Düşüncesizlik, plansızlık…

Tayfun Çağra

Yine yağmurlar, yine altyapı eksikliği, yine seller, yine zararlar, yine çaresizlik…

Bu yıl iyi geldi! Yağmur açısından iyi geldi ama bize iyi gelmedi. Oysa ki yıllardır bekledik bu yağmurları…

Yağmur yağsın, kuraklık olmasın, kuyular, barajlar dolsun diye hep umut ettik.

Yağmur duaları yapıldı mı bilmiyorum ama yapıldıysa demek ki kabul edildi ve yağdı yağmurlar…

Yağdı ama bizi hazırlıksız yakaladı. Üç yıl sonra yağsa, beş yıl, 10 yıl, 30 yıl sonra yağsa hazırlıklı olur muyduk peki! Sanmıyorum.

Çünkü şu anki ve bundan önceki dertlerimize göre önceliğimiz altyapı değil, doğaya karşı hazırlıklı olmak değil, doğayla uyum içinde gelişmek değil…

Sadece rant, kısa yoldan para kazanmak, günü geçirmek.

Böyle olunca da yağan yağmur bize ağır geliyor.

***

Hepsi altyapısızlık mı peki?

Yağan yağmurun hiç mi suçu yok?

Elbette ki altyapımız tamam da olsa, önlemler alınmış da olsa aşırı yağan yağmurlar yine de bir zarar verebilirdi ama bu denli değil.

Baksanıza şehirlerarası yollar bile trafiğe kapanıyor…

Çünkü yoldaki arabaları sel almış götürmüş, insanlar yollarda rehin kalmış, evlerinden çıkamamış, evde kalanların da evine seller girmiş.

***

Buraya yağan yağmurlar altyapısı tam, önlemlerini almış yerlerde neredeyse sürekli yağıyor ama yollar kapanmıyor, ulaşım tıkanmıyor, evleri sular basmıyor.

Yağan yağmurun akıp gideceği, toplanacağı yerler yapılmış, önleri kesilmemiş, doğaya müdahale edilmemiş, doğayla birlikte yaşamanın çareleri aranmış.

Bunların yapılmadığı yerler yok mu peki?

Tabii ki var ama sonuç bizdeki gibi oluyor işte…

***

Bakın, Girne-Lefkoşa arasındaki yol neredeyse her yağmur yağdığında trafiğe kapanıyor.

Neden?

Çünkü yağmur suları anayolun üstünde gölleniyor.

Neden?

Çünkü yolları yapanlar o yağmur suyunun akıp gideceği bir ark yapmamış, düşünmemiş, yolu yaptıranlar da düşünmemiş veya denetlememiş. Asfaltı döküp gitmişler.

Şimdilerde olduğu gibi… Aynı güzergahın yenilenmesi de aynı şekilde oluyor. Birinci etap yapıldı, bitti dendi, yol açıldı, seller dört canı arabalarıyla birlikte aldı götürdü. Asfaltın altı çöktü, aylardır yol tek şeritte öylece kaldı. Sadece orası değil, asfalt her yerde tehlikeli, çökmüş durumda.

Diğer etaplar da olacaktı, henüz ortada bir şey yok. Zaten olacak olsa yine asfalt dökülüp gidilecek gibi bir sonuç çıkıyor ortaya ilk etapta olduğu gibi… Daha kötüsü olacaksa en iyisi böyle kalsın.

***

Sonuç olarak günü kurtarmanın kolaylığında oldukça ve de önceden gelen bir rant merakı varken gerekli olanın yapılması çok kolay değil. Henüz önceki sellerin zararlarını, geride bıraktıklarını halletmeye çalışırken başka bir selin daha getirdiklerini çözümlemek de kolay değil. Niyetin iyi olduğu görülse bile önceden gelen durum bir süre daha zarar vermeye devam edecek gibi görünüyor çünkü bu yapılanların en azından çoğu bozulup yapılmadan sellere karşı önlem almak çok kolay değil ne yazık ki!..


Seçim

Türkiye’de bugün netleşecek seçim sonuçlarına göre TL’nin de farklı bir grafik çizmesi beklenebilir… Yani özellikle büyük şehirler yani Ankara, İstanbul gibi AKP’nin elinde olan belediyeler el değiştirirse TL’de bir miktar değer kazanma da gündeme gelebilir. Neden? Çünkü böyle bir sonuç, yani muhalefetin önemli belediyeleri alması uluslararası piyasalar tarafından Türkiye’de demokrasinin kısmî bir zaferi olarak algılanabilir ve TL’de kısmî bir iyileşme olabilir. Tersi olursa yani Ankara ve İstanbul gibi iki önemli şehir AKP’nin elinde kalmışsa TL’de yine kısmî bir iyileşme olabilir ancak bu iyileşme en fazla bir-iki günlük olur. Bu iyileşme iç piyasanın ‘istikrar’ algılaması sonunda olabilir ancak genel bir ‘algı’ yaratmaz. Elbette ki birinci sonuç, yani Muhalefetin belediyeleri alması sonucunun getireceği iyileşmenin uzun vadeye yayılması için o belediyelerin göstereceği performans da çok önemli… Ancak TL’nin uzun vadede değer kazanması uzmanların da fırsat bulduklarında söyledikleri gibi Türkiye’de demokrasinin gelmesine ve üretimin artmasına bağlı.

 


Zaman değişti, saatler de!..

Zamanın değiştiğini gösteren emarelerden birine örnek; Eskiden “çalar saati kurdum erken uyanmak için” derdik… Şimdilerde “cebimin alarmı erkenden çaldı, yatağımdan fırladım” diyoruz… Çalar saatler de yavaş yavaş tarihin çöplüğüne atılıyor artık… Çocuklar çalar saatin ne olduğunu da şimdilerde nenelerin, dedelerin yanı başlarında görüp anlıyorlar.


Şaka

Bugün 1 Nisan. Hatırlıyorum, geçtiğimiz yıl 1 Nisan ‘şakasız’ geçmiş gibiydi… Henüz daha ekonomik kriz tam olarak vurmamıştı aslında… Yani TL’nin erimesi tavana vurmamıştı. Ona rağmen içinde yaşadığımız sorunlar ve tabii ki alım gücünün azalması, gelecek belirsizliği ‘şaka’yı insanımızın gündeminden çıkarmış gibiydi. Bugün şaka olur mu! Dün Türkiye’de seçimler vardı. Bugün TL ne olur, şakayı sinirden mi yaparız artık bilemem!


ÜLKE BÖLÜNSÜN İSTİYORUM

Yandaş, yalaka ve yavşaklar bir tarafa,

Onurlu, şerefli, emekçi ve vatansever insanlar bir tarafa…

Can Yücel