CTP’li olmak bazen bir parti binasının bahçesinde büyümektir. İngiliz hurmasının altına döktüğü
meyveleri toplamak, yenidünya meyvesi sararır sararmaz dalından koparıp yemektir. Okuldan çıkıp
eve değil bir ilçe binasına gitmektir. İlçe toplantılarının yapıldığı masanın köşesinde ödevlerini
yapmak, akşam olunda babanın seni almaya gelmesini beklemektir.
Akşam olmasını beklerken oyunlar kurmak, yeni insanlar tanımak, kendini kocaman bir ailenin
parçası hissetmektir.
Henüz siyasetin ne olduğunu bilmeden, dayanışmanın ne demek olduğunu öğrenmektir. Çünkü
benim CTP hikayem üyelik formu ile başlamadı, bir çocukluk ile başladı.
CTP’li olmak bazen ilk kez bilgisayarın karşısına oturmaktır. Renksiz ekrana merakla bakmak,
tuşlarına dokunduğun klavyenin ve farenin bambaşka dünyaya kapı açmaktır.
Bazen okul ödevlerine yardım eden abilerin yanında büyümektir. Seçim zamanı geldiğinde Tuncer
abi ile bayrakları hazırlamak, pankartları fırça ile boyamaktır.
O yaşlarda pankartın neyi değiştireceğini bilmezsiniz ama birlikte bireyler yapmanın güzelliğini
öğrenirsiniz.
Sonra biraz büyürsünüz, BTMK’dan çıkıp yürüyerek Arabahmet’e CTP Genel Merkezine gidersiniz.
Babanız orada çalışıyordur, yine mesai bitimini beklersiniz. Ama artık dünyanız daha geniştir.
Arabahmet’in çocukları ile oynarsınız, renklenen bilgisayar ekranlarında, paint te resimler çizer
renkli DOS oyunlarını tanırsınız. Fotokopi çekersiniz, dosyaları hazırlamada yardımcı olursunuz,
telefonlara bakarsınız, kahve yaparsınız.
Ahmet Ömerağa’nın yanında ipek baskının nasıl yapıldığını gözlemlersiniz, yağmurlu havalarda
Derviş abinin yaptığı çayı içerken ödevlerinizi yaparsınız, Kadriye ablanın 10 parmak yazı
yazmasını izlersiniz. Ülkenin geleceğine ilişkin konuşmaları duyarsınız ama o günlerde
anlamlandıramazsınız.
MYK toplantıları, PM toplantıları yapılır, bazen kahveleri hazırlarsınız. Gece toplantılar bittiğinde
topluca Umutlar’da çorba içmeye gidersiniz. O yıllarda hiçbir şeyin farkında değilsinizdir, çünkü s.z
çocuksunuz.
Ama yıllar sonra anlarsınız.
Çocukluğunuz bir ülkenin siyasi hafızasının tam ortasında geçiyordur…
CTP'li olmak...
Bazen parti merkezinin bahçesindeki portakal ağacına tırmanmaktır. Siz ağacın dallarında
oyun oynarken, aşağıda hararetli sohbetler yapılır. Bazen sesler yükselir. Bazen tartışmalar
olur. Bazen kavgalar...
O günlerde bütün bunlar sizin için pek bir şey ifade etmez. Kim neyi savunuyor, kim neye
itiraz ediyor, hangi tartışma hangi karara dönüşecek...
Bilmezsiniz. Siz yalnızca ağaca tırmanan bir çocuksunuzdur.
Ama yıllar geçer.
O günlerde duyduklarınızı, gördüklerinizi, insanların yüzlerini yeniden hatırlarsınız. Ve bir
zamanlar anlam veremediğiniz konuşmalar, zihninizde yerini bulmaya başlar.
Siz portakal ağacının dallarındayken, aşağıda tarih yazılıyordur.
CTP'li olmak...
Bazen Girne Kapısı Meydanı'nda yağmurun altında parti piyangosu satan bir çocuk
olmaktır.
Mehmet Civa abinin anonsları...
Yağmur yağar. Siz piyango satarsınız. Birileri anons yapar, birileri bilet alır, birileri sohbet
eder. Yıllar sonra o günün rakamlarını, kaç bilet satıldığını, kime ne çıktığını hatırlamazsınız.
Ama yağmuru hatırlarsınız. Mehmet abinin sesini hatırlarsınız. Çünkü insanın hafızasında
bazen büyük olaylardan çok, küçük ayrıntılar kalır. Ve o ayrıntılar bir gün bütün
çocukluğunuzu anlatmaya yeter.
CTP'li olmak...
Bazen ilk Türk kahvenizi Ferdi Sabit Soyer'e yapmaktır. Üstelik kahve yapmayı henüz
bilmiyorken...
Kahveyi az koymuştum. Ferdi abi fincanı aldı. Bir shot içer gibi tek seferde içti.
Sonra bana dönüp,
“Cenk, bana bir kahve daha yap lütfen.”
dedi.
Bugün bile hatırladıkça gülümsüyorum.
Basamakları 3’er 5’er çıkan Ömer abim. Onlarca arşiv dosyası hazırlayan Yıltan abim,
masası özenle düzenlenmiş Feridun abim…
Çocukken “abi” dediğim insanların yıllar içinde ülke yönetiminde önemli görevler
üstlendiğini gördüm.
Ama benim hafızamda onların makamlarından önce başka görüntüler var.
Bir parti binasının merdivenleri.
Bir toplantı odası.
Bir kahve fincanı.
Bir çocuğa gösterilen yakınlık.
Çünkü insan, çocukluğunda tanıdığı insanları unvanlarıyla hatırlamaz, kendisine nasıl
davrandıklarıyla hatırlar.
CTP'li olmak...
Bazen büyüdüğünüz yere bu kez kendi iradenizle dönmektir.
Lise öğrencisi olduğum yıllarda hem de…
Beş, belki on kişilik bir gençlik ekibiyle CTP Gençlik Örgütü'nün Lefkoşa ilçe
örgütlenmesini oluşturduk.
Çocukken ödev yaptığım, oyun oynadığım, babamın mesaisinin bitmesini beklediğim o
dünyanın içinde artık kendi sorumluluğumu üstleniyordum.
Bir zamanlar büyüklerin hazırladığı pankartlara yardım eden çocuk, şimdi kendi
arkadaşlarıyla çalışmalar yapıyordu.
Bir zamanlar dinleyen, izleyen, öğrenen çocuk, artık söz söylemek, bir şeyleri değiştirmek
istiyordu.
Belki de büyümek biraz buydu.
Sizi büyüten yere, sizin de bir şeyler katmak istemeniz.
CTP'li olmak...
Bazen 2004'ün kalabalık meydanlarında, üzerinde görevli yeleğiyle dolaşmaktır.
Annan Planı günler i.Meydanla r.Sloganlar. Pankartlar…
Bir cipin direksiyonunda koşturmak, pankart asmak, yapılacak işleri yetiştirmeye
çalışmak...
Bazen kalabalıkların içinde görev almak. Bazen de kimse yokken tek başına bayrak
sallamak.
O günlerden aklımda yalnızca siyasi tartışmalar kalmadı. Bir de insanların yüzleri kaldı.
Meydanların görüntüsü. Sloganların sesi. Yorgunluk. Heyecan.
Birlikte geçirilen uzun günler. O yıllarda öğrendiğim bir şey vardı.
Bir düşünceye inanmak, yalnızca kalabalıkların önünde görünmek değildi. Bazen
herkes gittikten sonra da orada kalabilmekti. Bazen alkışlayan kimse yokken de
bayrağı tutabilmekti.
Bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımın ne kadar büyük bir bölümünün bu hikâyenin
içinde geçtiğini görüyorum.
Bir zamanlar babamın mesaisinin bitmesini bekliyordum. Şimdi kendi yıllarıma dönüp
bakıyorum. O bahçede büyüyen çocukla bugünkü ben arasında çok şey değişti. İnsanlar
değişti. Görevler değişti. Seçimler geldi geçti. Kimi hayaller gerçekleşti, kimileri yarım
kaldı. Ama hafızamda hâlâ aynı bahçe var. Aynı ağaçlar. Aynı sesler.
Ve bazen düşünüyorum...
Acaba o günlerde, portakal ağacının dallarından aşağıya bakarken, yıllar sonra bütün
bunları yazacağımı bilseydim ne hissederdim?
Muhtemelen hiçbir şey.
Çünkü o çocuk için orası bir siyasi partinin genel merkezi değildi.
Babasını beklediği, oyun oynadığı, ödev yaptığı, kendisini güvende ve ait hissettiği bir
yerdi.
Bazı insanlar bir siyasi partiye sonradan katılır.
Çok azı ise onun içinde büyür.
Ben onun içinde büyüdüm.
Ve bugün anlıyorum ki...
CTP'li olmak, benim için yalnızca bir siyasi tercih olmadı, çocukluğumun,
gençliğimin ve hayatımın hikâyesi oldu…