Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’ndeki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna bir ya da iki kez davet edildim…
-*-*-
Davet edilmeli miyim?
-*-*-
Elbette kim, ya da kimlerin davet edilmesi gerektiğine ben karar verecek değilim; çok da gitmek istediğimden değil; eminim Azerbaycan da mesela şeriatçı Türk gazetecileri benzer davetlere çağırmıyor olabilir de; bu tür davetler, gazeteciler açısından önemlidir…
-*-*-
Neden önemlidir?
-*-*-
Siyasetçileri bir arada bulmak adına… Tümüyle sohbet edersiniz; UBP’lilerden eski Girne kadın kolları başkanı veya aday belirleme kurultayı ile ilgili dedikoduları alırsınız falan yani…
-*-*-
Kıbrıs meselesi ile ilgili gelişmeler ve bu konudaki yaklaşımları dinleyebilirsiniz…
-*-*-
Ama hayır!
-*-*-
Büyükelçilik veya Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın ya da ne bileyim MİT’in ilgili birimleri, “kimin davet edilebileceği” ile ilgili bir liste hazırlar ve bu listede, geri bıraktırılmış demokrasilerde “doğru” kabul edilenler davetlidir; “yanlış” gördükleri ise “out”!
-*-*-
Türkiye Cumhuriyeti dışında, senede bir kez de Büyük Britanya İmparatorluğu’nun “Kıbrıs” Yüksek Komiserliği, Kuzey Lefkoşa’daki muhteşem mekanında konuk ağırlar… Rum – Türk davetliler vardır ama bu “etkinlik”, KKTC sınırlarında düzenlenen tek yabancı ülke etkinliği olması adına çok önemlidir… Ona davetliyim…
-*-*-
İngiliz beni düşmanı olarak görmez!
Zaten göremez, çünkü aynı zamanda vatandaşlarıyım!
-*-*-
Türkiye beni ya da benim gibi düşünenleri düşman görür!
-*-*-
Mesela benim gibi Kıbrıs’ta federal çözüm isteyenleri, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin ne olduğu gerçeğini bıkmadan anlatanları, çözümsüzlüğün Türkiye’nin işine gelebileceğini ama bizi tükettiğini söyleyenleri “hain” sayar…
-*-*-
Bizzat Türk Dışişleri Bakanı televizyon programına çıkar ve “Kıbrıs Türkleri içerisinde Rum’dan Rum olanlar var” diye efsane açıklamalar yapar!
-*-*-
Rum’dan daha Rum olmak!
Başlı başına ırkçı bir bakış açısı!
-*-*-
Ancak konumuz bu değil!
-*-*-
Konumuz, bizim gibi düşünen veya tavır takınanların Kıbrıs meselesi ile ilgili duruşu da değil!
-*-*-
Esas konu; aslında Türkiye’nin “Cumhuriyet Ruhu”nun azalması veya zayıflamasıdır…
-*-*-
29 Ekim, 23 Nisan, 30 Ağustos gibi “tarihler” mesela “15 Temmuz” gibi kutlanmıyor…
-*-*-
Elbette Türkiye nüfusunun önemli bir kısmı, “Atatürksüzleştirme” diye kısaltabileceğimiz bazı tavırları veya siyaseti onaylamıyor ama iktidardaki güç ya da güçler oradadır bu nedenle de “korku” boyutu her yerdedir!
-*-*-
Türkiye’de korku salan iktidardaki hakim zihniyetten “çekinenler” de ne yapmaktadır?
Atatürk düşmanı zihniyete mi karşı duracaklar?
Yemez!
O zaman “Kıbrıs meselesinde ateş olsak oturduğumuz kıçı ısıtacak kadar gücü olmayan” bizim gibi zavallılarla uğraşıp, bir nevi siyasi rahatlama veya daha doğru deyişle siyasi mastürbasyon yapmaktadır!
-*-*-
Bakın size iki şey anlatacağım…
-*-*-
Birincisi, Kayıt Kıbrıs adlı haber sitesi, RIK arşivlerinden bir 29 Ekim kutlaması yayınladı… Kısa bir görüntü… O görüntüde, inanılmaz bir kalabalık, çok şık “bayramlık”ları ile izlemeye gelmişler…
-*-*-
Dev bir Türk Bayrağı taşınıyor…
Ve bu bayrağı taşıyanlardan biri, efe kılığındaki babam…
-*-*-
Cuma akşamı, 59 sene önce doğduğum köyde, Gaziveren’deydim…
Spor Kulübü’nün dayanışma yemeği vardı…
-*-*-
Arkadaşlarımızla çocukluğumuzu konuştuk…
-*-*-
İki çok değerli “şey”den bahsettik!
Biri spor kulübü, öteki okul!
Bizi birbirimize bağlayan bir çocukluk ama bu çocukluğa her açıdan şekil veren kulüp ve okul!
-*-*-
Hepimiz o kulüpte top oynadık, küstük, barıştık, kavga ettik, kucaklaştık…
Hepimiz o okulda okuduk ama hepsinden önemlisi o okulda esir düştük; 14 insanı kaybettik!
-*-*-
Haaaa, Gaziveren, oldukça dindar sayılan bir köydü… Ramazan’da teravih namazlarına da giderdik; bayram namazları da çok eğlenceliydi ama bizi bize bağlayan okulumuz ve kulübümüzdü…
-*-*-
Bilmem anlatabildim mi?
Laik büyüdük…
Köylüydük…
Nefret etmeyi öğretmedi kimse bize…
Ve okulumuzla kulübümüzü çok sevdik…
Camiye de saygı duyduk…
Bu sıra hiç bozulmayacak!
-*-*-
Siz isterseniz, hiçbir resepsiyonunuza çağırmayın!
Zaten 15 Temmuz’u kutlamak isteyen mi var mesela yani!
Siz, matazori, ezik bir şekilde kutluyorsunuz ve mutsuzsunuz ki o da ayrı bir mesele!
1960’ların ortasından sonra Gaziveren’de doğanların sadece bir kısmı…
1961’de Lefkoşa’daki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasında merhum babam…