Deve

Cenk Mutluyakalı

Üniversiteler ülkesindeyiz!..

Her sene ‘MİLLİ’ törenlerde nutuklar yankılanır Beşparmak eteklerinde:
Öğrenci sayımız 100 bin olacak!..
“Yok mu artıran” dedirten bir coşkudur bu (!)

---

Üniversiteler ülkesi mi denmeli adına yoksa ‘diploma fabrikası’ mı, bilinmez!..

---

Peki denetim? Eğitim? Yönetim?

---

Yüksek Öğrenim Denetleme ve Akreditasyon Kurumu!
Kısaltması, YÖDAK.
Bir ‘tomar’ mektup var elimde…
YÖDAK üyeleri yazmış, Cumhurbaşkanı ve Başsavcı’ya...
Bakınız neler diyor, YÖDAK’ın 3 üyesi.

-BAŞKAN, toplantı sırasında ‘sınıf öğretmenliği’ konusunun görüşülerek oylanmasını reddetti, Savcılık’tan görüş alınmasını istedi; bu önerisi kabul görmeyince toplantıyı terk etti.

-Başkan’ın Yönetim Kurulu’na yönelik baskı, korku ve tehditleri ile ilgili suç duyurusunda bulunmak istiyoruz.

-Başkan hepimize “Çok gizli üst düzey görüşmeler yaptım, telefonlar ve bilgisayar yazışmalarınızı kontrol edeceğim” dedi.

-Ofislerimizde dinleme cihazı olma ihtimali, telefonlarımızı dinletme ihtimali ve bunların yarattığı gerginlik psikolojimizi bozmaktadır.

-Toplantıda alınan kararların, başkan tarafından tam tersi uygulanmıştır.

-Üç üyenin olumsuz görüşüne rağmen başkan tek başına öğretim izni vermiştir.

-Başkan kurulun hilafına karar sirkülesi değiştirmiş ve yetkisi olmadığı halde tek başına bir üniversitenin programı hakkında karar vermiştir.

---

Tüm bu yazdıklarım ‘üniversiteleri yöneten ve denetleyen’ en üst kurul üyelerinin Başsavcı’ya, Cumhurbaşkanı’na mektupları.
Şimdi böylesi bir ‘üniversiteler yapısı’ndan siz ne beklersiniz a dostlar!..
“Üniversiteler ülkesi” değil “üniversite patronlarının ülkesi” oldu yarı coğrafya!..
Medyasından kurumlarına siyasetinden yargısına ülke parsellendi.
‘İmparatorluklar’ oluştu ayrı ayrı...
Dokunan yanıyor!..

---

Yüksek Öğrenim Denetleme ve Akreditasyon Kurumu üyelerinin “tehdit altındayız, korkuyoruz” diye mektuplar yazdığı ülkede, doğrudur yalandır bilemem de, nasıl yol alacağız geleceğe…
Hani “deve” bize baksa, “ne kadar doğruymuşum” diyecek, neredeyse…