DUVARLI DÜNYA

Sami Özuslu

İnsanlık tuhaf bir noktaya doğru yol alıyor. Bir yandan teknolojide inanılmaz bir gelişim var ve küreselleşmeden, sınırların kalkmasından söz ediyoruz ama öte yandan birçok yerde sınırlar artık yetersiz bulunuyor, yerine yüksek duvarlar örülüyor.
Uygarlık tarihinde duvarlar hep vardı. En çok bilineni, kollarıyla beraber 20 bin kilometreyi bulan Çin Seddi M.Ö. 3'üncü yüzyılda örülmüş. Amaç o dönemde Çin'i kontrol eden yönetimin dış saldırılara karşı korunmasıydı.
Roma İmparatorluğu'nun kuzey sınırının geçtiği Britanya'da inşa edilen Hadrian Duvarı da İskoç saldırılarına karşı İmparatorluğu ve de Britanya halkını korumaktı.
Bölgede Roma Duvarı olarak da anılan bu yapıya benzer iki farklı duvar daha inşa edilmişti.
Tarihin çeşitli dönemlerinde yapılmış kaleler, surlar, hendekler ve benzeri yapılar da hep güvenlik amaçlıydı.
İktidarı elinde tutanlar güçlerini korumak için devasa yapılar yaptırıyor, kuşkusuz bu yapılar inşa edilirken çok sayıda insan köle gibi çalıştırılıyor, eziliyor, ölüyordu.
Birçok ülkede modern devletlerin kurulduğu 20'nci yüzyılın en meşhur duvarı ise kuşkusuz Berlin Duvarı'dır.
1989'da yıkıldığında yeni bir dönem başlamış, soğuk savaşın bittiği ilan edilmişti.
Dünya soğuk savaş dönemini geride bıraktıysa da, Milattan Önce başlamış duvar inşası 21'inci yüzyılda hız kazanmış görünüyor.

*  *  *
İsrail'in Şeria'da yaptırdığı duvarları gördüğümde nasıl etkilendiğimi çok iyi hatırlıyorum. Filistinlileri tecrit etmek için İsrail devleti 5-6 metre yükseklikte beton duvarlar örmüş, insanları üstü açık hapishanelere mahkum etmişti.
Bağnaz İsrail yönetiminin bu insanlık dışı uygulaması hala devam ediyor.
ABD ise bir başka bağnazlık timsali, Donald Trump döneminde Meksika sınırını dev duvarlarla ördü. 3 bin 100 kilometre uzunluğunda yapılan duvar, ABD'nin göçü durdurmasını amaçlıyordu.
Aynı amaçla Türkiye önce Suriye sınırına, şimdi de İran sınırına yüksek duvarlar ördü. Şimdikilerin amacı Afgan mülteci akımını önlemek.
Ha keza Yunanistan da Türkiye sınırında ha bire duvar örüyor. Türkiye üzerinden gelen mültecileri durdurmayı planlayan Atina yönetimi, 40 kilometre uzunluğunda çelikten ve de 'ses bombası' adı verilen teknolojik sistemlerle güçlendirilmiş duvarlar inşa ediyor.

*  *  *
Eskiden imparatorluklar, derebeyleri, titanlar, krallar, ruhani ve siyasi liderlikler bir diğer iktidara karşı duvar ve benzeri fiziki yapılara başvuruyordu.
Şimdi ise günümüzün modern devletleri, toplu insan göçlerine karşı benzer yöntemleri kullanıyor.
Siyasi, dini, ekonomik nedenlerle canını kurtarmak için doğduğu toprakları terk etmek durumunda kalan milyonlarca insan, sığınmaya çalıştıkları ülkelerin sınır noktalarında aşılması çok güç duvarlarla karşılaşıyorlar.
Duvarı yapanın 'kendi ülkesini ve halkını koruma dürtüsü' meşru görünse de, mülteci durumundaki insanları ölüme terk etmeyi de kabullenmek mümkün değil.
*  *  *
Bu iş böyle gitmez, gitmemeli.
Fakirlik, bağnazlık, yobazlık insanlara yaşam hakkı tanımıyor.
Milyonlarca çocuk daha doğar doğmaz açlık, savaş, terör, hastalık ve ölümle yüzleşiyor. Yiyecek bir kuru ekmek, içecek bir yudum su bulamıyor. Bırakın eğitimi, cinsiyet eşitliğini, sosyal ve siyasal hakları, en temel insan hakkı olan 'sağlıklı yaşam' olanağı dahi yok bu insanların.
Eli kanlı iktidarlar sayesinde kendi ülkelerinde yaşayamayan, umut yolculuğuna çıkan insanlar için denizler mezara dönüşüyor.
Peki, ama neden?
Cevap çok net: Dünyada adalet yok!
Dünyanın sırt çevirdiği, fakirliğe ve açlığa, teröre ve savaşa, yobazlığa ve diktatörlüğe mahkum bırakılmış garip insanlar zengin ve rahat coğrafyalara doğru sel gibi akmaya devam edecekler.
İstediğiniz kadar duvar örün sınırlar boyunca...