Daha iyi ve daha adil bir düzen için; batsın bu dünya!

Serhat İncirli

Zaman zaman bazı güzel sözleri not alırım…
“Belki bir gün, bu güzel sözle ilgili bir yazı yazarım” diye… 

-*-*-

Mesela bugünkü yazımızla pek alakası yok ama geçenlerde, George Monibot’a ait olduğu belirtilen şu sözü okumuştum; sakladım, sizlerle de paylaşayım…

-*-*-

“Yoksullar ve orta sınıf vergilerini, zenginler muhasebeciler avukatlarını ve ultra zenginler siyasileri öder…”

-*-*-

Ne kadar hoş bir espri!!!

-*-*-

Neyse, bugün kavga etmek ve özür dilemek meselelerini tartışmak istiyordum… 

-*-*-

Daha önce de yazdım, “samimi şekilde özür dilemek bir erdemdir”…

-*-*-

Ama her “özür dilerim” ifadesini tek başına erdem saymak doğru değil!

-*-*-

Erhan Arıklı, dünkü Avrupa gazetesi de hatırlattı, Kıbrıs’ta Türk Ordusu’na işgalci diyenlere bir sürü işkence yapacaktı ya… 
Bu konuda daha sonra gitti özür diledi!

-*-*-

Erdem mi?
Evet erdem!

-*-*-

Aynı Arıklı’ya, 1996’daki sınır olaylarıyla ilgili getirilen bazı suçlamalar var; Kıbrıs Cumhuriyeti yeniden “tutuklama emri” falan hatırlatmaya başladı… 

-*-*-

Ve hatırı sayılır miktarda vatandaş, Arıklı’ya bu nedenle destek verirken, bazı kişiler de tersini yaptı!

-*-*-

Arıklı da döndü, kendisine “hakaret ettiğini öne sürdüğü” veya açıkça yazmak lazım, evet hakaret edenlere “piç” hatırlatması yaptı!

-*-*-

Şener Levent, “Kıbrıslıyım, Lefkoşa’da doğdum, annem babam Teralı, sen hangi cehennemdensin?” diyerek, oldukça sert bir sol kroşe vurdu!

-*-*-

Arıklı, döndü sosyal medyadan Şener Levenet’e yanıt verdi ve “buraları yüceltmek isteyenlerin cehenneminden” gibi bir ifade kullandı!

-*-*-

Arıklı, “piç” ifadesi nedeniyle özür dilemek zorunda mıdır?
Değildir!

-*-*-

Paşa gönlü bilir!
Tüm Kıbrıslılara söylemediğini ileri sürüyor!

-*-*-

Bence bir siyasetçinin, normal bir vatandaş gibi konuşarak küfretmesi, hakaret etmesi mümkün değildir!
Size yapılan eleştirilere hatta hakaretlere tahammül edemiyorsanız siyasetçi olmayın!
Hatta hakarete karşı dava açma hakkınız da bakidir!

-*-*-

Kişinin ama özellikle de bir siyasetçinin hata yaptığını kabul edebilmesi çok ciddi bir cesareti gerektirir!

-*-*-

Siyasete giren, üç kuruşluk bir makama yerleşen ve haliyle egosu tavan yapan biri için “hata kabulü” imkansızlaşır!

-*-*-

İnsan egosunun en zorlandığı şeylerden biri “Ben yanlış yaptım” diyebilmektir.

-*-*-

Arıklı, hala, “Piç demiş olmam yanlıştı… Bu ifadenin tüm Kıbrıslı kardeşlerimi kırdığını biliyorum… 
Aynı şeyi tekrarlamayacağım – özür dilerim” diyebilmesini ayakta alkışlarım!

-*-*-

Ancak, “özür dilerim ama…” diye başlayan cümleleri kendisine saklasın derim!

-*-*-

Siyasetçiler için özür – normal vatandaş özründen çok daha önemlidir!
Çünkü siyasetçi, bir partiyi, bir makamı temsil eder!
Devleti temsil eder!

-*-*-

Şu söz mükemmel değil mi?
Bunu da not etmiştim bir zamanlar: 
“Özür dilemek insanı küçültmez; hatasını kabul etmeyecek kadar büyük bir egoya sahip olmaktan kurtarır.”

-*-*-

Haaa kavga etmek!
Arıklı aslında açıkça kavga etmek, Kıbrıslı – Türkiyeli ayrımını yükseltmek ve partisine oy devşirmek derdindeyse ki öyle görünüyor, bu durum, çok özür dilerim ama dokunulmazlığı halinde yargılanmasını dahi gerektirebilecek bir suçtur diye düşünürüm!

-*-*-

Siyasetçinin özür dileyebilmesi, yenilgi değildir… 
Asıl yenilgi, yanlış yaptığını bildiği halde sırf oy kaybetmemek hatta ayrımcılık üzerinden oy devşirmek için hatasında ısrar etmesidir… 

-*-*-

Bana göre Arıklı’nın derdi, uzlaşmak, toplumu sakinleştirmek ve makamını sorun çözmeye odaklamak yerine, çatışma yaratmak ve bundan oy toplamaya çalışmaktır!

-*-*-

Kavga sorun çözmez!
Arıklı’ya sosyal medyada küfreden veya hakaret edenler de doğru yapmıyor!
Ve bazıları açıkça suç işliyor!

-*-*-

Dünyanın hiçbir kültüründe kavgayla – kavgaya körükle gitmekle hiçbir sorun çözülmez!

-*-*-

Arıklı kavga ederek oy toplamaya çalışırken, O’na verilen yanıtlar ya da yapılan hareketler kutuplaşmaya hizmet eder ve Arıklı’nın yaptığından belki de daha yanlış davranış olur!

-*-*-

Alın size bir güzel söz daha:
“… Sorun çözmek sabır ister, kavga etmek alkış. Bazı siyasetçiler de bu yüzden çözümün değil, kavganın peşinden gider.”

-*-*-

Ne demiştik?
“Kavga ederek sorun çözülmez.”
İki insan veya iki taraf kavga ettiğinde sorun çoğu zaman ortadan kalkmaz; yalnızca sorunlara yeni sorunlar eklenir. Aynı şey toplumlar ve devletler için de geçerlidir…

--*-

Topluma sürekli bir tehdit ve korku aşılamaya çalışanlar var… 
Bunlar, gerek KKTC vatandaşları arasında – gerekse tüm Kıbrıslılar içerisinde “biz” ve “onlar” ayrımını keskinleştirip, siyasi çıkar peşinde koşmaktadır!

-*-*-

Hem toplumsal uzlaşıyı yıkmak hem de son dönemdeki ekonomik sıkıntıları, hayat pahalılığını, eğitim ve sağlık sorunlarını gizlemek maksadıyla da suni kavgalar yaratanlar olabilir… 

-*-*-

Öfkeye gerek yok!
Siyasetçinin görevi insanlara sürekli “düşman kim?” sorusunu sormak değil, “bu sorunu nasıl çözeriz?” sorusuna cevap aramaktır.
Çünkü kavga kolaydır.
Çözüm zordur.

-*-*-

Kavga etmek için birkaç sert cümle yeterlidir. Çözüm için ise diplomasi, sabır, müzakere, karşı tarafı dinleme ve gerektiğinde kendi kitlene hoşuna gitmeyecek gerçekleri anlatma cesareti gerekir.

-*-*-

Ve unutmayın, kavga eden siyasetçi belki de çoğu zaman kalabalığı arkasına alabilir. (Örnek Erhan Arıklı)

-*-*-

Çözüm arayan siyasetçi ise bazen kendi kalabalığının karşısında bile kalabilir. (Örnek Tufan Erhürman)

-*-*-

Gerçek siyasi liderlik, en yüksek sesle bağırmak değil; en zor meselelerde bile konuşabilecek zemini yaratmaktır.

-*-*-

Artık, çok fazla bağıran – ota boka sosyal medya paylaşımı yapan siyasetçiler değil, daha fazla çözüm üreten siyasetçiler görmek istediğimizi de ayrıca belirtmek istiyorum!

-*-*-

KKTC’de siyaset, ne yazık ki insanları birbirine düşürme maksadıyla yapılır hale geldi… Oysa siyaset, Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya”sında dediği gibi, hep birlikte yaşayabileceğimiz daha iyi – daha adil bir düzen kurmayı hedeflemeli… 

-*-*-

Sevgili Erhan Arıklı, kavga oy getirebilir ama geleceğimizi götürür!
Umurundaysa tabii ki!


Ne diyordu Orhan Gencebay? “… İnsanlık için, barış için, sevgi dolu bir dünya için… Batsın bu dünya”… Daha güzel, daha mutlu, daha adil, sevgi ve barış dolu bir dünya için mevcut dünyanın “batması” gerekiyorsa, varsın batsın… Yani, mevcut haksızlık, yolsuzluk, usulsüzlük düzeni bitsin artık…