiştireceğinizi, yerine ne getireceğinizi açıklamalısınız ki işkembe-i kübradan atıyor olduğunuz görüntüsü vermeyesiniz.
Düzenden medet umanlar, onun keyfini sürenler, statükodan beslenenler ve hatta sürer durumun devamında çıkarı olmadığı halde değişimden korku duyan en geniş kitleler peşinizden gelmeye zaten hevesli olmazlar.
Bir de güven vermezseniz, arkanız iyice boş kalır, destek veren bulmakta zorlanır, giderek sıradanlaşırsınız.

***

Kuzey Kıbrıs'ta düzenin tarifi ne peki?
1. 1964'te oluşan ve TC'nin de onay verdiği, Kıbrıslı Türklerin söz sahibi olmadığı Kıbrıs Cumhuriyeti'nin legalliğine karşın, 1974 sonrası oluşmuş illegal yapının sürdürülemez siyasi varlığı.
2. Adanın kuzeyinde uluslararası kural, denetim ve fırsatlardan izole, Ankara'da değişen siyasilerin ve buraya gönderilen bürokratların ve de askerlerin dünya görüşü, inisiyatifi ve insafına göre şekillendirilmek istenen sürdürülemez sosyal ve ekonomik yapı.
Kuzeydeki statükoyu bu şekilde özetlersek eğer, alternatifin ne olduğu sorusunun yanıtını bulmak da kolaylaşır.
Yoksa statükoyu sendikalara, kamu personeline, hekimlere, siyasetçilere bağlarsak, sistem yerine onun doğal sonuçlarıyla zaman kaybeder, kendi kendimizi paralar, bölünürüz ama statüko böyle değişmez.
Bu yüzden bu toplumda barış mücadelesi sisteme karşı en önemli başkaldırı olmaya devam ediyor.
Yüksek maaşlı TC Yardım Heyeti bürokratlarının yazdığı ve toplumu fakirleştirmekten, kurumları çökertmekten başka bir işe yaramadığı kesin olan uyduruk reçeteleri 'sistem değişikliği' diye gören varsa, bir an önce uykudan uyanmalıdır, zira gördükleri bir rüyadan ibarettir.
Hele solcular, uykuya dalmamak için gözünü bile kırpmasın artık!
'Düzen bekçiliği'ne soyunanlar ise 'sol'u ağızlarına bile almasınlar.
Olmaz mı?