Deliller yok edildi mi?

Cenk Mutluyakalı

“Güvensizlik” içimizdeki masumiyeti iyice eritti, çürüttü, öldürdü...
Herkese ve tüm kurumlara karşı...
İyice sarmaladı dört bir yanı...
Öğretmen bir genç yargılanıyor Girne’de, “uyuşturucu”dan, malumunuz...
Epeyce tanınmış bir ailenin kızı, hali vakti yerinde, işi eğitimi iyi.
Henüz ‘zanlı’, Bakanlar Kurulu kararı falan çıkartılmış hakkında, niçin, neden, ne anlayan var, ne de anlatan...
Devlet Laboratuvarı da yandı!
“Ne ilgisi var”
diyeceksiniz!
İkisini bir araya getiriyor pek çoğu...
Şüphe büyük: "Deliller vardı, yok edildi..."

*  *  *

Polisin içinden araştırıyorum.
"Yok" diyorlar!
- Ne bu meselede, ne de başka... Yanan herhangi bir emare yok.
- Emin misiniz?
- Evet, emareler elimizde...
- Tümü mü?
- Evet!

*  *  *

Peki, polis niye bunu açıklamıyor?
“Güvensizliğin” temel sebebi de bu değil mi zaten.
“Şeffaflık” yok çünkü ülkede!
“Zorunlu” ya da “istisnai” yurttaş yapıyorlar her hafta, gerekçe yok!
- “Niye zorunlu, niçin istisnai?”
"İki dudak arası"na hapsedilmiş pek çok karar var...
Böylece "otorite" güçleniyor (!)
Herhangi işiniz çözümlenecekse, bir kapı çalmanız, bir sırt sıvazlamanız, birilerine yalvar yakar olmanız gerekiyor!
- “Nasıl ama beş dakikada hallettim işini!”

Sistem bu!
"Aferin" istiyor (!)

*  *  *

Üç aydır tarımsal ürün denetimi yok...
Bunu sorguladığım zaman, en yetkili isimlerden biri şu yanıtı veriyor:
"Denetim varken ne kadar güvenli yani?"
Öyle ya!
Rastgele seçilmiş hatta bazen seçilmeden üretici tarafından verilmiş birkaç poşet denetleniyor, hepsi bu!
Var olanın yüzde biri...
Çözüm?
"Hal Yasası" diyor kimi!
Niye geçmiyor?

*  *  *

Yeni hastaneler, yeni hapishaneler, yeni karakollar için temel atılıyor!
"Müjde"
gibi sunuyorlar...
Oysa istememiz gereken, bu "devlet"in bizi koruması!
Kanserden de...
Soygundan da...
Zehirden de!