Türkçede en sevdiğim atasözlerinden biridir: “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır”…
-*-*-
Sözlüklere baktığınızda anlamı şudur:
“Suçlu veya haksız olan kişinin, yaptığı yanlışın hesabını vermek yerine kendisini haklı göstermeye çalışması ve mağdur olan kişiyi susturmasıdır.”
-*-*-
Yani kişi yerden göğe kadar haksızdır ama yüzsüzlük ederek haklı olanı suçlu durumuna düşürmeye çalışır!
-*-*-
Adam bir akşam ev gelir; karısı, tanımadığı bir adamla kahve içmekte, sohbet etmektedir!
-*-*-
Karısını mutfağa çağıran adam, “kimdir bu adam, nedir senin yaptığın, hiç tanımadığımız erkekleri eve mi alıyorsun? Yoksa sen beni aldatıyor musun?” diye çıkışır!
-*-*-
Kadın, kocasını tutar, salona adamın yanına kadar götürür ve “tanıştırayım kocacığım, sevgilinin kocası” der!
-*-*-
Hipokrasi!
-*-*-
Batıda “hipokrasi” siyasetin en önemli ilkelerinden biri, belki de birincisidir!
-*-*-
Hipokrasi, Türkçede ikiyüzlülük anlamına gelir.
-*-*-
Bir kişinin savunduğu, söylediği veya başkalarından beklediği değerleri kendisinin uygulamaması durumudur.
-*-*-
Adam ağır hırsızdır, hırsızlara laf sokmaya çalışır!
-*-*-
Veya adam mesela eğitim bakanıdır veya fark etmez bakandır, vekildir ama çocuğu özel okulda okur!
-*-*-
Mesela hipokrasinin en utanç verici örneği, Kıbrıs’ta iki eşit devleti savunup, Türkiye’de “şehitler ölmez vatan bölünmez” diye slogan atmaktır!
-*-*-
Bunun, diplomatik – Latince terim ya da deyimlerle “hafifletilmesi” söz konusu değildir!
-*-*-
Avrupalı değerlerde, hipokrasi ya da yavuz hırsızın ev sahibini bastırması gibi durumlar, siyasetçinin istifasını gerektirir!
-*-*-
En iyi ihtimalle özür dilemek lazımdır!
-*-*-
Yalan, uydurma, sallama da önemlidir!
-*-*-
Ayıptır, özrü gerektirir!
-*-*-
Mesela eminim Hasan Taçoy, Girne Belediyesi Açık Pazarı ile ilgili kira bedeli konusunda bilerek yalan söylememiştir ama Girne Belediye Başkanı ve Pazar Yeri Sorumlusu, “söyledikleri yalandır” demiştir!
-*-*-
Taçoy, “çok özür dilerim” derse, Batılıdır… Demezse “KKTC’lidir”…
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Dün dündür, bugün bugündür!
-*-*-
Siyasette bu durum çok normaldir!
-*-*-
Şartlar değişir, bazı özel durumlarla ilgili düşünceler de değişebilir!
-*-*-
Süleyman Demirel’in meşhur sözüdür, “dün dündür, bugün bugündür!”…
-*-*-
Ama Türk siyasetinin en utanç verici konusu “FETÖ” konusudur!
-*-*-
Bir dönem, neredeyse Türkiye’de yaşayan her AKP’li hatta her CHP’linin “hoca efendisi” olan Fetullah Gülen, bir gecede “terörist başı” olabilmiştir!
-*-*-
Hipokrasi ötesi bir durum!
-*-*-
Ve gelelim Bertan Zaroğlu’na!
-*-*-
Zaroğlu, kalktı bir laf etti ve dedi ki, “Haşhaşiler… Yok bilmem neler, kökünüzü sökeceğiz!”…
-*-*-
Kök söktürmek veya kök sökmekle kök kurutmak sanırım farklıdır ki Zaroğlu “kökünüzü kurutacağız” demeye çalışmıştır!
-*-*-
Zaroğlu, “Kıbrıslı Türklerden değil, FETÖ’den ve Fetöcülerden bahsetmiş…”
-*-*-
Tam bir hipokrasi hali!
-*-*-
Tabii ki bu hipokratik durum sadece Zaroğlu’na mahsus bir şey değil; bil- a istisna KKTC siyaseti neredeyse aynı noktadadır; “Erdoğan haydi hepimiz sağa gidiyoruz” dediğinde giderler; “hooop haydi şimdi ileriye” dediğinde asla sorgulamazlar!
-*-*-
Erdoğan, “Şimdi oturuyoruz” dediğinde otururlar, “sıçalım arkadaşlar” derse, üzerlerine sıçmaktan da geri kalmazlar!
-*-*-
Hipokrasinin ve yavuz hırsız ev sahibini bastırır durumunun, KKTC’de ve anası TC’de siyasetin temelinde yer alması “geri kalmışlıkla” alakalıdır!
-*-*-
Eğitimle yakından ilgilidir!
-*-*-
Kültür haline gelmiştir ve değişmek kolay değildir!
-*-*-
Peki ne yapmak lazım?
-*-*-
Çok bir şey yapabileceğimizi düşünmüyorum!
-*-*-
Sistemi değişmek kolay değil!
Çünkü siyaset olduğu gibi sistemin en önemli parçasıdır!
-*-*-
Seçimle bazı şeyler düzelemez çünkü kim seçilirse seçilsin, sistemi değişmek gibi bir plan ya da programdan çok “biz daha iyiyiz”i öne çıkarmak var!
-*-*-
İçinde olduğumuz durumda; mesela dün sabah izinliydim, tv programım yoktu, Güney’e geçip dönmek istedim; kuyruk, inanılmazdı!
-*-*-
İnsanlar neden Güney’e gidiyor?
-*-*-
Okumaya?
-*-*-
İşe?
-*-*-
Gezmeye?
-*-*-
En kötüsü alışverişe?
-*-*-
Bence, evet hepsi için gidilebilir ama asıl gidiş sebebi, “sistem”dir!
-*-*-
Tıkır tıkır çalışan bir sistem!
-*-*-
Aksaklıklar elbette var, çürük elma o tarafta da çok ama sistem saat gibi çalışıyor!
-*-*-
Çocuklarımız neden yurt dışında okumayı tercih ediyor?
-*-*-
DAÜ, LAÜ, UKÜ çok yakından bildiğim, çok kaliteli üniversitelerdir ama mesela biz kendi kendimize DAÜ’yü bitirmek ve batırmak için çaba harcıyoruz!
-*-*-
Çocuklar yurt dışına gidiyor, “sistem” görüyor, KKTC’ye dönüp baktığında gülmek bile içinden gelmiyor!
-*-*-
Çözüm?
-*-*-
Evet çözüm?
-*-*-
Hırsızlar, faşistler, çökücüler, yiyiciler, yutucular anında saldırıya geçecek biliyorum da “tek yol devrim” diyorum!
-*-*-
Hangi devrim mi?
-*-*-
“Kıbrıs meselesinin siyasi çözümü” tabii ki!
-*-*-
İki bölgeli, iki toplumlu, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözüm elbette devrimdir!
-*-*-
Oldu; oldu!
-*-*-
Efendim Hristodulidis iyi niyetliydi, kötü niyetliydi, şuydu, buydu, ELAM’dı, Kilise’ydi geçiniz…
-*-*-
Sistemsizlikten kurtulmanın tek yolu siyasi çözümdür!
-*-*-
Haaaaa; sistemsizliği boş verin; hipokratik siyasetimizi geçin, yavuz hırsız ev sahibini bastırırcıları unutun; beş, bilemediniz on sene sonra, yokuz!
-*-*-
Efendim karma oy kaldırılmalı mı?
-*-*-
Efendim veto ettim!
-*-*-
DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı’nın değiştirilmesini de veto edeceğim!
-*-*-
Eeeeee; TC Büyükelçisi’nin yanındaki üç beş dilbandiyle KKTC’yi yönetiyor olmasını günde üç öğün yemekten sonra yutmak çok mu normal?
-*-*-
Neyse!
İzindeyim; bayağı da sağlığımı bozdum!
-*-*-
Daha fazla sağlığımı bozup, mesela delirip, onu bunu öldürmek istemeyeyim!
-*-*-
Bazılarına küfür etmişler; bana her gün ediyorlar; o da birilerini öldürmemek için kendini zor tutuyormuş!
-*-*-
Yapma be!
-*-*-
Sadece düşüncelerinden dolayı sana küfredilince mi siyaset yapmak aklınıza geliyor?
Ki bu da ayrı bir mesele!