Cumhurbaşkanlığı ve Meclis binaları yapımına dair…

Kutlay Erk

“Külliye” veya “Yerleşke”, adı ne olursa olsun, projenin konusu Cumhurbaşkanlığı (CB) idari binaları ve KKTC Meclis’i toplantı ve idari binaları yapımı… Proje uygulamasına da başlandı. Hem de gerekli izinler alınmadan başlandı… Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı ise inşaatın fiilen başladığını ret ve inkâr ediyor, izinsiz başlatılan inşaat çalışmalarının durdurulması için görevini yapmayı da ihmal etmeyi tercih ediyor.

Bu projeye değişik açılardan bakılması gerekir. Öncelikle, ihtiyaç mıdır, gerekli midir? Mevcut CB ana binası yetersizdi diye eskiden top hisarı olarak da anılan Venedik surlarının üstüne ihtiyacı karşılayacak ek binalar yapıldı. Ana bina mimari ve tarihi kültürel bina özelliğini taşıyor; mimari bir değişikliğe uğramadan varlığı eski eserler kapsamında koruma altındadır.  Ek binalar ise, Venedik hisarları üstüne yapıldı; hisarların bu bölümü bir zamanlar ramazanda iftar saatini bildiren topun atıldığı yer olduğu için de top hisarı olarak da bilinmektedir. Yani CB ek binalarının bulunduğu yer hem tarihi surlar üstüdür, hem de kültürel bir mirasın anıldığı mekandadır. Dolayısıyla, CB idari binaları için hem ihtiyacı karşılayacak, hem de tarihi ve kültürel mirasları koruyacak bir çözüm üretilmesi gereklidir. Mesele, neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağıdır; kim tarafından yapılacağı ise, tartışmasızdır: A’dan Z’ye Kıbrıslı Türkler tarafından…

Mehmet Ali Talat’ın görevde olduğu dönemde, CB İdari binaları yapımı için bir girişim başlatılmıştı; projenin kapsamı, mevcut ana binanın korunması, bu bina çevresindeki binaların kamulaştırılarak, yıkılıp yerine idari binaların yapılması, hisar üstünde mevcut binaları da yıkıp tarihi kültürel mirasın orijinal şekline dönüştürülmesi idi… Projenin hazırlanması için yetkilendirilen Kıbrıs Türk Mimarlar Odası proje yarışması açtı, katılımcıların projeleri içinden seçim yapıldı. Gerekli kamulaştırmalar da yapıldı. Bütçe yetersizliği nedeniyle projenin uygulaması beklemeye alındı… Yani, burada iki saptama var. Birincisi CB idari binalar ihtiyacı vardır; ikincisi de, bu ihtiyacı karşılamanın ilk adımı olarak mimari projeler de yapılmıştır. Kararı veren de, projeyi yapan da Kıbrıslı Türkler… Demek ki, ihtiyaç tespiti yapabilecek ve onu çözecek projeleri üretecek akıl, bilgi, beceri, yetenek, adına ne derseniz deyin, hepsi de Kıbrıslı Türklerde var… Üstüne üstlük, mevcut CB ana binasının da korunması gereken tarihi-kültürel bir miras olduğuna dair iradesi ve ona “Gecekondu” yakıştırması yapmayacak kadar da saygısı var.

Meclis binası konusuna gelince… Evet, eskiden sigara fabrikası idi; 1974 sonrası düzenlenmiş ve meclis binası olarak kullanılma alınmış. İhtiyacı tam olarak karşılıyor mu? İdare eder… Bir meclis binası olarak A’dan Z’ye yeterli mi? Değildir… Milletvekillerinin, meclis komitelerinin, meclis yöneticilerinin ve çalışanlarının, güvenlik görevlilerinin, basının kullanacağı odalar tam ve yeterli değil… Bu gerçeği ret ve inkâr etmek de doğru değil… Dolayısıyla, meclis toplantı salonu ve idari çalışma odaları için ihtiyacı karşılayacak bir çözüm üretilmesi gereklidir. Mesele, CB binasında olduğu gibi gene neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağıdır; kim tarafından yapılacağı ise, gene tartışmasızdır: A’dan Z’ye Kıbrıslı Türkler tarafından…

Meclis eski başkanlarından Hakkı Atun zamanında bu ihtiyaca yönelik bir girişim başlatılmıştı; bütçe imkansızlıkları nedeniyle beklemeye alındı. Meclis eski başkanlarından Sibel Siber tarafından da, mevcut binanın daha kullanışlı olabileceği bazı uygulamalar yapıldı. Kararı verenler de, gerekli düzenlemelerle ilgi projeleri yapanlar da, uygulayanlar da Kıbrıslı Türkler idi… Eski sigara fabrikası diye horlamalar da yapılıyor, olsun; imkanlar dahilinde ve kimseye muhtaç olmayacak şekilde uygun olanın yapılması evladır… Mustafa Kemal’in emperyalizme karşı başlattığı kurtuluş savaşının meclis binası da İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kulüp binası olarak başlatılmış bir yarım inşaat idi…

KKTC CB Tatar’ın isteği, TC CB Erdoğan’ın da ianesi ile başlatılan CB-Meclis Binaları Külliyesi/Yerleşkesi/Kompleksi, her ne ad verilirse verilsin, yanlış bir şekilde başlatılmıştır; yanlışlıklar silsilesi ile sürdürülüyor. Bu projelere dair irade daha önce Kıbrıslı Türkler tarafından ortaya konmuş, çalışmalar başlatılmıştı… CB Tatar ile Meclis Başkanı Töre, bütçe olanakları varsa idi, yaratmışlarsa idi, başlatılmış çalışmaları kaldığı yerden devam ettirecekti. Bunlar için TC’den kaynak istemek doğru değildi, iane beklemek onurlu değildi. KKTC’nin mali olanakları yoksa, bu projeler beklemeye devam etmeli, mevcudu en iyi ve verimli şekilde kullanmaya odaklanılmalı idi. İtibar binalardan değil, zekadan gelir; itibar gösterişli binalarla kazanılmaz, uluslararası saygın kişilik ve kimlikle kazanılır…

Ve böylesine gösteriş düşkünü olacaksanız da, el parası ile saraya girmenin mutlu son olmayacağını bileceksiniz; ha bre kafanıza kakacaklar, el parasıyla saraya girdiğinizi… Kaldı ki o el parası da aslında veren ele ait para değil; ülkesinin insanlarının ödediği vergilerden toplanmış paralardır. Ve vergileri ödeyenler de, karşılığının kendilerine hizmet olarak dönmesini beklemektedir; yok da KKTC CB Tatar’a saray olsundu?! Türkiye derin mali krizlerdedir, TL’nin değeri malum… Yakışık alır mıydı Tatar’a ve Töre’ye Türkiye insanı mali sıkıntılarda vizilerken onların parasını kendilerine saray için kullandırmak… Erdoğan önermiş olabilir; sizin ekonomik aklınız yok mu idi ki diyesiniz, o para Türkiye’de kalsın; bugünlerin ekonomik ikliminde böyle yatırımlar ne TC’de ne de KKTC’de öncelikli olamaz… Sizin diliniz dönmez miydi ki diyesiniz bu işleri, paramız olduğunda, kendi insan kaynaklarımızla biz yapacağız… Akılları neyi kesti, dilleri neye çalıştı: Bu proje hediye imiş, reddetmek doğru olmazmış… Alınan hediyeye karşılık hediye de verilir; bu mali bütçedeki hediyeye karşılık Tatar ne verdi?! Kıbrıslı Türklerin iradesini… Ama bir yere not edilsin; üç yıl sonra Tatar’ın dönemi biter, Kıbrıslı Türkler iradesini geri alır, “Külliye” de yarım kalır…

LTB Başkanı ret ve inkâr etse de CB Tatar’a iane “Külliye” inşaatı başladı ve devam ediyor; belli ki 15 Kasım’da da Erdoğan gelip “Külliye”nin bir kısmının temelini atacak … Proje ile ilgili maketlerde ve resimlerde gösterdikleri yeşil alanlar, parklar, etkinlik alanları falan filanlar faso’dur; yok ettikleri yeşil alana karşı halkın gözünü boyamak çabasıdır…    

Son bir not da şimdiki CB ana binasına İngiliz sömürgesinden kalma bir “gecekondu” diyenlere: Abdülhamit de Kıbrıs’ı bula bula, kendi komiserine ancak bir gecekondu yapabilecek fakirlikte ve ilkellikte olan İngiliz’e mi kiralamış yani?!