Corrupt sistemler çözüm üretemez; seçime değil sistem değişikliğine ihtiyacımız var!

Serhat İncirli

Filo Jet battı…

İhmal vardı!

Bu kesin!

13 kişi yaşamını yitirdi!

Süreç devam ediyor, gemiler, helikopterler bu satırlar yazılırken 15 kişi kaldığı açıklanan kayıp insanları aramaya devam ediyordu!

-*-*-

Gemi batmadan su yüzünde tutulabilir miydi?

Kaza yerine ilk ulaşan sahil güvenlik veya TSK’nın kruvazöründe balon sistemi diye anlatılan sistem yok muydu?

-*-*-

Gemi iki saat batmadan su üzerinde durdu; o iki saatte o insanlara neden veya niye ulaşılamadı?

-*-*-

Rakam doğru muydu?

Ki en korkunç dedikodu da budur derken, bu arada müzik yayını olduydu olmadıydı kavgası da başladı!

-*-*-

Hayat devam ediyor!

Ve evet müzik yayını olacak!

-*-*-

Ölenlerin acısı önce düştüğü yeri yakıyor ama herkes bilmelidir ve bilmek zorundadır ki; hayat devam edecektir; etmelidir!

-*-*-

Düğünler iptal mi edilsin?

Şaka mısınız?

Aylar öncesinden rezervasyonları yapılmış, haftalar öncesinden yer, yemek, müzik masrafları ödenmiş!

İptal mümkün mü?

-*-*-

Niye iptal edelim?

Etraf görsün ve “sosyal medyada biz bravo desin” diye mi?

-*-*-

Bir bakanın – başhekim eşi, bu ülkenin en değerli marka restoranlarından birini eleştirmiş; “müzik çalıyorlar” demiş!

Gören duyan da sanacak ki ilgili bakan ve değerli eşleri; siyahlar giymişler, Suudi Arabistan’ın ünlü Quran TV’sinde, Mekke – Medine – Mesci-i aksa görüntüleri ile 24 saat Kuran dinleyip, ağlıyorlar!

-*-*-

Yapmayın!

Hepimiz üzüldük!

-*-*-

Haaa sevgili başhekim bacımız başkalarından daha çok üzülmüşse; kocasına anlatsın ve desin ki; “Türkiye’de, KKTC’ye gelmek için bekleyen 600’den fazla tır var… Ne yapıyorsunuz Özdemir?”

-*-*-

Fi,lo Jet’in sahibi olan Filo’nun iki büyük gemisi vardı… Zaten tüm seferleri iptal…

Hepsi iptal…

-*-*-

Öteki firmamız Akgünler’in de bir araç taşıyan gemisi iptal!

Eksikleri varmış, umarım bir an önce o eksikler de giderilir!

-*-*-

Bu süreçte bir çözüm bulunması lazım…

-*-*-

Bekleyen tırlardan ikisinde “ilaç” olduğu da söyleniyor!

-*-*-

İyi yönetici olmak, bu krizi de bir an önce önlemektir!

-*-*-

Haaa ne yaparsınız?

KKTC’deki “ehil” gemi şirketleri taşıyacaksa, bir an önce organize olursunuz!

-*-*-

Değilse, Türkiyeli firmalardan destek istersiniz!

Sonuçta onlar da paralarını alacak!

-*-*-

Burada olsun “corruption” dedikodu çıkmasına müsaade etmeseydik keşke!

-*-*-

Ama olmuyor!

Ne yazık ki, bu acı durumda bile, hem Türkiye’den hem de KKTC’den bazı kötü niyetli kişiler, bu kaotik – acil ve ekonomik krize sebep olabilecek meseleye, “tilki” gibi yaklaşıyor!

-*-*-

Sayın bakan eşi başhekim bacımız; müzik çalmak zorunda olan iş yerlerini eleştirmeden önce, ülkeyi batırmak üzere olan hem anavatanınızın hem de yavrusunun yetkililerini – kocanız en başta – uyarsaydınız keşke!

-*-*-

İşin özü şudur: KKTC’de gerçek anlamıyla corruption vardır!

-*-*-

Corruption, İngilizce bir kelimedir ve Türkçede tek kelimelik karşılığı yoktur!

-*-*-

Anlamı, “yolsuzluk, yozlaşma, rüşvet ve görevi kötüye kullanma”dır!

-*-*-

KKTC “yolsuzluk, yozlaşma, rüşvet ve görevi kötüye kullanma” kokmuştur!

-*-*-

KKTC corruptır!

-*-*-

Bunun tek başına sorumlusu elbette Türkiye Cumhuriyeti değildir ama “uluslararası hukuk” gözüyle de bakarsanız, basit insan gözüyle de bakarsanız, asıl sorumluluk kesinlikle Türkiye’dedir!

-*-*-

KKTC’deki bu “kalın bağırsak” sistemini türkiye yaratmıştır!

-*-*-

Düşünün ki, şu anda hiçbir siyasi parti, bu sistemi değişeceği iddiasını öne çıkarabilecek durumda değildir!

-*-*-

İktidarı – muhalefeti, hükümete gelmesi halinde Türkiye ile ilişkileri çok daha iyi seviyeye çekmekten söz etmektedir!

-*-*-

Haaaa Türkiye’nin Ada’da hakları var mıdır?

O ayrı mesele!

O başka zamanlarda konuşulabilecek, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, Birleşik Krallık’ı ve Yunanistan ile BM’yi ilgilendiren bir konudur!

-*-*-

Şu anda yapılması gereken, acil ihtiyacımız olan gemi taşımacılığını yapacak gemilerin, güvenilir bir şekilde denetlenmesi ve seyre çıkmasıdır!

-*-*-

İki limanın sabah – akşam gündüz gece çalışarak, o 600 gemiyi en kısa sürede boşaltmasıdır!

-*-*-

Ama ikinci acil mesele, seçim değildir!

Kıbrıs’ta çözümdür!

Çözüm, siyasi istikrardır…

Çözüm, Avrupalı – yasal – denetlenebilir denetimdir…

Çözüm, “yolsuzluk, yozlaşma, rüşvet ve görevi kötüye kullanma”nın, acil durumlarda bile kendini rahatça gösterememesidir!

-*-*-

Evet, şu anda en acil iş, kayıp insanlara ulaşmak ve belki o batığı oradan alıp, inceledikten sonra, turizm maksatlı olarak da kullanılabilmesi, dalgıçların oraya kadar inebilmesi adına sahile yakın bir yere, mesela 30 – 35 metre derine bırakılmasıdır!

-*-*-

Ama Aralık’ta seçim yapıp, kimse kusura bakmasın ama “yolsuzluk, yozlaşma, rüşvet ve görevi kötüye kullanma”yı yani corruption’u anasıyla birlikte sistem içerisinde bırakacaksanız; vazgeçin!

O seçim bir boka yaramayacak!


Kıbrıs Sosyalist Partisi… Seçimlere girse, yüzde 1 oy almayacak… ama bu partinin yetkililerinin ya da üyelerinin derdi, seçime girmek değil… Genel Sekreter Mehmet Birinci (fotoğrafta) dün muhteşem bir açıklama yaptı… Lütfen masallara, hikayelere, propaganda maksatlı yapay zeka destekli basın açıklamalarına değil; Birinci’nin sosyal medyadan da paylaştığı değerlendirmeye bakın: (Kısa bir özet…)  “…  Sorun yalnızca bir gemi değildir. Sorun, insan hayatını kârın altında gören düzendir…. Ankara da bu tablonun dışında değildir…. Kuzey Kıbrıs üzerinde siyasi ve ekonomik olarak belirleyici bir güce sahip olan Ankara, işler iyi gittiğinde etkisini sahiplenip işler kötü gittiğinde “yerel yönetimin sorumluluğu” diyerek kenara çekilemez. Vesayet varsa sorumluluk da vardır.”