Dohni’den ikinci otobüste bulunan “kayıplar” için defin töreni…

Sevgül Uludağ

 

Dohni (Taşkent) ve Terazi’den (Zigi) 1974’te bazı EOKA-B grupları tarafından alınarak iki otobüsle köyden götürülen ve öldürülerek “kayıp” edilen Kıbrıslıtürkler’den ikinci otobüste bulunanlar için defin töreni düzenleniyor.

Birinci otobüste bulunan “kayıp” Kıbrıslıtürkler, Yerasa’da bir maden ocağının altında gömülü olarak bulunmuş ve Kayıplar Komitesi’nin birbuçuk yıldan fazla süren kazılarında bulundukları yerden çıkarılarak DNA analizleri ardından Taşkent’e (Vuno) ve Mağusa’ya defnedilmişlerdi.
İkinci otobüste bulunanlar ise Pareklişa’da bir maden ocağına gömülmüşlerdi.

Kayıplar Komitesi’nin yoğun çalışmaları ardından bulundukları yer belirlenmiş ve uzun süreli kazılar ardından ikinci otobüste bulunan Dohnili ve Zigili “kayıp” Kıbrıslıtürkler’den geride kalanlar oldukları yerden çıkarılarak kimlik tespiti için DNA analizine gönderilmişti.

15 Ağustos Pazartesi günü Taşkent’te (Vuno) şehitlikte hem anma töreni yapılacak, hem de ikinci otobüste bulunan Dohnili “kayıp” 33 Kıbrıslıtürk’ten geride kalanlar için defin töreni düzenlenecek.

TAK Ajansı’na bir açıklama yapan Milli Günleri Kutlama Merkez
Komitesi Başkanlığı, anma töreninin Taşkent Şehitliği’nde saat 09.00’da başlayacağını bildirdi.

Törenin ardından Kayıp Şahıslar Komitesi’nin yaptığı çalışmalarda bulunup kimlik tespiti yapılan 33 “kayıp” Dohnili Kıbrıslıtürk’ün  naaşı da askeri törenle şehitliğe defnedilecek.

Yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Anma töreni Taşkent Şehitliği’nde saat 09.00’da başlayacak.
Tören, şehit naaşlarının kortej eşliğinde şehitlikteki yerini alması ve şehit naaşlarının indirilmesi ile başlayacak.

Protokol sırasına göre çelenklerin anıta sunulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesi ile sürecek tören, konuşmalarla tamamlanacak.

Törenin ardından cenaze namazı kılınacak, “kayıp” yakınlarına bayrak ve resimler verilecek, defin töreni yapılacak.”

Taşkent Şehitliğine defnedilecek 33 “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün  isimlerini Milli Günleri   Kutlama Merkez Komitesi, şöyle açıkladı:
“Süleyman Mehmetali, Kamil Arif, Kaşif Ahmet, Turgut Yusuf, Hasan Veleddin, İbrahim Veleddin, Emir Alibey, Mutallip Besim, İrfan Mustafa, Cuma Hamit, Hamit Cuma, Ertem Bekir, Mustafa Şevket, Ali Rıza Ahmet, Aziz Ahmet, Durmuş Osman, Osman Ali, Hasan Hamit, Derviş Mehmet, Adem Emir, Ahmet Niyazi, Ömer Emirali, Mustafa Mehmet Kani, Sadi Kasım, Mehmet Ali Mustafa, Reşit Davut, Mehmet Salih Mustafa, Ahmet Hamza, Enver Ali, Mehmet Hüseyin, Taner Hüseyin, Erol Hüseyin, Güner Hasan.”

--------------------------------------------------------------


OMADA KIBRIS

“Liberté! Egalité! Fraternité! Adieu?”

George Pittas

15 Temmuz sabahında, Lefkoşa'da, sirenlerin bize 1974 darbesini hatırlatmak için çaldığında ben dalmış durumdaydım, aslında banyoda tıraş oluyordum.

Sirenlerin sesi beni endişelendirdi fakat ne Cumhurbaşkanlığındaki tankları, ne Makarios’u, ne Samson’u, ne de 42 yıl sene önce Kıbrıs’ta bu tarihlerde tüm yaşananları aklıma getirmedi.

Sayın beyler, sirenlerin sesini duyunca zihinsel olarak Fransa’nın Nice bölgesindeki ambulansları ve polis arabalarını gördüm. Kulaklarıma vatandaşların ve küçük çocukların çığlıkları ve ağlamaları ve polis silahlarının zıngırtısı geldi.

Büyük beyaz kamyonun, Avrupa'da şimdiye kadar yapılmış en önemli isyanı kutlamak için bu aşırı güzel şehrin sokaklarında bulunan insanları biçtiğini “gördüm”.

Kısa bir süre sonra işe giderken, arabada radyo rahmetli Ksylouris’in
sesiyle ünlü kahramanlık şarkılarının birini çalıyordu.

Yine, şarkının sanki Nice’nin sakinlerinin ağıtını Brüksel, Paris, Madrid, New York, Bağdat, İstanbul, Kabil, Nijerya’nın acısını yankıladığını hissettim. Liste uzundur.

Bir köşede durdum ve kanayan gezegenimizi düşündüm. Dünya çapında sayısız yaralar...

İnsanlarının kanından kırmızı olma eğiliminde olan bir mavi gezegen. Sonra balinalar ve yunusların bitmeyen katliamlarını aklıma getirdim. Japonya ve Danimarka denizlerini...

Bize düşen bu dünyada varlığımız ne kadar saygısızdır! Bir tür olarak, her gün ne kadar yorulmadan günaha hizmet ediyoruz. Her biri malını "tek hakikat" olarak beyan eden intikamcı tanrılara sadık…

Cehennemde mi yaşıyoruz acaba? Ama yine de... Sayın Anastasiadis, Sayın Akıncı. Siz son derece şanslı insanlarsınız. Başka dönemlerin körlüğünün param parça ettiği küçücük bir ülkede liderlik pozisyonlarında bulundunuz.

Elbette ortak vatanımızın konuları karışıktır.

Bizim bu noktaya (sabit, hareketsiz, nefessiz, kurutulmuş ve fosilleşmiş durumda) nasıl geldiğimiz de son derece karmaşıktır.

Bunları biliyorum, siz de benden daha iyi biliyorsunuz.

Ama ısrar ediyorum! Siz son derece şanslı insanlarsınız. Çok az kişinin tarihte barış sağlayan biri olarak kalma fırsatı vardır

Az, çok az kişi vatanlarının çocuklarına ve gençlerine parlak bir gelecek mirasını bırakabilir. Giderek günümüzün daha da geceye benzediği, terörün göğsümüze iyice oturduğu ve milliyetçiliğin ve muhtemelen doğmakta olan ve hepimizi terörizmden koruyacak olan ulus ötesi bir polis ile bizi küreselleşmiş bir klostrofobiye süründürdüğü bir zamanda, sizin bir fırsatınız vardır. Ülkemizin talihsizlik, felâket ve karanlık geçmişe dayanılmaz bağımlılığından kurtulmasının temelini koyma fırsatınız vardır.

Taze hava girsin diye pencereleri açmanızı heyecanla bekleyen Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum gençlerinin sayısı beş veya on veya yüz değildir. Binlerce genç kişi onu bekliyor.

Sayın Anastasiadis, Sayın Akıncı, hemen şimdi geleceğe hizmet edin.

Topluklarımızın karanlık ve zalim olan kişilerini cesaretle görmezden gelin. Sayısı yaptıkları gürültüden daha küçük olanları...
Sayın Anastasiadis, Sayın Akıncı acele edin. Çerçeveyi bulun. Her neyse beş taraflı, uluslararası veya çok taraflı toplantıya gidin, birlikte gidin.

BİRLİKLTE, KIBRIS OLARAK.

Kıbrıs'ta oluşturulan düğüm sizin Larnaka’dan birlikte ayrılmanıza izin vermezse, bir nötr bölgede bir araya gelin, örneğin Malta’da buluşun. Orada sizi üzerinde ulusal simgelerin olmadığı bembeyaz bir uçak size beklesin, ona binin, konferansa gidin ve birleşmiş bir Kıbrıs ile geri dönün. BİRLİKTE, KIBRIS OLARAK.

Liberté! Egalité! Fraternité!

Aksi takdirde Sayın Anastasiadis, Sayın Akıncı, sahip olduğunuz koltuklardan geçmeniz, Nice’de arkasında kutlayan gençleri ve hayatları uzun sürmeyen çocukları ölü bırakan o acımasız kamyona benzeyecektir.
Eğer başarısız olursanız, eğer cesaret göstermezseniz, Kıbrıs'ın en iyi çocuklarının hayallerini yok edecek araç olacaksınız. Haydi Beyler! Birlikte!

George Pittas Kimdir?

George Pittas Kıbrıs’ta doğdu, çoğunlukla Yunanistan’da ve bir miktar da Birleşik Krallık’ta yetişti. İletişim Stratejisiti ve Yaratıcı Direktördür. Düzenli olarak Politis Gazetesi’nde ve Yunanistan merkezli tvxs.gr’de köşe yazıları kaleme almaktadır. Omada Kıbrıs’ın kurucu üyelerindendir ve kararlı bir federalisttir. Bu yazı POLİTİS gazetesinde yayımlanmış ve Maria Siakalli tarafından Türkçeleştirilmiştir…


(OMADA KIBRIS – George Pittas – 9.8.2016)