Ayrelli toplarken “yanlışlıkla” kuzeye geçen ve “askerî yasak bölgeyi ihlal” suçlamasıyla hapse gönderilen Andreas’ın dramı, aslında ortak sızımızdır.
Bir avuç ada için fazla ağır bir tablo bu.
Hâlâ tellerle, nöbetlerle, geçiş izinleriyle yaşıyoruz.
“Huzursuz toprak / huzursuz gökyüzü / huzursuz sessizlik” der bir şiirinde Şükrü Erbaş.
Tam da hâlimiz bu.
"Sadece otlar yaşıyor hepimizin yerine…”
Otlara sınır ihlali yok.
***
Bilirsiniz, bizim “ayrelli” dediğimiz ot, Türkçede “kuşkonmaz” diye anılır.
“Kuş konmaz kervan geçmez” sözü düşer aklıma böyle zamanlarda; içimizdeki o köklü yalnızlığa yanarım. Dikenli tellerin, barikatların, askerî yasak bölgelerin arasına sıkışmış bir boşluk… İnsan bazen kendi içinde de “kuş konmaz” bir yere dönüşür.
***
Bir menü açıklanıyor…
Yine kuşkonmaz var içinde, yine ayrelli…
“Köri soslu enginar, çiğ köfte, tulum peyniri, imam bayıldı, kestaneli lahana dolması, tereyağlı piruhi, kes peyniri, ceviz ve Ege otları, semizotlu bahçe salatası, safranlı pilav ve ızgara kuşkonmaz eşliğinde dana kaburga ile acıbademli ve ananaslı parfe…”
Ne yemişler öyle!
Hani sokak ağzıyla deriz ya, "Bizi de yeseydiniz…” Ya da... "Yediniz, yuttunuz bizi..."
Erdoğan ile Miçotakis buluşmasının menüsü bu.
Yemek sonrası Kıbrıs’a dair Erdoğan’ın “sessizliği” dikkat çekici. Böylesi bir sessizliği dahi olumlu okumak mümkün. En azından ayrılıkçı bir politika seslendirmemiş, Birleşmiş Milletler zemini dışına çıkmamış. “Mevcut meseleler çetrefil olmakla birlikte uluslararası hukuk temelinde çözümsüz de değildir” demiş hatta…
***
Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ndeki sofrada ayrelli olduğunu sanmıyorum.
Ama sözcükleri kullanırken olabildiğince temkinli, seçici ve özenli olan Tufan hocamız, görüşme için hem “yararlı” hem de “verimli” demişse...
Üstelik 1 saat 10 dakika sürmüş görüşme...
Bir miktar umutlanabiliriz.
Umut demişken…
"KKTC Cumhurbaşkanlığı” sayfasına Türkçe ve İngilizcenin yanına Yunancanın da eklenmesi, az zamanda önemli bir başarı...
Bir hatırlatma yapalım...
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmî dillerinden biri Türkçe olmasına rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti –ya da Kıbrıslı Rum liderliği– başkanlık sayfasında Türkçe seçeneği yer almıyor.
***
“Yeter ki iyi niyet, yapıcı diyalog ve çözüm iradesi olsun” demişti Erdoğan yemekten sonra.
“Yemesinler bizi” dedim içimden. Ya da "Yediniz, yuttunuz bizi, yeter..."
Umarım ayrelli toplarken tutuklanan o adamı erkenden salıverirler.
Ne diyordu İlhan Berk...
“Duydum bir ot konuşuyordu
Otlar
Seslere inanırlar.”