Çözümün “adı” yok!

Cenk Mutluyakalı

Antalya Diplomasi Forumu’nun görkemli salonlarında, diplomatik dilin ustaca ördüğü o meşhur boşluk bir kez daha görünür oldu... Kıbrıs’ta çözümden söz etmeyen yok, ancak o çözümün adını koyan da yok.

***
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başlayalım.

Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’la yaptığı görüşme sonrası, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğinde konuştu.

Tam da şunu söyledi:
“1963’ten bu yana gündemimizde olan Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılmasının zamanının çoktan geldi.”

Ne güzel söylemiş, dedik.
Antalya Diplomasi Forumu'nda konuşmanın tonu biraz daha değişti tabii...
Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz. Bunun için Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi, savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkü’nün dirayetli tutumu, bugün Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır.”

Bu üslup, iyimser bir okumayla, yeni bir diplomasiye imkan yaratacak esneklik olarak da görülebilir elbette...

Ne "federasyon öldü" diyerek kapıları sertçe çarptı ne de Tatar dönemi gibi "iki devletli çözüm" formülünü nihai bir dayatma gibi masaya sürdü.

Dedim ya, "iyimser" okursak eğer...

***
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman da konuştu Antalya Diplomasi Forumu’nda… “KKTC Cumhurbaşkanı” sıfatıyla sahnedeydi ve seçim döneminde ne söylemişse yineledi.

Divan edebiyatından örnekle açtı sözü; güçlü anlatısı ve söz ustalığıyla da muhtemelen milyonları etkiledi.

Tufan Hoca da “federal çözüm” demedi… Erdoğan’ın doğrudan “iki devletli çözüm” demediği gibi…

Ha, şuradan da okuyabiliriz... Tufan Hoca “siyasi eşitlik” üzerinden “federasyon”, Erdoğan da “iki ayrı devlet, iki ayrı halk” söylemi üzerinden “konfederasyon” işaret etti.

Yine de kimse çözümün adını koymadı.

***
Kıbrıs’ta “çözüm isteği”nden söz ediyor sık sık Kıbrıslı Rum liderliği de…
Ama güvenlik, güç paylaşımı ve mülkiyet gibi başlıklarda yeni bir esneklik üretmiyor.

Taraflar "çözüm" hedefini işaret ediyor ama farklı rotalar çiziyor.

Bu nedenle “görüşme” var… Ama “müzakere” yok.

Bu sıkışmanın en ağır maliyetini değişmeyen bir özne ödüyor: Kıbrıslı Türkler.

Çözümün bir adı olmayabilir, ancak çözülmenin adı hâlâ ve ısrarla Kıbrıslı Türklerdir. Nüfus yapısından ekonomiye, demokratik iradeden geleceğe duyulan o derin belirsizliğe kadar her alanda hissedilen bir erime bu...

Kıbrıslı Türkler açısından durum değişmedi.
Yine aynı önündeki seçenek...
Ya çözüm… Ya ilhak…

Ya Kıbrıs birleşecek; siyasi eşitlik ve yurttaşlık hakkı temelinde, merkezi gevşek kurucu devletleri daha güçlü bir federal formülle ya da adanın kuzeyi, Türkiye’ye katılacak giderek; adına “kktc” denen bir gösteriyle!

Bir dipnot... Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında, Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi ve Barış İnşaası İşlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary Di Carlo ile bir araya geldi... "CTP, Kıbrıs’ta federasyon temelinde çözüm hedefini Antalya’da yineledi..."