Çözüm umudunu azaltıp karmaşayı artıran bir zihniyet!

Serhat İncirli

“… Siz hukuksuzluğu zorlayacaksanız; onlar da hukuku zorlayacak!”

Bir yabancı diplomat veya bir yabancı Kıbrıs sevdalısının geçtiğimiz gün bana gönderdiği mesajdan bir cümle…

-*-*-

Uzun bir yazışmaydı…

Sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’nde değil; Dünya’nın bütün “hukuk” devletlerinde, mülkiyetle alakalı yasaların neredeyse aynı olduğunu anlatan bu yabancı arkadaşa göre özetle durum şu:

“… Kıbrıs’taki mevcut siyasi durum, bölünmüşlük, KKTC’nin ilanı falan mülkiyet hakkını etkilemiyor… Geçerli olan tapular, KKTC’nin verdikleri değil, 1974 öncesindekilerdir…”

-*-*-

Haliyle siz mülkiyeti başkasına ait bir “mülkü”, satamazsınız, kiralayamazsınız, kullanamazsınız!

-*-*-

Haaa mevcut durum, “geçici kullanım hakkı” verebilir!

Ama KKTC’nin, “kamulaştırma hakkı” dahi, uluslararası hukuk veya iç hukuk adına çok sıkıntılıdır; tanınması – kabul edilmesi mümkün değildir!

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti yasaları ne diyor?

Başkasının mülküne tecavüz ederseniz, 5 – 7 yıl hapis yatabilirsiniz!

-*-*-

Şimdi, Larnaka ve Baf’tan yolcu alan taksicilerle ilgili de yasal düzenlemeye gidiliyor!

Nedir bu yasal düzenleme?

Açıkça “baskı”dır!

Kıbrıslı Türk taksicileri ekonomik anlamda sıkıntıya sokup, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne hem araçlarını, hem de kendilerini resmen kayıt yapmaya zorlamaktır!

Zaten ilgili Rum bakan bunu gizlemiyor!

-*-*-

KKTC’de yasadışı taksicilik yapmak suç mu?

Suçtur!

Ve taksicilerin en büyük şikayet konusudur!

E Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de suçtur!

-*-*-

Sonuç!

Sonuç, aynen dostumuzun dediği gibidir!

Biz, kendimizi yasal bir devlette yaşıyormuş gibi kabul ediyor ve bize uygulananın haksızlık, insanlık dışı olduğunu öne sürüyoruz!

Ama gerçek böyle değildir!

KKTC, gerçek – yasal bir devlet olmamıştır ve olma ihtimali düşüktür!

-*-*-

Ne yapmalıyız?

Mülkiyetle ilgili olarak “Kıbrıs sorunu çözülmeden” bir çözüm bulmak istiyorsak, takastı, iadeydi, tazminattı derken, Taşınmaz Mal Komisyonu’nu daha çok devreye sokabiliriz…

-*-*-

Bu arada ekleyelim; Kıbrıs sorununun siyasi olarak çözümsüzlüğü veya çözümü; şu anda işgal ettiğimiz toprakları asla bizim yapmaz!

Bunu da belirtelim!

-*-*-

Mutlak çözüm mü?

Mutlak çözüm; geçmişe dönüştür de “fiziken” pek mümkünmüş gibi durmuyor!

-*-*-

Bizim taraf “hukuksuzluğun” kabul edilmeyeceğini bildiği için, günü geçirmekten başka hiçbir şey yapmıyor ve kesinlikle çözümsüzlüğe oynuyor!

Rum tarafı da, bu hukuksuzluğa karşı “hukuku” öne çıkarıp, cezalandırıyor!

Karmaşa artıyor, çözüm umudu azalıyor!

-*-*-

Evet, şahsen mülkiyet konusu veya kaçak Kıbrıslı Türk taksiler örneğinde gördüğümüz tedbir çalışmalarında Kıbrıs Rum tarafının yüzde yüz haklı olduğu inancındayım!

Ama yüzde yüz haklı olmak; tüm şartları göz ardı edip, cezalandırmaya başvurmak, dediğim gibi sadece karmaşayı artırıyor ve çözüm umudunu azaltıyor!

-*-*-

Bunlar daha ufak meseleler!

Anlayacağın, senin da işin çok zor; bil da gel Sayın Maria Cuellar!


‘Bütün halk birlik olmazsa, kavga haklı olmuyor’ sözündeki ‘halk’ hangi halktır?

Osmanlı, 1878’de Kıbrıs’ı İngilizlere kiraladı!

1914’te iki devlet I. Dünya Savaşı’nda düşman saflarda yer alınca, İngilizler “Kıbrıs’ı işgal ettik” dedi…

1923’te Lozan’da, Kıbrıs Adası İngilizlerin devletine “helal” edildi!

-*-*-

İngilizler, 1950’lerin sonlarında, “hepsini tutmanın ekonomik bir değeri kalmadı” noktasına geldi!

1959 sonlarında anlaşmalar imzalandı ve 1960’ta “Kıbrıs Cumhuriyeti” kuruldu.

-*-*-

Kurulurken de haritamızda da göreceğiniz üzere, iki büyük egemen askeri üs, Dikelya ve Ağrotur, İngilizler tarafından “tutuldu”…

-*-*-

Ada, bağımsız bir devlet oldu ama bu iki üs ve bazı küçük noktalara “hükmedemeyeceği” anlaşmalara imza atıldı!

-*-*-

Kısacası, Dikelya ve Ağrotur başta olmak üzere; Ada’nın toplamda yüzde 3’lük toprak parçası, Majestelerinin Britanya İmparatorluğu’na ait egemen topraklar haline getirildi!

-*-*-

Yani Britanya, bu topraklardaki her deliğe dinamit koyup gümlettirebileceği gibi; başka bir şey bulup yüklettirebilir duruma geldi!

-*-*-

Hatta bazı komplo teorisyenlerine göre; 1974 yılında Türk Ordusu Ada’ya getirilirken, NATO – Amerika ve Britanya’nın planları arasında; “olur da bir gün Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk düşmanlar birleşip, egemen üslerimize tehdit oluşturursa, Türk Ordusu bizi koruyacak” planı ya da planları da vardı!

-*-*-

İngiltere’nin hem Ağrotur’da hem Dikelya’da, her türlü savaş uçağının rahatlıkla inip kalkabileceği iki havaalanı var…

Dikelya kapatıldı.

Ağrotur’daki havaalanı ise geliştirildi…

-*-*-

İngiltere ve yakın dostu Amerika, hatta bazen öteki müttefikleri; yıllardan beri, egemen üsleri diledikleri gibi kullanıyor!

Dilerlerse Suriye’yi bombalıyorlar, dilerlerse Irak’ı!

Yemen’e bomba yağdırabiliyorlar; İsrail’e her türlü desteği uçurabiliyorlar!

Dilerlerse dinamit sokup gümlettiriyorlar; dilerlerse tüm deliklerine, dilediklerini yüklettirebiliyorlar!

-*-*-

Britanya’nın Kıbrıs’taki Yüksek Komiseri geçen gün Yenidüzen’den Ödül Aşık Ülker’e bunları zaten uygun bir dille izah etti!

-*-*-

Ve Kıbrıs’ta bir grup savaş karşıtı güzel insan; geçtiğimiz Pazar günü, Ağrotur’daki üsler önünde eylem yaptı.

Bu eylem, KKTC’de pek dikkate değer bulunmadı; Fikri Ataoğlu’nun koltuk telaşı kadar haber değeri verilmedi!

-*-*-

Ama, The Guardian gibi çok değerli yayın organları konuyu haberleştirdi…

Çok az sayıda olsa da, Kıbrıslı Türk savaş karşıtları da protesto eylemindeydi…

Kıbrıslılar, kendi toprakları üzerinden, Gazze’deki insanlık suçuna ortak olunmasına karşıdır!

Kıbrıslılar, kendi topraklarının, Yemen’de Husiler’in bombalanmasına da karşıdır!

Kıbrıslılar, İngiltere, Amerika veya başkalarının çıkarları için, Kıbrıs Adası’nın savaşın içine çekilmesine karşıdır!

Ve Kıbrıslılar, Kıbrıs’ın üzerine bomba yağdırılma olasılığından da endişe duymaktadır!

-*-*-

Doğru olan ne midir?

Doğru olan, Ada’nın tümden askersizleştirilmesidir tabii ki!

Kolay mı?

Değildir!

Çünkü “bütün halk birlik olmazsa, kavga haklı olmuyor” sözü, sadece Cem Karaca’nın şarkısından bir söz değildir!

-*-*-

Ve Kıbrıs’ta hala “halk”ın ne olduğu konusunda dahi “birliktelik” bulunmamaktadır!


Kıbrıs Barış Konseyi Başkanı Tassos Costeas, "Basitçe söylemek gerekirse, ülkemizin büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 24 binden fazla kişinin ölümüne yol açan bir savaşta kullanılmasını istemiyoruz" diyor…