Öyle anlaşılıyor ki, göğüslerini ve ağızlarını şişire şişire kutsadıkları “devlet”i batırdılar. Kamu yönetimini yandaşlarla şişire şişire bitirdiler… Vergi aflarıyla, muafiyetlerle, imtiyazlarla çökerttiler Maliye'yi.
“Hayat pahalılığı artışını dondurma” sebepleri bu aslında!
Ödeyemeyecekler çünkü…
Şubat ayında bütçe açığı 3 milyar 576 milyon TL…
Geçen senenin bütçe açığı 15 milyar TL’ydi…
Bu sene 30, 35, belki 40!
***
Her ay zaten borçlanarak ödeniyor maaşlar…
Ülke ekonomisini “maaş ve ücret artışı” üzerinden yöneteceklerini sandılar.
"Maaş ödemekle” böbürlendiler hep.
Kamuda maaşlar şiştikçe şişti.
Peki ya hizmet, liyakat, performans, üretim, kalite, nitelik…
En önemlisi 'sürdürülebilirlik.'
Hiç umursamadılar!
***
Devlet kadroları bir kamu politikası olmaktan çıktı, bir dağıtım mekanizmasına dönüştü.
Geçici, sözleşmeli, partili, akraba kontenjanı, sevdiceğin hısımı, kardeşin çocuğu diye diye…
3 yılda %23,38 arttı “geçici işçi” sayısı…
Bir ara "az kazanana daha çok, çok kazanana daha az maaş artışı" gibi bir gündem oldu.
Yalan!
Sonrasında "herkese eşit hayat pahalılığı artışı" gibi bir fısıltı...
Laf ebeliği!
Üstelik çalışanların çoğunluğu, hayat pahalılığı karşısında tamamen korumasız durumda. Onlar, kamuda ödenen maaşlara uzaktan dahi bakamıyorlar.
Kamu görevlisi maaşlarında hem de Euro hesabıyla Avrupa'ya yanaştık.
Asgari ücrette de öyle!
Ama ortada bir refah yok…
Alım gücü artışı yok.
Gelecek güvencesi yok.
Gelir dağılımında denge yok.
Çocuklarını bankadan borçlanarak özel okula yazdırıyor ana babalar… Kamu hastaneleri en çaresizlere kalmış; gerisi parayla, özelden sağlık hizmeti alıyor…
“Benzin güneyden ucuz” diyorlar… Ama et fiyatını söylemiyorlar. Eğitimin maliyetini, sağlığın bedelini, genç işsizliği anlatmıyorlar.
Hiçbir genç artık yeni bir ev, hatta yeni bir araç hayali kuramıyor.
***
"Genel Grev" var yine.
Sendikalar açısından durum biraz da Nasreddin Hoca hikayesi gibi...
'Kazan'ın doğurduğuna inanmışlardı yıllarca, şimdi öldüğüne inanmıyorlar.
Yıkım koalisyonu, seçmenin çoğunluğunun "kamu görevlisi" olmadığı hesabını yapıyor muhtemelen.
Bundan cesaret alıyor.
Doğrudur.
Pek çok işçi, yoksul, dar gelirli, özel sektörde asgari ücrete talimli insan için grev yapanlar "ayrıcalıklı" bir grup olarak görünüyor olabilir.
Hatta kiminin "hayat pahalılığı" olarak aldığı artış, pek çok çalışanın maaşından fazladır ve bu adaletsizlik büyümüştür giderek.
Ama ekonomi bütünüyle çöküyor şimdi...
Kamu görevlisi, emekli, sigortalı ve asgari ücretli, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında korunmadığı zaman bundan herkes etkilenecek.
Çarşı iyice durağanlaşacak.
İşsizlik büyüyecek...
Hele de turizm ve yükseköğrenimi zor günler beklerken...
***
Kamu ile özel arasındaki maaş uçurumunun sebebi de kötü yönetimdir, Maliye’nin çökmesi de...
İradesiz, kirli, şaibeli ve çapsız yönetim...
Kukla, kurnaz, rezil yönetim.
Dibin dibini gördüler!
Hem UBP-DP-YDP'nin bugünkü üst yönetiminin eseri bu tablo... Hem de bu yönetimi buraya dayatan AKP-MHP'nin becerisi...
Ne Kıbrıslıya hayırı dokundu bunların ne adadaki Türkiyeliye; ne "KKTC" yurttaşına ne başka ülkeden gelene gidene; ne de memura, işçiye, emekliye...
"Statüko"yu iyice betonlaştırdılar. Hepimiz biraz daha "nefessiz" kaldık; hepimiz biraz daha "huzursuz", en varlıklımız da en garibimiz de...
Ama şunu da görmek gerekiyor, bu kötücül yönetim gitse de bu yapıyla sürdürülemez... Kamuya maaş odaklı bir sistem, hatırlı sermaye gruplarına imtiyaz ve teşvik üzerinden bir model, savaş ganimetini üleşme kafasıyla bir düzen eninde sonunda çöker...