Denktaş’a ceza kesen polisin ‘gururu’… “Bu benim madalyam!..”

Meltem Sonay

BİR AYRINTI

Birden bire sosyal medya hesabından başlattığı canlı yayında tutturduğu ‘Ben Milletvekili, Bertan Zaroğlu’ nakaratından itibaren 2 gündür Bertan Zaroğlu’nu konuşuyoruz…

Trafik suçunu, milletvekili dokunulmazlığı ile örtmeye çalışan Zaroğlu, kimi için kahraman oldu, kimi için ‘Yine Zaroğlu, yine olay’ dedirtti.

Basında, sosyal medyada Zaroğlu’nun ‘meselesi’ gündem oldu, hemen herkes tarafından yorumlandı.

Günün en anlamlı paylaşımı kuşkusuz DP Genel Başkanı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın, babası 1. Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın anısına ilişkin paylaşımıydı.

Serdar Denktaş, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın bir tarihte kendi arabasını kullanarak seyahat ederken polis kontrolüne takıldığını, genç polis memurunun da ehliyeti yanında olmaya Denktaş’a ceza yazdığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın genç polis memuruna teşekkür ederek yoluna devam ettiğini aktaran Serdar Denktaş, ertesi gün şoförü ile polis merkezine ehliyetini gönderince polis müdürü Denktaş'ı arayarak özür dilediğini ve ilgili polisi cezalandıracağını söylediğini yazdı.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın müdüre kızarak genç polisin görevini yaptığını ve ödüllendirilmesi gerektiğini söylediğini aktaran Serdar Denktaş, bu anıdaki polisin de Ali Zeybekoğlu olduğunu yazdı.

Serdar Denktaş’ın bu paylaşımının altında Bertan Zaroğlu ve YDP Başkanı Erhan Arıklı da yorum yaptı ama ama en dikkate değer yorum 1.Cumhurbaşkanı Denktaş’a ceza kesen Ali Zeybekoğlu’nun yorumuydu...

“Görevimi yapmanın gururunu onurunu taşıyorum”

“Yaşlılığımda böyle hatırlanmak beni mutlu ettin. Bu olay hayatımda bilhassa polisliğimde benim Madalyam oldu. Çok ilginç diyalog yaşadığım adam karşımda bir Cumhurbaşkanı idi. Tereddüt etmeden görevimi yapmanın gururunu onurunu taşıyorum şimdi. Şimdi yıllar sonra oğlu Serdar Denktaş tarafından hatırlanmak başka bir güzel... Teşekürler...Demek ki arkamdan bir şeyler bırakacağım”.


BİR DETAY

Yanarken restoresi için adımlar atılmaya başlandı

Dünya kültür mirası için bir trajedidir, Fransa’nın başkenti Paris’in simgelerinden Notre Dame Katedrali’nin yanması…

200 yılda tamamlanabilen, 800 yılı aşkın süredir ayakta duran bu dünya mirasının cayır cayır yanışını içimiz yanarak izledik ne yazık ki…

Alevler kısa sürede tarihi binayı sararken, 96 metrelik en büyük kule çevredekilerin gözyaşları ve çaresiz bakışları arasında devrildi. 6 saat süren yangın sonrası katedral kullanılamaz hale geldi.

Bu kadar üzücü bir olayda sevindirici tek bir şey vardı ki o da henüz katedral yanarken restoresi için adımların atılmaya başlanmasıydı.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hemen yardım kampanyası başlatılacağını açıkladı. Yangını bir "trajedi" olarak tanımlayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Gurur duyalım, çünkü bu katedrali 800 yıldan daha uzun bir süre önce biz inşa ettik ve yüzyıllar boyunca büyütüp geliştirdik. Bu gece kesin bir şekilde söylüyorum, birlikte yeniden inşa edeceğiz" dedi.

Fransız milyarder Francois Pinault, Notre Dame Katedrali’nin yeniden restore edilmesi için 100 milyon Euro’yu ( 113 milyon dolar) hesabından serbest bırakmaya hazır olduğunu duyurdu.

Bir dünya mirasının cayır cayır yanmasına tanıklık ederken, katedral daha yanarken restore için adımların atılmaya başlanmasına da tanıklık ettik.


BİR ÇAĞRI…

 

HASDER’den çağrı var:
‘Çocukları gülümsetelim’

HASDER Gençlik Kulübü,  geçtiğimiz yıl başlattıkları “23 Nisan Çocuklar Gülümsesin” isimli etkinlik çerçevesinde bu yılda ihtiyacı olan çocuklarımızı gülümsetmek için onlara hediyeler vermek istediklerini duyurdu.
“Bize fazla gelen onlara mutluluk verir” HASDER Gençlik Kulübü, evinde, arkadaşları da veya akrabalarında kullanılmayan iyi durumda fazla oyuncakların toplanması için herkese çağrı yaptı.

Oyuncaklar, 19 Nisan cuma gününe kadar mesai saatleri içerisinde HASDER El Sanatları Merkezi’ne (Selimiye Camii meydanı) bırakabilinecek.
 


 

BİR ALINTI: Mücadele edilmesi gereken "zihniyet…” bu adayı "ortadoğu mantığı" ile idare edeceğini zanneden herkes... yanında durmamız gereken, demokrasi, insan hakları, hukuk... Kaybetmememiz tevazu, hoşgörü... Kibirden uzak, hukuka yakın...(Hüseyin EKMEKÇİ)