DEMOKRASİ...

Ünal Fındık

“Demokrasi” benim Yenidüzen’de yazmaya başladığım 1990 yılındaki ilk yazımın da başlığı idi.
Hatırladığım kadarıyla yazıda dönemin koşullarına uygun olarak sosyalist demokrasi ile kapitalist demokrasiyi anlatmış ve demokrasinin aslında demokrasi olduğunu önüne başka ekler koymakla anlamının değişmeyeceğini anlatmıştım.
O dönemde hala “birilerinin sosyalist sistemin ayakta kalmasını sağlayacağına” inanan bazı dostlardan epey eleştiri almıştım.
Bugün Yenidüzen’de birkaç haftalık “zorunlu aradan” sonra yeniden aynı başlıkla başlamayı uygun gördüm.
“Demokrasi birgün herkese lazım olur” bu klasik söylem bugün de çok canlı olarak kendini doğrulatıyor.
Türkiye halkı, özellikle gençler bugün başta İstanbul olmak üzere bütün kentlerde demokrasi mücadelesinin en görkemli örneklerini veriyor.
Taksim Gezi Parkında toplanan halk aslında sadece “nasıl yaşayacağımıza, ne yeyip ne içeceğimize, nasıl giyineceğimize, kaç çocuk doğuracağımıza, kürtaj yapıp yapmayacağımıza siz karar veremezsiniz” diyorlar.
Bu mesaj açık, net ve anlaşılırdır. “Biz özgür insanlarız. Yaşam biçimimize karışamazsınız”. Bu kadar basit.
AKP iktidara geldikten sonra en çok şikayet ettiği konu “başörtüsü yasağı” idi. AKP bu konuda çok haklıydı. Başını örttü diye bir kız çocuğunun Üniversite’ye girememesi, bir bayan avukatın duruşmaya çıkamaması, bir Başbakan, bakan, ya da Milletvekili eşinin resepsiyonlara katılamaması elbette bir demokrasi ayıbıydı.
Bu ayıp AKP tarafından uzun uğraşlar sonucu kaldırıldı. Ama ipler sizin elinize geçince bu kez o günleri hatırlatarak siz kendi yaşam biçiminizi, sizin gibi düşünmeyenlere dayatmaya çalışırsanız işte o zaman siz demokrat olamazsınız.
Ya ne olursunuz?
Siz ancak kendiniz için demokrat olursunuz.
Demokrasi çok geniş bir kavramdır. Demokrasinin sınırı yoktur. Demokrasi insanlığın gelişimine paralel olarak gelişir, güçlenir ve toplum yaşamında geri döndürülemez biçimde yerini alır.
Bugün demokrasi olarak karşımıza çıkan tanımlar yarın eskiyebilir. Bugünkü demokrasi anlayışı, yarın yetersiz kalabilir. Bunu anlamadan  demokrat olunamaz.
Türkiye bugün çok tarihsel bir noktadadır. İlk kez örgütsüz halk kendi istemleri için ayağa kalktı. Türkiye halkından beklenmedik bir olgunluk içinde  barışçıl mücadele ediyorlar.
Kendilerine devlet güçleri tarafından yönelen her türlü şiddete karşı onlar barışçıl direnişlerini aksatmadan sürdürüyorlar.
Sonuç ne olursa olsun bu Türkiye demokrasi güçlerinin kazanımı olacak.
Bugün değilse, yarın.
Şimdi değilse, daha sonra.
Ama mutlaka demokrasi kazanacak.
Ben bu yazıyı yazdığım sırada Tayyip bey henüz ülkeye dönmemişti. Ama gerek yurt dışında olduğu birkaç gün bu konuda konuşmamaya özen göstermesi, gerekse de AKP’lilere çağrı yaptırarak dönüşünde uçak alanında karşılama istememesi tansiyonu düşürmeye çalışacağının belirtileridir.
Sanırım yurt dışına çıkmadan verdiği olumsuz mesajlardan artık uzak duracaktır. Bunu ne oranda başaracak bilemiyorum. Çünkü bu yapı meselesidir. Ama başarmak zorunda olduğunun bilincindedir diye düşünüyorum. Zaten başaramazsa bu onun için yolun sonu olacaktır.
Ama başarsa ve tansiyonu düşürse bile Tayyip bey için artık yolun sonu görünmeye başlamıştır. Daha bir hafta önce başkanlık rejiminin tartışıldığı ve tam yetkili başkan olmaya hazırlanan Erdoğan bu üslubuyla sınıfta kalmıştır. Ben Erdoğan’ın artık başkanlık rejimini unutmasını tavsiye ederim.
Demokrat olmak, yalnızca kendiniz ve sizin gibi düşünenler için demokrasi istemek demek değildir. Demokrat olmak için, herkes için demokrasi istemeniz ve herkesin hakları için mücadele etmeniz gerekir.
Unutmayın dün başörtüsü yasağından şikayet ederken ne kadar haklıysanız, bugün sizin gibi düşünmeyen kadınların kılık kıyafetini beğenmeseniz bile karışmamanız gerekir. Demokrasi işte bu kadar geniş düşünebilmek demektir.
Demokrasi bir gün herkese gerekebilir, size bile. Hatta gazetesinde, televizyonunda yazarlara, çizerlere, programcılara  sansür uygulayan patronlara, yazı işleri sorumlularına bile bir gün demokrasi gerekebilir. Bu klasik söylem her gün doğrulanıyor. O nedenle herkes bulunduğu yerde gücü eline geçirdiği zaman istediği gibi yönetme yerine, demokrat olmaya ve herkesin, her düşüncenin özgür biçimde yaşaması için gereğini yapmalıdır.
Demokrasinin olmazsa olmaz kuralı budur. Bu da ancak yaşayarak öğrenilir. Öğrenildikçe de gelişir. Demokrasi bir kültürdür.