Cumhurbaşkanı kendisi gibi düşünmeyenlere  “gidin Rum tarafında yaşayın” diyemez!

Serhat İncirli

Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır…
Bundan öncekiler tarafsız mıydı?
Bu tartışmanın anlamı yoktur…
Cumhurbaşkanı, Anayasa gereği veya ahlaki açıdan “tarafsız” olmalı ve herkesi kucaklayabilmelidir tabii ki…
Ama ne yazık ki değildir…
Bundan öncekiler de değildi…
Olabilir!
Ancak, eskilerin “taraflılığı” şimdiki kadar bariz değil!
Veya eskiden sanki daha kucaklayıcı ya da daha “kibar” duruşlar söz konusuydu.

-*-*-

Şimdiki, kesinlikle kontrolü kaybediyor…
Kendi gibi düşünmeyenlere, “gidin Rum tarafında yaşayın” şeklinde, modern demokrasilerin “suç” saydığı “ırkçı” ifadelerle saldırabiliyor… 
Ağzından duymadım ama dün eski FETÖ’cülerin hazırladığı bir internet gazetesinde bu iğrenç ve dışlayıcı çağrısını okudum…
Bunu söylemek, suç olmanın yanında şuursuzluktur, cumhurbaşkanına yakışmayacak bir yanlıştır ve kesinlikle taraf olmanın daniskasıdır.
E taraf olmak konusunda bu kadar pervasızsa, o zaman “karşı taraf” olanların eleştirilerine de “ben cumhurbaşkanıyım, bu eleştirileri – saldırıları hak etmiyorum, gızma be baa gızma be baa” diye yaklaşmamalıdır…

-*-*-

Cumhurbaşkanı, Kıbrıs konusunda açık taraftır…
Çözümle ilgili savunduğu tek şey, “şuursuz bir çözümsüzlük”ten başka hiçbir şey değildir…
Akıl işi olmayan, mantıksız bir duruş sergilemektedir ve açıkça “çözümsüzlük çözümdür”ün peşindedir…

-*-*-

UBP kurultayında veya aynı partinin özel bir gecesinde yaptığı kamuoyuna da açık konuşmalarda, bizzat bu partinin bir parçası olduğunu ifade etmiş; taraf olduğunu kesinlikle ispat etmiştir…

-*-*-

Tarihle alakalı bilgileri veya söylemleri; hem hatalıdır hem de bilgisizlikten kaynaklanan utanılması gereken şeylerdir…
Örneğin, “1974 öncesine dönmeyiz” ifadesi; inanılmayacak derecede büyük bir gaftır…
Çünkü özellikle 1977’den itibarenki resmi müzakere sürecinde, “1974 öncesine dönüş” hiçbir zaman masada olmamıştır.
Ne iki taraftan birinin ne de BM’nin bu konuda talebi söz konusudur…

-*-*-

“… 1571’de başlayan mücadelemiz, 1878’de İngilizlerin adayı ele geçirmesiyle birlikte devam etmiştir…” şeklindeki ifade de, Cumhurbaşkanı’nın gaza gelip, galeyana gelip, şuursuzca ve bağırarak dile getirdiği bir ifadedir ki ülkedeki tüm tarihçilerin, tarih öğretmenlerinin, tarih müfettişlerinin, talim terbiye dairesinin, eğitim bakanlığının bu konuda bir açıklama yapması bence şarttır ve kaçınılmazdır…
Bundan daha garip ve bilgisizce bir açıklama, hiçbir siyasetçi tarafından sarf edilmemiştir.
Alay konusudur… 
Üzgünüm ama öyledir…

-*-*-

Cumhurbaşkanı, yine son derece şuursuz bir şekilde, gerek KKTC, gerekse TC vergi mükelleflerinin parasını, gereksiz – amaçsız sadece gezme amaçlı harcamaktadır…
Bunun hesabını her vergi mükellefinin sorması kaçınılmazdır.
Çünkü, bu gezilerinden birinde söylediği, “… Turist ve öğrenci getirmek için buralardayım” gibisinden ifade, zaten yaptığı gezilerin saçmalığının kesin kanıtıdır.

-*-*-

En az Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kadar kendini eşit gördüğünü söylemekte ancak bunu söylerken, bahsettiği kişi Glasgow’da Dünya liderleri ile görüşmekte, kendisi ise KKTC’deki BTM liglerine ödenmesi gereken borcun ötelenmesi için toplantı yapmaktadır.

-*-*-

Aşı kartlarının tanınması gerekmektedir, bu konuda adım atabilecek tek makam belki de “toplum liderliği” makamıdır, hiçbir kımıldama yoktur.
Türkiye ile bireysel ilişkileri çok iyiyse, ülkeye ilaç ve aşı sağlanması konusunda girişim yapabilmelidir, yapmalıdır.
Bilmem anlatabildim mi?


Sadece Kıb – Tek 
batmayacak ki!

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu…
Kıb – Tek…
Sevgili Yusuf Avcıoğlu dün sabah Sim TV’deki programımın konuğuydu…
HP yöneticilerinden ve Kıb – Tek yönetim kurulunun eski üyelerinden…
Ayrıca kabul etmek lazım, konunun belki de bu ülkedeki en önemli uzmanlarından…
Bu satırları okurken de CTP Lefke Milletvekili Salahi Şahiner konuğum olacak…
Ve haftaya da umarım “eski” bakan Erhan Arıklı ile sohbet etme şansımız bulunacak…

-*-*-

Avcıoğlu, Arıklı ile atışıyor, tartışıyor…
Şahiner de aynı şekilde…
İkisini dinlediğiniz zaman, sanki Arıklı’nın bu göreve geliş sebebinin, “… Batır da özelleştirelim” noktasında olduğu yargısına varıyorsunuz…
Elbette Arıklı bu eleştirileri kabul etmiyor…

-*-*-

Ancak, kurumun geldiği nokta, teknik anlamda yatırım yapılamaz, ekonomik anlamda da içinden çıkılamaz bir noktadır…
Borç, yılsonunda, KKTC Bütçe açığını aşacak ve belki de bir milyar TL olacak…
Alacaklar, onlarca farklı sebepten dolayı tahsil edilemez durumdadır…
Haliyle “iflas” kaçınılmazdır hatta şu andaki durumu izah eden “kelime” budur!

-*-*-

Büyük bir olasılıkla devreye “önemli isimler” girecek “işte beceremediniz” denilecek (KTHY gibi) ve Kıb – Tek özelleştirilecek…

-*-*-

Bu arada belirtelim, kablo ile Türkiye’den elektrik getirilmesi asla mümkün değil!
Veya şöyle söyleyelim; kablo ile elektrik getirme olasılığı, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın, KKTC’de bizden bir takımla resmi maç yapabilme olasılığı kadardır!
Fiziken mümkündür, hukuken imkansızdır!

-*-*-

Çözüm mü?
Kıbrıs sorunu en erken bir zamanda tüm Dünya’nın kabul ettiği şekliyle çözülmez ve “egemen eşit devlet” saçmalığı sürdürülürse; batacak olan sadece Kıb – Tek olmayacak ki!


 


Ekonomist misin? Che Guevara’ya, Merkez Bankası Başkanı olduğu gün bir Amerikalı gazeteci tarafından sorulan ünlü sorudur… Guevara, “hayır komünistim” diye yanıt vermişti… Önümüzdeki günlerde ekonomik anlamda yaşanacak yıkımı görmek için ekonomist olmaya gerek yok… Ama bir komünist gibi yaşamaya büyük önem verilmesi şart… Mesela kar amacı güdülmeyen veya daha az kar marjı ile çalışabilecek kooperatifleşme… DAÜ – Koop, buna yeni bir örnek… Üniversite bünyesinde öğrenciye ve üyeye daha ucuz ürün satmaya çalışacak yeni bir market açıldı… Kutluyorum…