ÇÖZÜM YERİNE BAHANE ÜRETMEK

Cenk Mutluyakalı

 

20 senedir şeker hastası bir dostum var!
14 hap içiyor günde!
ON DÖRT !
2 insülin!

***

Hastaneye gitmek, sıraya girmek, bu hapları yazdırmak, eczaneye gitmek, almak gerekiyor.
Her ay...
Her ay...
Her ay...
( Siz bunu 20 seneye göre çarpınız, hesaplayınız, o kadar "her ay" yazınız)
Bu ilaçlar değişmiyor.
Ve bu meret "nezle" değil.
Geçmiyor!
( Ana babası için kuyruğa giren, nice nice kronik hasta var, yakını var, nice nice insan )

***

Bu işlem için yarım gün gerekiyor!
En az...
Hastanede...
Kuyrukta...
Ülkede 50 bin şeker hastası varsa, bu kadar yarım gün demek...
Ömür!

***

Peki, bu kadar zor mu diyabet ya da benzeri kronik hasatlara bir "daimi reçete" hazırlamak, en azından senede ya da altı ayda bir doktor kuyruğunda bekletmek!
Hastaneyi de rahatlamak hastayı da bu kadar zor mu?
O kadar "yarım gün" ömrü geri kazanmak bu kadar zor mu?
Zor!
Çünkü prosedür hayatı yeniyor!
Çözüm değil eziyet üretiyor bu ülke, insan öğütüyor, günlük hayatı kolaylaştırmak yerine  kaosa sürüklüyor.

***

Çözüm üretmeyen insanlardan, kurumlardan, yöneticilerden, çalışanlardan, sistemlerden nefretlik geldi.
Paranızla dahi iş yürümüyor bu ülkede...
Devletle hiç!
Bir sorun söylüyorsunuz, o bir başkasına söylüyor, bir diğeri size "nasıl olmaz"ı anlatıyor, öteki berikini suçluyor, gazel okunuyor, masal anlatılıyor, slogan atılıyor, çözüm yok!
İletişim ve bilgi çağında artık 10 yaşında çocukların "şöyle yapsak" dediği formülleri üretemiyor bizim sistem...
İlla ki "bahane" üretiyor ama "çözüm" üretmiyor.
Çürütüyoruz hayatı, hayatları...
Modern çağlarda insana eziyet de bu işte, illa ki kırbaçlamak gerekmiyor.
Aptalların cumhuriyeti!