6 Aralık 2026 bu ülke tarihine yerel ve genel seçimlerin ilk kez aynı gün gerçekleşeceği tarih olarak geçecek.
Bu aynı zamanda ülke demokrasisi için de ciddi bir sınav olacak. Ben iki seçimin aynı gün yapılmasının yanlış olacağını, bunun bir yığın sakıncalar yaratacağını, seçmenin özgür oy kullanmasını zorlaştıracağını düşünüyorum.
Bu sakıncaların en başında da yerel seçimin daha şimdiden gölgede kalması ve yerel adayların belirlenmesinde demokratik kuralların eksiksiz uygulanmadığının görülmesidir.
Belediye başkan adaylarının belirlenmesinde çok az bölgede aday adayları yarıştı. Genelde bütün partiler başkan adaylarını merkez yoklaması ile belirledi.
Belediye meclis üyelikleri ise hemen hemen her partide merkez yoklaması ile belirlendi. Sıralamalar da kura ile belirlendi. Elbette bazı istisnalar var. Ama ben genelde yapılanının bu olduğunu gözlemledim.
Demokratik ülkelerde seçime günler kala seçim yasası ile oynanmaz. Seçim yasası elbette değiştirilebilir. Ama bu değişiklikler ülkede seçimin konuşulmadığı, seçim hazırlıklarının yapılmadığı dönemlerde ve yeterince ve çok yönlü tartışılarak, iktidar ve muhalefetin uzlaşısı ile yapılır.
Seçime günler kala seçim yasasında oy birliği sağlanmadan yapılan değişikliler ne isterse olsun anti demokratik sayılır.
Bizde seçime günler kala hem karma oyun kaldırılması, hem de siyasi partilerin aday belirlemede ön seçim yapma zorunluluğunun kaldırılması ve bu değişikliklerin iktidar partilerinin 2-3 oy fazlalığı ile yapılması çok yanlış oldu.
Siyasi partilerin adayların ön seçimle belirlemesi, ön seçimde siyasi parti üyelerinin kendini temsil edecek adayları, sıralarıyla birlikte oylarıyla ve tercihleriyle belirlemesi demokratik bir yetkinliktir.
Bu aynı zamanda üyenin kendi oyuyla belirlediği aday listesine sahip çıkmasını ve seçim sürecine aktif olarak katılmasını sağlamaktadır.
Buna rağmen bazı partiler ön seçim yapmamak ve aday belirlemede üyenin katılımını istemedikleri için yasayı seçime çeyrek kala değiştirdiler.
Seçime katılacak partilerden CTP, UBP ve TDP ön seçim yöntemini uygulayarak adaylarını belirledi. Diğer partilerin adaylarını parti meclisleri belirledi.
CTP ve TDP ön seçimi büyük bir olgunluk içinde gerçekleştirirken UBP aynı olgunluğu gösteremedi.
UBP’de sonuçların açıklanması bile 2 gün sonra yapıldı. Kurultay sırasında yaşanan tartışmalar güne damgasını vurdu. 71 aday adayının yarıştığı ve 8929 üyenin oy kullandığı iddia edilen ön seçim kurultayında bu aday adaylarından 17 kişinin sonuçlara yazılı itiraz dilekçesi vermesi çok konuşuldu.
Bu oran olarak %24 yapıyor. Yani 4 aday adayından biri sonuçlara yazılı itirazda bulundu. Bazı aday adayları sandıklara atılan oylarla, kullanıldığı söylenen oyların tutmadığını, sandıklarda 8929 oy pusulasının olmadığını bu nedenle sandıkların şeffaf biçimde elde sayılmasını talep etti.
Bu tartışmalar sürerken divan başkanı göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye yattı. Böylece divan heyeti ortadan kalktı.
Bu arada Başbakan ve UBP Genel Başkanı Üstel önceden planlanmış birtakım görüşmeler yapmak üzere Ankara’ya gitti.
Üstel Ankara’dan döndükten sonra UBP’nden bir açıklama yapıldı. Açıklama “UBP Milletvekili Aday Belirleme ve Sandık Kurulu Kararı” tarafından yapıldı. Kararda yapılan itirazları dikkate almadan ilk sonuçların geçerli ilan edildiği duyuruluyordu.
Açıklama el yazısı ile yazıldı ve bir başkan ve iki üye tarafından imzalandı. Ancak başkan ve üyelerin kim olduğu açıklanmadı. Bu kurulun ne zaman kurulduğu, kim tarafından görevlendirildiği de açıklanmadı.
Divan heyetine ne olduğu, neden bu açıklamayı divanın yapmadığı ise hiç açıklanmadı. UBP bu kurulun aldığı kararın ardından sessizliğe büründü.
Tuhaf olan bu karar bütün aday adayları tarafından sessiz sedasız kabul edildi. Sonuçlar değişmezse adaylıktan çekileceğini açıklayan bazı milletvekilleri de sonucu içine sindirdi. Bir tek Resmiye Canaltay adaylıktan çekildiğini açıkladı.
Hem adaylıktan, hem de bakanlıktan çekileceğini açıklayan Sağlık Bakanı Dinçyürek, bu karadan sonra “Elif gibi dik durmaktan” bahsederek adaylığa da, bakanlığa da devam dedi.
UBP bir süreden beri kendi üyelerinin aldığı kararlarla değil, başka merkezlerden gelen talimatlarla idare ediliyor. Maalesef UBP tabanı da bu talimatlar karşısında sessiz kalıyor.
Bu yapı demokratik değil. Demokrasilerde böyle yöntemler yoktur. Bu ülkenin en çok üyeye sahip partisi UBP kurulduğu günden bu yana demokrasiyi özümseyemedi. UBP’nin iktidarda girdiği bütün seçimlerde gombina yapıldı. Bu nedenle demokratik yarışın ne olduğunu özümseyemediler.
Seçimlerde rakiplerine karşı uyguladıkları gombinaları, kendi seçimlerinde de arkadaşlarına karşı yapıyorlar.