Çözüm neden şarttır?

Serhat İncirli

Türkçede en sevdiğim atasözlerinden biridir: “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır”…

-*-*-

Sözlüklere baktığınızda anlamı şudur:
“Suçlu veya haksız olan kişinin, yaptığı yanlışın hesabını vermek yerine kendisini haklı göstermeye çalışması ve mağdur olan kişiyi susturmasıdır.”

-*-*-

Yani kişi yerden göğe kadar haksızdır ama yüzsüzlük ederek haklı olanı suçlu durumuna düşürmeye çalışır!

-*-*-

Adam bir akşam ev gelir; karısı, tanımadığı bir adamla kahve içmekte, sohbet etmektedir!

-*-*-

Karısını mutfağa çağıran adam, “kimdir bu adam, nedir senin yaptığın, hiç tanımadığımız erkekleri eve mi alıyorsun? Yoksa sen beni aldatıyor musun?” diye çıkışır!

-*-*-

Kadın, kocasını tutar, salona adamın yanına kadar götürür ve “tanıştırayım kocacığım, sevgilinin kocası” der!

-*-*-

Hipokrasi!

-*-*-

Batıda “hipokrasi” siyasetin en önemli ilkelerinden biri, belki de birincisidir!

-*-*-

Hipokrasi, Türkçede ikiyüzlülük anlamına gelir. 

-*-*-

Bir kişinin savunduğu, söylediği veya başkalarından beklediği değerleri kendisinin uygulamaması durumudur.

-*-*-

Adam ağır hırsızdır, hırsızlara laf sokmaya çalışır!

-*-*-

Veya adam mesela eğitim bakanıdır veya fark etmez bakandır, vekildir ama çocuğu özel okulda okur!

-*-*-

Mesela hipokrasinin en utanç verici örneği, Kıbrıs’ta iki eşit devleti savunup, Türkiye’de “şehitler ölmez vatan bölünmez” diye slogan atmaktır!

-*-*-

Bunun, diplomatik – Latince terim ya da deyimlerle “hafifletilmesi” söz konusu değildir!

-*-*-

Avrupalı değerlerde, hipokrasi ya da yavuz hırsızın ev sahibini bastırması gibi durumlar, siyasetçinin istifasını gerektirir!

-*-*-

En iyi ihtimalle özür dilemek lazımdır!

-*-*-

Yalan, uydurma, sallama da önemlidir!

-*-*-

Ayıptır, özrü gerektirir!

-*-*-

Mesela eminim Hasan Taçoy, Girne Belediyesi Açık Pazarı ile ilgili kira bedeli konusunda bilerek yalan söylememiştir ama Girne Belediye Başkanı ve Pazar Yeri Sorumlusu, “söyledikleri yalandır” demiştir!

-*-*-

Taçoy, “çok özür dilerim” derse, Batılıdır… Demezse “KKTC’lidir”…

-*-*-

Neyse!

-*-*-

Dün dündür, bugün bugündür!

-*-*-

Siyasette bu durum çok normaldir!

-*-*-

Şartlar değişir, bazı özel durumlarla ilgili düşünceler de değişebilir!

-*-*-

Süleyman Demirel’in meşhur sözüdür, “dün dündür, bugün bugündür!”…

-*-*-

Ama Türk siyasetinin en utanç verici konusu “FETÖ” konusudur!

-*-*-

Bir dönem, neredeyse Türkiye’de yaşayan her AKP’li hatta her CHP’linin “hoca efendisi” olan Fetullah Gülen, bir gecede “terörist başı” olabilmiştir!

-*-*-

Hipokrasi ötesi bir durum!

-*-*-

Ve gelelim Bertan Zaroğlu’na!

-*-*-

Zaroğlu, kalktı bir laf etti ve dedi ki, “Haşhaşiler… Yok bilmem neler, kökünüzü sökeceğiz!”…

-*-*-

Kök söktürmek veya kök sökmekle kök kurutmak sanırım farklıdır ki Zaroğlu “kökünüzü kurutacağız” demeye çalışmıştır!

-*-*-

Zaroğlu, “Kıbrıslı Türklerden değil, FETÖ’den ve Fetöcülerden bahsetmiş…”

-*-*-

Tam bir hipokrasi hali!

-*-*-

Tabii ki bu hipokratik durum sadece Zaroğlu’na mahsus bir şey değil; bil- a istisna KKTC siyaseti neredeyse aynı noktadadır; “Erdoğan haydi hepimiz sağa gidiyoruz” dediğinde giderler; “hooop haydi şimdi ileriye” dediğinde asla sorgulamazlar!

-*-*-

Erdoğan, “Şimdi oturuyoruz” dediğinde otururlar, “sıçalım arkadaşlar” derse, üzerlerine sıçmaktan da geri kalmazlar!

-*-*-

Hipokrasinin ve yavuz hırsız ev sahibini bastırır durumunun, KKTC’de ve anası TC’de siyasetin temelinde yer alması “geri kalmışlıkla” alakalıdır!

-*-*-

Eğitimle yakından ilgilidir!

-*-*-

Kültür haline gelmiştir ve değişmek kolay değildir!

-*-*-

Peki ne yapmak lazım?

-*-*-

Çok bir şey yapabileceğimizi düşünmüyorum!

-*-*-

Sistemi değişmek kolay değil!
Çünkü siyaset olduğu gibi sistemin en önemli parçasıdır!

-*-*-

Seçimle bazı şeyler düzelemez çünkü kim seçilirse seçilsin, sistemi değişmek gibi bir plan ya da programdan çok “biz daha iyiyiz”i öne çıkarmak var!

-*-*-

İçinde olduğumuz durumda; mesela dün sabah izinliydim, tv programım yoktu, Güney’e geçip dönmek istedim; kuyruk, inanılmazdı!

-*-*-

İnsanlar neden Güney’e gidiyor?

-*-*-

Okumaya?

-*-*-

İşe?

-*-*-

Gezmeye?

-*-*-

En kötüsü alışverişe?

-*-*-

Bence, evet hepsi için gidilebilir ama asıl gidiş sebebi, “sistem”dir!

-*-*-

Tıkır tıkır çalışan bir sistem!

-*-*-

Aksaklıklar elbette var, çürük elma o tarafta da çok ama sistem saat gibi çalışıyor!

-*-*-

Çocuklarımız neden yurt dışında okumayı tercih ediyor?

-*-*-

DAÜ, LAÜ, UKÜ çok yakından bildiğim, çok kaliteli üniversitelerdir ama mesela biz kendi kendimize DAÜ’yü bitirmek ve batırmak için çaba harcıyoruz!

-*-*-

Çocuklar yurt dışına gidiyor, “sistem” görüyor, KKTC’ye dönüp baktığında gülmek bile içinden gelmiyor!

-*-*-

Çözüm?

-*-*-

Evet çözüm?

-*-*-

Hırsızlar, faşistler, çökücüler, yiyiciler, yutucular anında saldırıya geçecek biliyorum da “tek yol devrim” diyorum!

-*-*-

Hangi devrim mi?

-*-*-

“Kıbrıs meselesinin siyasi çözümü” tabii ki!

-*-*-

İki bölgeli, iki toplumlu, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözüm elbette devrimdir!

-*-*-

Oldu; oldu!

-*-*-

Efendim Hristodulidis iyi niyetliydi, kötü niyetliydi, şuydu, buydu, ELAM’dı, Kilise’ydi geçiniz… 

-*-*-

Sistemsizlikten kurtulmanın tek yolu siyasi çözümdür!

-*-*-

Haaaaa; sistemsizliği boş verin; hipokratik siyasetimizi geçin, yavuz hırsız ev sahibini bastırırcıları unutun; beş, bilemediniz on sene sonra, yokuz!

-*-*-

Efendim karma oy kaldırılmalı mı?

-*-*-

Efendim veto ettim!

-*-*-

DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı’nın değiştirilmesini de veto edeceğim!

-*-*-

Eeeeee; TC Büyükelçisi’nin yanındaki üç beş dilbandiyle KKTC’yi yönetiyor olmasını günde üç öğün yemekten sonra yutmak çok mu normal?

-*-*-

Neyse!
İzindeyim; bayağı da sağlığımı bozdum!

-*-*-

Daha fazla sağlığımı bozup, mesela delirip, onu bunu öldürmek istemeyeyim!

-*-*-

Bazılarına küfür etmişler; bana her gün ediyorlar; o da birilerini öldürmemek için kendini zor tutuyormuş!

-*-*-

Yapma be!

-*-*-

Sadece düşüncelerinden dolayı sana küfredilince mi siyaset yapmak aklınıza geliyor?
Ki bu da ayrı bir mesele!